Bu yazının ilk bölümünü Türk Telekom Grevinde Kim Kazandı? – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Gelin şimdi bir önceki bölümde belirttiğimiz bu önemli iki madde üzerinde tartışalım;
Türk Telekom’un personel yapısını az buçuk bilenlerin gözünden kaçmayacak bir husus var. O da Türk Telekom’da 10 yıldan beri ünvan yükselmesi yapılmamasıdır. Nedeni özelleştirilecek bir kuruluşta ünvan yükselmelerinde, siyasi tercihlerin etkilerini en aza indirmenin amaçlanmış oluşu olarak açıklanıyor. Ancak, Türk Telekom yönetimi isteseydi % 55 hisse devrinden sonra, kurum içinde açacağı ünvan yükselme sınavı sonucunda şu anda kapsam dışına almaya çalıştığı 4000 kadar personelin en az yarısını, ünvan yükselmesi yoluyla kapsam dışına alabilirdi. Bu yapılmış olsaydı da, bu gün Sendika ile Kapsam dışına almayı tartıştığı personel sayısı 4000 değil çok daha az olurdu.
Burada şunu da hatırlatalım; bir önceki dönem Toplu İş Sözleşmesinin bitmesinin ardından Grev ve Lokavt Kanunu gereğince, kapsam içi olmasına rağmen işletmenin zorunlu gereksinimleri için greve katılamayacak işçi sayısının tespitinde, zamanın Türk Telekom yönetimi, tamamen sendikanın isteklerini dikkate aldı ve olması gerekenden daha az sayıdaki personeli, grev kapsamının dışında tuttu.
İkinci en önemli uyuşmazlık konusunun ; aynı işi yapan kapsam dışı personel ile kapsam dışı personelin ücretlerinin eşitlenmesi talebi olduğunu bir önceki bölümde belirtmiştik. Hem Sendikanın, hem de Türk Telekom’un yaptığı açıklamalardan; yönetimin bu eşitsizliğin giderilmesi için Mart.2008’den başlanılmak üzere, 25 milyon YTL.lik bir bütçe ayırmayı kabul ettiği ve oluşturulacak tarafsız bir kurulla, ücret farklılıklarının giderilmesi için bu bütçenin planlaması teklifinde bulunduğu görülüyor. Ama bu teklifin, görüşmeler sırasında kabul edilmediği anlaşılıyor.
Bu arada, Sendikanın görüşmeler sırasında başka bir özelleştirilen şirket olan Petrol Ofisini örnek gösterdiğine işaret eden Genel Müdür, o şirkette çalışanların ücretlerinin Türk Telekom’dan daha aşağıda olduğunu örneklerle gösterdiği görülüyor.
Önemli bir başka uyuşmazlık konusu da Türkiye Haber İş Sendikasının, kazanılmış hakları olduğunu belirttiği 112 günlük ikramiye ödemesi. Sendika bu ikramiyenin 60 günlük kısmının Türk Telekom tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığını belirtiyor. Kulağımıza gelen durum, tam böyle olmadığına işaret ediyor. 6.Dönem Toplu Sözleşme sırasında şartlı verilen kısım, Sendikanın başlangıçta talep ettiği yüksek ücret artışına tepki olarak, Türk Telekom’un “Siz bu kadar yüksek ücret artışı talebiyle karşımıza çıkarsanız, biz de adı üstünde “devlet ikramiyesi” olan 60 günlük ilave tediyeyi ödemeyiz” yaklaşımı gösterdiği görülüyor. Daha sonra yapılan görüşmelerde, Türk Telekom’un 112 günlük ikramiyeyi ödeyeceğini belirttiği, ama bu sefer de Sendikanın talebini, SSK primi kesintisini ileri sürerek 120 güne çıkardığı görüldü.
Tüm bu konulara bakarak, Sendikanın greve gitme gerekçesi olarak belirttiği anlaşmazlıkların, ülkeyi zorlayacak bir grevi başlatmasının ardında çok da haklı sebeplerin bulunmadığı kanaatine varıyorum.
Peki ne oldu? Bu gün grevin başlamasının üzerinden 38 gün geçti. Grev süresince 250’ye yakın fiber optik kabloların kesildiği, 350 civarında saha dolabının yakıldığı veya tahrip edildiği, yine 250 civarında bakır kablonun kesildiği ve grevin ilk günü Polnet dahil bir çok kurum ve kuruluşun yanı sıra cep telefonları dahil ülkede bir çok yerde haberleşmenin kesintiye uğradığı, bu gün ülke genelinde 100 binlerce abonenin haberleşmesinin kesik olduğu, bankalar, önemli ekonomik kuruluşların zaman zaman gerek telefon bağlantıları ve gerekse de internetlerinin kesildiği, elektronik ticaretin tam da gelişme arifesinde zarar gördüğü ve tüketicilerin mağdur edildiği görülüyor ama bence asıl zarar gören başka bir şey oldu; ülkemizin en büyük kuruluşlarından Türk Telekom’un kurumsal kimliği epeyce zarar gördü.
Bir Şirketin çalışanlara sağlayacağı katkı ancak o şirketin değerinin yükselmesi ile mümkün olacaktır. Değerini kaybeden, müşteriler nezdinde kurumsal kimliği zedelenen, müşteri kaybına uğrayan şirketlerin çalışanlarına verebileceği imkanlar giderek azalır. Görülen o ki, Türk Telekom kendi içinde şiddete varan kavgaların olduğu bir kurum. Ne dersiniz, bu dışarıya nasıl bir görünüm veriyor?
O halde gelin yeniden birlikte düşülelim; Türk Telekom grevinden kim karlı çıktı? Grevi güç gösterisine döndürdüğü düşünülen Haber İş Sendikası mı? Maaşlarının daha fazla artacağı düşüncesiyle greve giden ve yarın yeniden işine döndüğünde değerinden bir şeyler kaybetmiş bir şirkette çalışacak olan kapsam içi personel mi? Ülkenin haberleşme yönüyle içine düştüğü aksaklıklar dolayısıyla malını satmakta zorlanan üretici, bankalarda işini gören vatandaş, acil durumlarda ambulansa, emniyete ulaşamayan sabit telefon müşterisi mi? % 45 kamu payından dolayı hem meydana gelen sabotajlardan dolayı, hem elde edilemeyen gelirlerden dolayı zarara uğrayan devlet mi? Yoksa yasalar gereği çalışmak zorunda olan, fakat grev kırıcılığı ile suçlanan, her vesile ile düne kadar birlikte çalıştığı mesai arkadaşlarının sataşma, tehdit, hakaret dahil her türlü yıldırma çabaları karşısında psikolojisi bozulan kapsam dışı Tip 2 ve Tip 1 elemanlar mı? Sahi sizce kim karlı çıktı bu grevden?
Anlayan varsa bir adım öne çıksın !
Yorum Yazanlara Not : Bazı okuyucularımızın, maksadı aşan küfürlü ifadeler kullandıkları ya da belgeleyemeyecekleri yorumları yazdıkları görülüyor. Ondan sonra da yorumlarının yayınlanmamasına “taraflılık” iddiasında bulunanlar var. Ancak hatırlatalım, kişilere, kurumlara ya da devlete yönelik suçlama içeren bir yorum yapıldığında, belgesini gösteremezseniz, siz suçlu duruma düşersiniz. Bunu yorum yazarken hatırlamanızı ve yorumlarınızı hukuk ve saygı çerçevesinde yapmanızı diliyoruz.



Kaynak : 