web analytics
Pazar, Haziran 28, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa INTERNET İnternet Gelişimi & Sosyolojisi

Doç.Dr. Ali Ergur; ‘Toplumbilimcilere Gereken Önem Verilsin’

Doç.Dr. Ali Ergur; "Teknolojinin kendisini suçlamak ya da teknolojide suçu aramak gibi yanlış bir eğilim var. Teknoloji, tamamen nötr bir şey değil. Sonuçta teknoloji, onu nasıl kullandığınızla ilgili. "

Murat Çehreli-Murat Çehreli
9 Haziran 2008
-İnternet Gelişimi & Sosyolojisi
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Son günlerde yeniden artış eğilimi gösteren ve toplumda infiallere neden olan, özellikle küçük yaşlardaki bireyler tarafından soğukkanlı bir biçimde işlenen cinayetleri sosyolojik açıdan değerlendirmek ve internetin katkısı var mı öğrenmek istedik. Bu amaçla kapısını çaldığımız Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nden çok değerli öğretim üyesi sayın Doç. Dr. Ali Ergur’dan önemli bilgiler aldık. Geleceğe de önemli referans oluşturacağına inandığımız bu söyleşiyi dikkatle okuyacağınızı düşünüyoruz.


    Teknolojinin kendisini suçlamak ya da teknolojide suçu aramak gibi yanlış bir eğilim var. Teknoloji, tamamen nötr bir şey değil. Sonuçta teknoloji, onu nasıl kullandığınızla ilgili.

    Bu şekilde sadece extrem şiddet, cinayet olaylarına değil, aynı zamanda gençler arasında birbirlerinin çıplak fotoğraflarını çekerek şantaj yapma ve ya şiddet içeren bir takım eylemlere de rastlıyoruz. Bu olayları tek başına teknolojiye bağlayarak bir çıkış noktası bulmak mümkün değil.

    Bu, dünyamızın neo-liberal politikalara göre yeniden şekillenmesiyle ciddi toplumsal ve ahlaki sonuçları beraberinde getiriyor. Bireyi, bütün dünyaya karşı savaş vermek zorunda olan, zor bir dünyada var olmaya zorlayan bir anlayış biçimi neo-liberalizm.

    İnsan dayanışmasına dayalı biçimler değil, insanların teekil bir şekilde kurtuluşunu zorlayan bir sistem. Neo-liberal akımlar, son 30 yıl içerisinde tüm dünya toplumlarının üzeerine basıyor. Bunun neticesinde, aidiyeet duygusu taşıyan kavramlar gibi bildiğimiz bütün referanslar çözülmeye başladı. İnsanlar daha güvensiz bir hale gelmye başladı.

    Açıklamak, insanın temel ihtiyaçlarındandır. Kendi varlığı üzerinee düşünen insan bu varlığın, evrenin açıklanmasını arzular. İçinde yaşadığımız dünyanın, bu kadar rekabetçi bir hale gelmesine rağmen hem siyasi, hem de birylerin kişisel parkurları açısından büyük bir belirsizlik hakim.

    Bugünün gençleri dünyayı açıklayamıyorlar. Bu, büyük bir anlam boşluğu yaratıyor. Bunun ekonomik açılımı insanın üretimi kendisiyle özdeşleştirememesidir.

    Bugün, işimiz var, yarın olacak mı. Emin değiliz. İnsanlar, kendilerini şu anda tüketimle daha çok özdeşleştirmek istiyor. Diğer yandan, bugünün gençleri(17, 18 yaş) geçmiştekilere nazaran çok daha fazla şeyi erkenden yaşıyorlar. Çok büyük savrulmalar, acılar, mutluluklar yaşadıkları görülüyor.

    Dünyamız, çok hızlı değişiyor. Bildiğimiz, ahlak normları gibi referanslar ortadan kalkıyor. O zaman siz kendinizin yegane ahlak bekçisi oluyorsunuz. Bu da sizin hazcılığınızla, tükenmişliğinizle daha da ilişkilendiriliyor. Yegane ölçü tüketmek. Bu tüketim süreci maddelerden ibaret değil. İlişkilerin, değerlerin tüketimini de içriyor. Günümüzün insanı bu ruh haletiyle yaşıyor. Gençler, bundan en çok etkilenen kitleyi oluşturuyor.

    TÜBİTAK ile beraber yürüttüğümüz bir araştırmada, çok ilginç bir şekilde Tarlabaşı, Gazi Mahallesi gibi çevre bölgelerdeki gençlerin dünyaya çok ciddi açıldıklarını ve dünyadan etkilendiklerini tespit ettik.

