Türk Telekom tarafından, 14.08.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Sabit Telekomünikasyon Hizmetleri Yönetmeliğinin iptali ve dava sonuna kadar yürütmenin durdurulması istemiyle, Danıştay 13.Dairesinin 2007/13576 E. sayılı dosyasında, Telekomünikasyon Kurumuna karşı 10.10.2007 tarihinde açılan davada yürütmeyi durdurma kararı verildi.
Davada kasım 2007 tarihli ara karar ile davalı kurum savunmasının alınmasına karar verilmişti. Bu çerçevede Telekomünikasyon Kurumu savunmasını 28.12.2007 tarihinde dosyaya sunmuş ve dosya 08.01.2008 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin karara bağlanması için tetkik hakimine verilmişti.
Türk Telekom tarafından verilen dava dilekçesinde hukuka aykırılık olarak ;
- Dava konusu yönetmelik ile 406 sayılı yasa ile kuruma (TK) verilen düzenleme yetkisi aşılmış, normlar hiyerarşisine aykırı bir yönetmelik çıkarılmıştır,
- Yönetmelik ile, 406 sayılı yasanın 3.maddesinde yer alan, her bir hizmet için ayrı yetkilendirme yapılması kuralı ihlal edilmiş, birden fazla hizmetin tek bir yetkilendirme ile verilmesi sağlanmıştır,
- Bu düzenleme, Danıştay 13.Dairesinin 24.1.2007 tarih ve 2005/6375 E. 2007/315 K. sayılı kablo kararı ile benimsenen “her hizmet için ayrı yetkilendirme” ilkesine aykırıdır,
- Bu yönetmelik ile 2.tip telekomünikasyon ruhsatı ile sunulabileceği Kabul edilen hizmetler ancak imtiyaz sözleşmesi ile verilebilecek türden hizmetlerdir, Türk Telekom’un 6.550.000.000. USD bedel karşılığında ve imtiyaz sözleşmesi ile sahip olduğu haklar cüzi bir bedel karşılığında ve 2.tip ruhsat ile işletmecilere sağlanmak istenilmektedir, TT ile TK arasında imzalanan 14.11.2005 tarihli imtiyaz sözleşmesinin 3.maddesinde TT’nin sunabileceği Kabul edilen hizmetlerden altyapı kurma hakkı dışındaki tüm hizmetler STH ile sunulabilecek haldedir,
- 406 sayılı yasanın 3.maddesinde “numaralandırma”nın kıt kaynak olduğu, kıt kaynaklara dair hizmetlerin imtiyaz sözleşmesi ile yürütülmesinin yasa gereği olduğu, buna karşın yönetmelik ile bu hizmetin 2.tip ruhsat ile yürütülmesine imkan tanındığı,
maddeleri belirtilerek, iptal isteminde bulunuldu. Bu tezlere karşılık olarak TK savunmasında ise;
- Düzenlemenin normlar hiyerarşisine uygun olduğu, davacının iddiasının maddi temelinin bulunmadığı,
- Danıştay 13.daire (kablo) kararının temyiz edildiği ve halen temyiz incelemesinin sürmekte olduğu, kararın esas yönünden yerinde olmadığı,
- 406 sayılı kanun 1. Ve 3.madde hükümleri çerçevesinde telekomünikasyon hizmetlerinin birden çok faaliyeti içerebileceği, STH benzeri birden fazla hizmeti içerir yetkilendirmenin Yönetmelik EK-A1, EK-A2, EK-A4, EK-A11’de tanımlandığını, en iyi örneğin TT ile imzalanan imtiyaz sözleşmesi olduğunu, imtiyaz sözleşmesi ile TT’ye birden fazla hizmeti sunma imkanının sağlandığını, aynı şekilde Türksat ile imzalanan sözleşme ile de birden fazla hizmetin sunulması hakkının şirkete sağlandığını,
- Günümüz teknolojik gelişmeleri ile sabit karasal telekomünikasyon şebekesi üzerinden her türlü ses, veri ve görüntü iletimimim yapılabilir hale geldiğini, STH işletmecilerinin bu teknolojik imkan sayesinde abonelere birden fazla hizmeti birarada sunabilecek halde olduğunu, bunun 406 sayılı yasada da öngörülen verimlilik ilkesine ve tüketici yararına da uygun olduğu,
