İstanbul’da yaşanan şiddetin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-demografik temellerinin tespit edilmesi amacıyla, İstanbul Ticaret Odası desteğiyle gerçekleştirilen, ‘İstanbul’da Şiddetin Sosyolojik Arka Planı’ araştırma sonuçları düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı.
2150 kişiyi kapsayan genel bir kitle, sokak çocukları ve cezaevlerinde bulunan hükümlüleri kapsayan araştırma raporu, ilginç sonuçlar ve değerlendirmeler içeriyor.
Araştırmaya göre;
- İstanbulluların %93,5’i İstanbul’da şiddetin var olduğuna inanıyor,
- İstanbulluların % 74’ü kendisini güvende hissetmiyor,
- İstanbulluların % 21’i bir şekilde şiddete maruz kaldığını ifade ediyor.
Araştırmaya katılan kişilerin şiddetin kaynağı olarak gördükleri üç etken şu şekilde sıralanıyor;
1. %29’lik oranla eğitimsizlik
2. %25,3’lük oranla işsizlik
3. %15,8’lik oranla ise psikolojik unsurlar
Medyanın, toplumun kültür seviyesini yükseltecek program ve yapımlara ağırlık vermesinin önemine işaret edilen raporda, ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, din vasıtasıyla toplumsal kaynaşma, barış ve huzurun tesis edilmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Toplantıya katılan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, turk-internet.com’un, sokaklarda dilenen ve ya bir şeyler satan kişilere yönelik uzun vadeli bir çalışmanın yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu üzerine şunları söyledi;
Veriler, bu kişilerin örgütlü suç işlediklerini gösteriyor. Yani, bu kişilerin bireysel olarak faaliyette bulunmadıkları, zorla bu tür şeylerin içine çekildikleri belirtilmektedir. En azından sokak çocuklarını kullanan arkadaki örgütlerin çökertilmelerinin ardından suçun azaldığı görülmektedir.
turk-internet.com’un diğer bir sorusu üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Halil Maylıba ise şunları söyledi;
İstanbul güvensiz bir şehir deniyor. Bu nereye göre kıyasla deniyor. Karşılaştırılacak bir şehir olması lazım. Nereye göre güvensiz?
Böyle bir karşılaştırma yapılmış değil. Yüzde 74’e göre güvensiz. En güvensiz yer neresi: Beyoğlu. Ama Beyoğlu’nda gece 2’de trafik sıkışır. Ne arıyor bu kadar insanlar Beyoğlu’nda. 24 saat yaşayan bir şehir burası ve ben anlayamıyorum. 24 saat halkın sokakta olduğu bir şehir nasıl güvensiz olur ben anlayamıyorum.
Mesela önümüzde Ramazan Bayramı var. Bütün kahveler bizden sabaha kadar açık kalmak için izin istiyor. Güvensizse bütün kahveler niye sabaha kadar açık olur? Bütün büfeler saat 24’de kapatmıyor mesela. Çünkü halk alışveriş etmeye devam ediyor. Bıraksanız belki hepsi sabaha kadar açık kalacak.
Güvensiz bir şehirde o zaman niye bu esnaflar açık kalmak, iş yapmak istiyorlar. Avrupa’da, Avusturya’da, Belçika’da bunun bir örneği daha yoktur. Oralarda halk iş çıkışından sonra 7-8 gibi gider birasını içer ve ondan sonra da evlerine çekilir. Ama Türkiye güvensiz diyorsunuz her kes gece sokaklarda.
Sosyolojik konularda matematiksel yalanlar en çok istatistikte olur. Sosyolojik konularsa istatistiklerle anlatılamaz. Sosyoloji 2 çarpı 2 eşit 4 şeklinde değildir. Deneklerin ne kadar doğru söylediği, hangi ortam ve şartlar altında konuştukları malumdur.
Halil Maylıba raporun sonunda yer alan; “Şiddet İstanbul’un bir gerçeğidir ancak korkutacak boyutta değil, tedbir alınabilecek boyuttadır.” cümlesini nasıl değerlendirdiği şeklindeki sorumuza ise şöyle karşılık verdi;
Katılıyorum. 10 milyonluk bir yerde suç olmaması mümkün değil. Ama bunun, ‘İstanbul güvensiz sokağa çıkılamaz’ boyutunda olduğunu düşünmüyorum.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Erken de araştırmanın sonuçları konusunda şu değerlendirmelerde bulundu;
Bu iş sadece güvenlik güçlerinin halledeceği bir iş değildir. Biz, İstanbul’da polis memuru sayısını şu kadar artıralım, MOBESE sistemini bu kadar yaygınlaştıralım diyerek bu işi halledemeyiz. Bu tamamlayıcı bir şey olmalı.
Sorunlu ailelerdeki çocukların suça karışması çok önemli. Biz, eğer aile yapısını doğru şekillendirirsek bu sorunun önemli bir bölümünü çözeriz.
Eğitim oranı düşük bireyler daha fazla suç işliyorlar. O zaman bizim eğitime daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Başıboş insanların bir iş kazandırılmaları çok önemli.
İTO olarak biz de zaten mesleki eğitimler veriyoruz ve bir şekilde sorunun çözümlenmesine katkıda bulunmak istiyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 10 bin kişi geldi ve bunların 6 bini de sertifika aldı.
Söylemek istediğim, bu iş sadece polisin alacağı tedbirlerle olmaz. İnsanlığın en başından beri iyi de var kötü de. Bunu önce kuşatabilmeli ve çözme gayreti içine girmeliyiz. Ölçmek, çözmenin başlangıcını oluşturuyor. Önemli olan gerekli iradeye sahip olmak.



Kaynak : 