Türkiye Haber İş Sendikası, sitemizde Bir Kapsam İçi Personelden Grev Değerlendirmesi başlığı ile verilen yazıya bir açıklama gönderdi. Açıklamayı aynen yayınlıyoruz :
Sayın Türk.internet.com yetkilileri;
Türk Telekom işyerlerinde uygulamaya koyduğumuz grevin üzerinden geçen 38 gün sonunda gelinen aşamada kapsam içi bir çalışandan geldiği ifade edilen “ Bir Kapsam İçi TT Personelinden Grev Değerlendirmesi” başlıklı 20.11.2007 tarihinde yayımlanan mektubun bazı bölümleri ile ilgili aşağıdaki yorumlarımızın sitenizde yayınlanacağı inancı ile takdim ediyoruz.
Sitenizi ve özellikle toplu iş sözleşmesi sürecinde yaşanan gelişmeleri aktardığınız haber ve yorumları sendika olarak büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Bu görevi yaparken mümkün olduğu kadar tarafsız kalmaya özen göstermenizi bizimde memnuniyetle karşıladığımızı belirtmek isterim.
Söz konusu mektupta yapılan ve bazı bölümlerinde derinlemesine bir bilgi birikimine ihtiyaç gösteren değerlendirmeler yapan bir üyemizin bulunması bizleri son derece gururlandırmıştır. Bununla birlikte bu üyemizin, bir kısım konularda muhtemelen yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı için yanlış değerlendirmeler yaptığı görüldüğünden bu hususlarda açıklama yapılması zarureti hasıl olmuştur.
Her şeyden önce Türkiye Haber-İş Sendikası özelleştirme ile ilgili olarak hiçbir dönemde pembe bir tablo çizmemiştir. Türkiye’de özelleştirme uygulamalarının yaşandığı son yirmi yıl boyunca, çalışanların yaşadığı mağduriyet ortada iken bunu görmezden gelerek pembe bir tablonun ne şekilde çizileceğini de anlamak mümkün değildir. Özelleştirme öncesi Türk Telekom personel profili değerlendirildiğinde; Türkiye Haber-İş Sendikasının çalışanların yaklaşık yarısını temsil ettiği, diğer personelin ise kadrolu veya sözleşmeli statüde çalıştığı, dolayısı ile sendikamız ile hukuki bir bağlarının ve temsillerinin söz konusu olamayacağı görülmektedir. Nitekim o dönemlerde özelleştirmenin engellenmesi için sendika olarak her türlü yasal zeminde mücadele verilir iken, bazı çalışanların kurduğu sandık ve dernek yöneticileri şirketi satın almaya varan çalışmalara girişmişler ve böylece özelleştirmenin yanında yer almışlardır.
Unutulmamalıdır ki Türkiye bir hukuk devletidir ve yapılan her şey hukuki denetime tabidir. Bu açıdan bakıldığı zaman özelleştirmenin iptali için yargıya gidebilecek durumda olanların bunu dahi göze alamadığı, sadece Türk Telekom’da çalışanları temsil eden Türkiye Haber-İş Sendikasının açtığı davanın devam ettiği görülecektir.
Dava süreci takip edilmekle beraber, Türk Telekom hisselerinin %55’i özelleştirildiğine göre, işyerimizin bu yeni statüsüne uygun politikalar üretmek, işimize ve geleceğimize sahip çıkmak temel bir politika olarak benimsenmiştir. Bu değişimin çalışanlarımıza anlatılması ve VII.dönem toplu iş sözleşmesi teklifimizin hazırlanmasında esas alınacak politikaların belirlenmesi amacıyla yeni yönetim olarak göreve geldiğimiz 29 Mayıs 2006 tarihinden itibaren bütün Türkiye adım adım dolaşılarak işçilerimiz ile toplantılar yapılmıştır. Dolayısı ile taleplerimizin tamamı üyelerimizin istek ve görüşlerini yansıtmaktadır.
Toplu sözleşme sürecinin Şirket tarafından bilinçli olarak genel seçimler sonrasına bırakıldığı tespitine de katılmak mümkün değildir. Toplu iş sözleşmesinin yetki ve çağrı aşamasından imzalanmasına yahut uyuşmazlık ile sonuçlanması halinde grevin uygulanmasına kadar olan bütün aşamalarda takip edilmesi gereken hususlar ve emredici nitelikteki süreler 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nda ayrıntılı bir şekil şartına bağlanmıştır. Dolayısı ile tek taraflı olarak bu sürelerde herhangi bir değişiklik yapma, öne alma veya öteleme imkanı yasal olarak mümkün değildir. Kaldı ki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başladığı tarihteki normal seçim takvimine göre seçimlerin Kasım ayı içinde yapılması gerekir iken, erken seçim Türkiye’nin gündemine aniden gelmiş ve toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin normal süresi ile çakışmıştır.
Toplu iş sözleşmesi sürecini başından beri takip eden bütün üyelerimiz, internet web sayfamız ve cep telefonlarına gönderilen SMS mesajları ile gelinen her aşamadan, işveren ile yapılan her toplantıdan ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilmiştir. Bu nedenle, konuşulan ve konuşulmamasına rağmen yanlış değerlendirilen konularda üyelerimize aktarılan dışında saklanan bir sır söz konusu değildir.
Gelelim Türk Telekom kablo ve sistemlerine yapılan sabotajlar nedeniyle sendikamızın yeteri kadar proaktif olamadığına ilişkin yorumlara. Daha grev uygulamaya konulmadan sabotaj olaylarına karşı dikkatli olunması şeklinde bir duyuru yapılmış olsaydı, bu defa malum çevreler “minareyi çalan kılıfını hazırlar” misalinden hareketle yine sendikamızı ve üyelerimizi suçlama gayreti içine girmiş olacaklardı. Grevin daha ilk günü bu tür olaylar ile sendikamız ve greve katılan üyelerimiz arasında bir bağ kurulmaya çalışılması karşısında teşkilatımıza bir genelge gönderilerek her kademedeki sendika yönetici ve temsilcilerinin son derece dikkatli olması uyarısında bulunulmuş, yapılanların grevimizi sabote etmeye yönelik olduğu ve nefretle kınandığı ifade edilmiştir. Daha sonraki her duyuruda, basın açıklamasında, televizyon veya radyo programında da bu hususun üstü özellikle çizilerek yapılanlar kınanmıştır.
Şirketin basını çok iyi kullanarak kendi lehine çevirdiği tespitine katılmamak mümkün değildir. Ancak bu yapılırken, sendikanın kullanma imkanı bulunmayan, değeri milyarlarca lira ile ifade edilen reklam pastası gibi duygusal bir aracın şirketin elinde bulunduğunu da göz ardı etmemek gereklidir.
Saygılarımla
Ali AKCAN
Türkiye Haber-İş Sendikası
Genel Başkanı



Kaynak : 