Bir süreden beri “kriz kriz” deyıp duruyoruz. Ama yollara baktığımızda Maşallah arabalar vızır vızır; köprü(ler) her daim kilitli ve caddelere kimbilir her dakika kaç adet yeni ve bir pahalı otomobil çıkıyor.
Daha dün, bir toplantı için gittiğim Ankara’da Mobisad Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Murat Dursun’la konuşurken bana bir süre önce söylediği sözlerini tekrarlıyor;
Evet, Türkiye, türbülans nedeni bulut kümesine girmekte olan bir uçak gibi sarsılıyor. Ama, eğer serinkanlı olur; doğru yerde, doğru adımları atarsak en azından bu gibi durumlarda nasıl hareket etmemiz konusunda bir şeyler öğrenmemiz hasebiyle karlı bile çıkmış sayılabiliriz.
derken, finans sektörü içinden de benzer yaklaşım ve değerlendirmelerin yapıldığını görüyorum. Ekonomiyle içli-dışlı pek çok kimsede aynı kafa karışıklığı görülüyor: ibreler tektonik bir sarsıntıyı ölçen sismometre gibi bir o yana bir bu yana salınıyor. Yerli, yabancı pek çok girişimci ülke ve dünya konjonktürüne bakarak kötümser bir yaklaşım sergilemiyorlar. Evet, kimse; “Bugünden yarına her şey düzelir.” deyip suni bir iyimserlik sergilemiyor, ancak durum o kadar da kötü değil aslına bakarsanız.
Geçtiğimiz haftalar içerisinde bir çok çokuluslu bilişim şirketi Türkiye’nin kendileri için her zamankinden daha fazla gelecek vaat ettiğini söylediler. Tabi, o sıralarda hükümetin sahibi konumundaki AKP hakkında açılan dava ortalarda yoktu. Ancak, borsaya bakarak piyasaların bu konuya pek de önemsediğini sanıyorum.
Türk Sanayici ve İşadamları Derneği(TüSİAD) ile Merkez Bankası’nın birlikte hazırladığı “İş gücü Gelir, Harcama ve Yoksulluk Açısından Türkiye’de Hane halkı” raporu piyasalarda ne olup bittiğinin bir özeti gibi. Rapordan çıkan en önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken sonuçlardan birini halkın tasarruf eğiliminde yaşanan azalma ve tüketim ihtiyaçlarının borçla kapatılmaya çalışılması oluşturuyor.
Gelir dengelerinde özellikle son dönemlerde belirgin bir şekilde yaşanan bozulmanın düzenli olarak yardım alan yoksulların oranında artışa neden olduğu görülüyor.
Merkez Bankası, 2007 yılı işsizlik oranını 9.9 olarak açıkladı. Ancak, hatırlanacağı gibi bir önceki yıl içinde aynı oran sunulmuştu. Bu, nasıl olup da kapanan işyerleri veya küçülmeler dolayısıyla işsiz duruma düşenlerin bu rakamda bir değişikliğe yol açmadığını açıklayamıyor. Yani gerçekte ifade edilmesi gereken işsizler rakamı 12.4’dür.
Türkiye’de, son yıllarda yakalanan hızlı kalkınmanın devam ettirilebilmesi için, tam anlamıyla rekabetçi ekonomi yöntemlerinin uygulanması, özelleştirmelerin tamamlanması ve yabancı sermayenin ekonomiye kazandırılması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor.
Ekonomide öne çıkan önemli konulardan bir diğerini de verimlilik oluşturuyor. Bu açıdan, kamu kurum ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen verimlilik artırıcı stratejilerin ivedilikle hayata geçirilmeleri gerekiyor.
Emtia fiyatlarında özellikle son aylarda yaşanan yükselme Türkiye’nin, halihazır cari açığının artmasına neden oluyor. Ancak, ekonomide yaşanan gelişmeler bunlarla da sınırlı değil. Geçtiğimiz günlerde önemli teknoloji zincir marketlerinden birine ortak olan İngiliz RP Capital Group’tan Alper Öztürk, son dönemde global piyasalarda yaşanan kriz nedeniyle oluşan olumsuz havanın gelişmekte olan piyasaları fazla etkilemediğini, bu nedenle de Türkiye’de iş yapmak istediklerini ifade etti. Türkiye’de, hareketli bir Pazar olduğunu ve bunun uzun süreden beri yaptıkları tetkikler neticesinde daha da iyi gözlemlediklerini ifade eden Öztürk, ortaklarıyla Türkiye pazarında uzun vadeli planları olduğunu söyledi.
Ülkemizin müzmin derdi, enflasyon konusuna gelirsek son 2 yıldır hedef olarak açıklanan % 4 yerine göstergeler % 8’ler düzeyinde gerçekleşiyor. Ekonomide dillendirilen ortak görüş enflasyonun düşeceği değil, bilakis yükseleceği yönünde. Bu nedenle Merkez Bankası’nın artık enflasyon konusunda bir hedef belirtmeyebileceği bile konuşuluyor. Zira, mevcut şartlarda, yani faiz ve kur faktörlerinin daha ağır bastığı bir ortamda hedefleri gerçekleştirmek bir o kadar zorlaşıyor.
Son aylarda özellikle dış piyasalara dolayısıyla yaşananlara bakarak karamsar olmamak gerekiyor. Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin, gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, uluslararası yatırımcılar Türkiye’nin büyüme hızını büyük oranda koruyacağı görüşüne sahip. Yatırımcılar, bir takım endişelerine rağmen daha önceki yatırım kararlarının arkasında duracaklarının işaretini veriyorlar.
Geçtiğimiz hafta Amerikan Merkez Bankası’nın gösterge faiz oranını indirmesinden sonra ortaya çıkan iyimser havanın, Amerikan borsasında yarattığı olumlu etki global borsalarda da hissedildi.
Sitemiz aracılığıyla özellikle bilgi teknolojileri alanında bilgilendirmeye çalıştığımız değerli okuyucularımızla, “görünen köy kılavuz istemez” dedirtecek türden bir değerlendirmeyi de bu vesile ile paylaşmak istiyoruz. Bilindiği gibi seri üretim, global rekabet ve özellikle Asya kaynaklı ucuz işgücü dolayısıyla teknolojik ürünler ucuzluyor. Ancak, buna karşılık küresel ısınma dolayısıyla yaşanan seller ve kuraklık, dünyada yaşanan hızlı nüfus artışı ve buna paralel olarak artan gıda tüketimiyle birlikte gıda fiyatlarında gelecekte artışlar yaşanacağını söylemek sanırız sürpriz olmaz.



Kaynak : 