    Mahalle arkadaşlıklarının kalmaması; spor, yeşil alan gibi olanakların yok denecek kadar azalması nedeniyle gençlerin, kendilerine farklı bir dünya kurmaya çalıştıkları görülüyor. Bu da, birbirlerinin çıplak fotoğraflarını çekerek internet ortamına taşımak gibi bir takım fiillerle kendilerini ifade ederek ortaya çıkıyor.

    Sanal dünya, sizin için daha sahici, kendiniz olmanıza izin veren bir yer ise sizin için önemli olan sanal dünyada yer almak oluyor. Ucu cinayetlere varan olaylar yalnızca sanal gerçeklikle çok fazla toplumsallaşmış olan bir zihniyetin ürünü. Dolaylı iletişimde çok ciddi bir sorun var. İnsanların, birbirlerine temas etmediği iletişimlerde neoliberal sistemin getirdikleriyle birleşince zaten tek baına olan birey, kendisinden başka her şeyi nesne olarak görmeye başlıyor.

    Çocuk pornosu v.s. ile harmanlanmış bir birey tipi var. Bunun, her hangi bir toplumsal, ahlaki v.s. hiç bir kuralı yok. Öteki sizin için kedi olsun ve ya kitap gibi canlı olmayan bir şey olsun ve ya anneniz olsun. Hepsi, hor kullanılabilir bir meta haline geliyor.

    Böyle bir uç olayla karşılaşıp bizatihi teknolojinin kendisini suçlamayı doğru bulmuyorum. O teknolojiyi hangi sosyal ortamda kullandığınıza göre tespit etmek lazım. Bu dünyada eşitsizlik varsa, insanların birbirinden uzaklaşması varsa teknoloji bunu büyütecektir. O, sadece bunu büyütür. Şiddetin, adaletsizliğin olduğu bir yerde şiddet, meşrulaştırılmasını da beraberinde getirebiliyor. Tüm bunların üzerine konulan internet bu adaletsizliği çogaltıyor.

    Şiddet, internet olsun ve ya olmasın var. Bunun kaynağı teknoloji değil. Orada çok doğru bir teşhis yapmak lazım. Sosyal politikaların gözden geçirilmesi lazım.

    Dünya, sıkıcı, çok güvensiz, çok depresif bir yer. O zaman bunun etkisi olacak: tüketime, sanal etkileşime yöneliyoruz. Bu, bir çeşit oyuna dönüşmüş durumda. Teknoloji arttıkça oyunun boyutu da artıyor. Bir süre sonra insanları kırmak hakaret etmek o kadar vahim gelmemeye başlıyor.

    Bu sorunların çözümü manasında bir tavır görmüyorum. Meydana gelen olaylara karşı çok kolaycı bir yaklaşım sergilendiğini görüyorum. İklim, çevre konularında da durum aynı! Artık, halının altına süpürülecek bir durum kalmadı. Sorunu başka yerlerde teşhis etmeye ve oralarda çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz. Dünyamızın, sahip olduğu sorunları algılayacak bir yönetici kitlesi yetiştiremiyoruz. Hem teşhisleri doğru koyamıyoruz, hem de doğru teşhis koymak pek işimize gelmiyor. Kötü bir eğitim sistemi olmasının da sonuçları var. Bn bu nedenle pek de iyimser değilim.

    Teşhislerin doğru konulabilmesi için toplumbilime önem verilmesi gerekiyor. DÜnyada da genel bir sosyal bilimleri küçümseme eğilimi var. Türkiye’de, sosyolojiyi gereksiz bir disiplin olarak görme eğilimi var. Ekonomik ve teknik alanlarda da toplumbilimsel verilere ihtiyaç vardır. Bunlar, Türkiye’de gereksiz görüldü. Alınan kararlarda yalnızca teknik ölçütlerde karar verildiği için bunun çok acısını çekiyoruz.

    Çözümler, iyi eğitimde. Çok boyutlu, incelikli bir sosyolojik bir analiz gerekiyor. İnsanların, bilgi açlığı internet kanalı ile doyurulmaya çalışılıyor. İnternetten alınan bilgiler analitik ve daha eleştirel düşünme şeklinde okullarımızda verilebilseydi bugünkü tablo çok farklı olabilirdi.

    Eğitim politikalarını kökten değiştirmek ve toplum bilimcilere kulak vermek gerekiyor.

Etiketler: Söyleşi - Röportaj

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Murat Çehreli

Murat Çehreli

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.