Yargıtay, 6 Şubat depremleri sonrası binlerce depremzedenin beklediği DASK kapsamındaki zorunlu deprem sigortası ile ilgili emsal niteliğindeki kararını açıkladı. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ise bu kararla ilgili bir açıklama yayınladı. Karara göre DASK, hasarları poliçede yazan tutar üzerinden ödeyecek. Karar sonrası da DASK durdurduğu hasar ödemelerine başlayacak.
DASK sigortası yaptıranların ödediği poliçe primlerden oluşan fonları ve bu fonlarla alınan reasürans koruması ile deprem sonucu oluşan hasarların poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere ödemekle yükümlü kamu tüzel kişiliğine haiz bir kurumdur.
2022’nin sonunda DASK, zorunlu deprem sigortasının teminatlarını artırarak, bir konut için 320 bin lira olan en yüksek teminat tutarını 640 bin liraya çıkardı. Bu artışlar tebliğ olarak yayımlandı ve ‘yeni teminatlardan yararlanmak için ek prim ödeyerek poliçelerinizi yenileyin, zeyilnamenizi yaptırın’ duyurusu yapıldı. Ancak büyük bir çoğunluğun yenilemediği, eski teminatlarla devam etmeyi tercih ettiği görüldü.
6 Şubat depremleri yaşandı ve DASK kanunun hükmettiği gibi zeyilname yaptıranların hasarlarını yeni teminatlar üzerinden; yaptırmayanların hasarlarını ise poliçede yazan teminatlar üzerinden ödedi. Çünkü Kamu Denetçiliği Kurumu, Kahramanmaraş depreminde zorunlu deprem sigortası olup da konutu hasar görenlere DASK’ın, 2022 yılı tarifesine göre ödediği sigorta tazminatının 2023 yılı tarifesine göre ödenmesi yönünde tavsiye kararı da aldı.
Alınan bilgiye göre, DASK Kahramanmaraş depreminde, konutu hasar gören 600 bin vatandaşa 36 milyon TL de ödeme yaptı. Ancak zeyilname yaptırmayanlar da yenilenen teminatlardan yararlanmak için mahkemeye gitti. Mahkemeler farklı kararlar verince DASK Yargıtay’a başvurdu. Bu karar işte onunla ilgili.
DASK’dan yapılan açıklama şu şekilde ;
“Kanun’un verdiği bu yükümlülük doğrultusunda, 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremleri ardından DASK olarak tek önceliğimiz, sigortalılarımızın tazminatlarına bir an önce kavuşması ve mağduriyetlerinin giderilmesi olmuştur. Bu doğrultuda, süreçler en hızlı, en kolaylaştırıcı ve en efektif şekilde ele alınırken, tüm işlemler mevzuata, kanuna, kaidelere uygun olarak ve tüm sigortalılarımıza eşit olacak şekilde yürütülmüştür. Süreç içinde, her zaman sigortalımızın menfaati ön planda tutulmuş ve sigortalılarımıza destek olunabilecek her konuda kendileri lehine çözümler üretilmiştir. Deprem ve diğer doğal afetlerin devletimize getirdiği mali yükü önemli ölçüde azaltmayı ve vatandaşlarımızın afetlerden doğan mağduriyetlerini engellemek amacıyla onlara finansal güvence sağlamayı hedefleyen DASK, kâr amacı gütmeyen bir kurumdur ve gelirlerini sadece sigorta primlerinden ve bu primlerden elde edilen mali gelirlerden sağlamaktadır.
Bahsedilen hususlardan da anlaşılacağı üzere DASK, içinde bulunduğumuz anda yaşayan Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi olan vatandaşlarımızın sahibi olduğu bir sigorta havuzu olup, tek görevi de sigortalılarımızın ödediği primler karşılığında deprem sonucu oluşan hasarlarını, mevzuatın öngördüğü şekilde “poliçe limiti ile sınırlı” olmak üzere ödemektir. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları A-4 maddesinde de Sigorta Bedelinin Tespiti hususuna yer verilmiş olup ilgili maddede Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı’na atıf yapılarak sigorta bedelinin her halde “azami teminat tutarından çok olamayacağı” belirtilmiştir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi rayiç değer esaslı bir sigorta niteliğinde olmayıp ve zeyilname düzenlenmeksizin ek prim alınmaksızın değişen tarifeye göre otomatik olarak ödeme yapılmasını talep etmek, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları genel şartları ile uyuşmamaktadır.
Yapılan itirazlar sonucu konu üst karar mercii olarak Yargıtay’a taşınmış olup, Yargıtay da konunun esasına ilişkin emsal bir karar (2023/1340 E. 2024/5473 K.) alarak, DASK’ın sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğuna hükmetmiş ve Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından alınan kararı bozmuştur. Böylece, Bölge Adliye Mahkemelerimizin (İstinaf) DASK’ın “ek prim alınmaksızın güncel tarifeden ödeme yapamayacağı ve tazminatın poliçe bedeli ile sınırlı olduğuna” dair halihazırda verdiği emsal kararının da ardından, aksi görüşlerin herhangi hukuki dayanağı olmadığı kesinleşmiştir.”



Kaynak : 