- STH’nin telefon hizmeti alanında ana telefon işletmecisine, genişbant internet hizmetin de ise ADSL’e rakip olduğu, dolayısıyla STH’nin halen tekel konumunda olan TT’nin karşısında rekabeti sağlayacağı, davanın asıl amacının TT’nin tekelci yapısını sürdürme gayreti olduğu,
- AB’nin 2002/20/EC ve 2002/21/EC direktifleri ile yetkilendirme kapsamının mümkün olduğunca geniş tutulması (birden fazla hizmeti birarada içerecek şekilde) ve pazara giriş engellerinin kaldırılmasını içerdiği, düzenlemenin AB normlarına uygun olduğu,
- STH yetkilendirmeleri ile 2008 yılında hazineye ciddi bir gelir girişinin beklendiği, özelleştirme geliri ile işletmeci geliri arasında paralellik kurulmak istenmesinin yerinde bir yaklaşım olmadığı,
- Numaralandırmanın kıt kaynak sayılmasının işletmeci sayısının sınırlandırılması anlamına gelmediği,
- 2006 yılında TT’nin şehiriçi görüşme gelirlerinin toplam sabit telefon gelirlerinin yaklaşık olarak %44’ünü oluşturduğu, STH ile pazar payında daralma olacağını düşünen TT’nin bu amaçla dava açtığı,
- TT’de yaşanan grevin sadece TT’nin hizmet sunmasındaki olası riskleri ortaya koyduğu, STH ile birden fazla işletmecinin rekabet içerisinde telefon hizmetlerini sunmasının hedeflendiği,
belirtilerek davanın reddi istendi. Danıştay da henüz esas kararını vermedi ama yürütmeyi durdurdu. Telekom sektörü bu mahkeme sürecinin Türk Telekom ile Telekomünikasyon Kurumu arasındaki bir paslaşma olduğu iddiasında.
Sabit Telefon Hizmetleri yönetmeliği ile verilecek olan lisans, Türk Telekom dışındaki telekom firmalarının şehiriçi ses trafiği konusunda hizmet verebilmelerinin önünü açacak. Bu yönetmelik Telekomünikasyon Kurumu tarafından haziran ayında kabul edilmiş ve ağustos ayında Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Serbetleşmede en önemli adımlardan birisi olarak yorumlanan yönetmeliğe Türk Telekom’un yaptığı itiraz temel olarak Kablo İnternet konusunda yapılan itiraz ile aynı yönde ve tek bir lisans ile birden fazla telekom hizmetinin verilemeyeceği tezini taşıyor. Ancak bir türlü çıkarılmayan Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı, bu konuda daha da ileriye giderek, lisanslar yerine hizmetlerin bildirim usulü ile yapılabilmesine olanak sağlıyor. Bir sektör uzmanı şunları söyledi:
Telekomünikasyon Kurumu’nun hem Avrupa Birliği süreci, hem de telekom sektöründeki rekabetin ve serbestliğin oluşmakta olduğu fikrini vermesi açısından bazı düzenlemeleri yapıyor. Ancak hemen arkasından geciktirici bir işlem geliyor. Mesela mahkeme bunun bir yolu. Olayı en az 2 sene geriye atıyor. Zaten duruma bakarsanız göreceksiniz, 1 ocak 2004’de serbestleşme ilan edildi ama 4 yıl sonra bugün hala telekom firmaları ADSL veremiyor ya da şehiriçi ses trafiğini sağlayamıyor. Telekomünikasyon Kurumu ne yapıyor ya da neden bunları böyle yapıyor merak ediyoruz doğrusu.
Telekomünikasyon Kurumu yetkilileri, yürütmesi durdurulan yönetmelik yerine yenisini çıkarabileceklerini ifade ediyorlar ama uzmanın da söylediği gibi, her işlem Türkiye Telekom sektörünün serbestleşmesinde bir başka gecikmeye neden oluyor.



Kaynak : 