Tarihsel olarak ITIL (Enformasyon Teknolojisi Altyapı Kütüphanesi) IT’nin operasyonel destek (akıntı yönünde) alanlarında sıklıkla uygulana gelmiştir. Odak noktası halihazırdaki hizmetleri tatminkar bir kalite düzeyinde tutmak ve operasyonel etkinliği arttırma yönünde olmuştur. Yani genel anlamıyla daha az çabayla daha fazlasını başarmak.
Tüm IT harcamalarının çok büyük kısmı “işleyişi sürdürmek” üzerine olduğundan operasyonel odaklı IT organizasyonları değişen işletme ihtiyaçlarına yönelik yeni hizmetler sunma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Dahası geleneksel olarak yeni hizmetler ve ürünler genelde uygulama geliştirme grupları gibi proje bazlı IT fonksiyonlarına verilmektedir ki bu gruplar da kendi süreçlerinde ve metodolojilerinde operasyonel gerçekliği sıklıkla göz ardı etmektedir.
Peki o halde operasyonel odaklı ITIL programları oluşturan firmalar yeni hizmetlerin yaratılmasını nasıl kolaylaştırıyorlar ve nasıl proje bazlı IT fonksiyonları, IT operasyonları ve sürekli değişen işletme talepleri arasında daha geniş kapsamlı bir entegrasyon sağlıyorlar?
Bunu sağlamak için konuşlandırılmış hizmetler üzerindeki saf operasyonel yönetim odağını tüm hizmet yaşam döngüsünün sahip olduğu daha stratejik manzaraya kaydırmak zorundalar. 3. Sürüm ITIL (v3), tam da bu noktada daha stratejik, yenilik odaklı ve entegre hizmet yönetimi bakış açısıyla imdada yetişiyor ve IT hizmet portföyünü işletme stratejisine daha uyumlu hale getirerek proje takımlarına bir işletmenin operasyonel gerçekleri konusunda çok daha gerçekçi ve dürüst bir bakış açısı sağlıyor.
Sıradan İşletmeden Yenilikçiliğe
Pek çok uzman IT bütçesinin yüzde 60 ila 80’inin operasyonlara yönelik olduğuna yani günlük aktivitelere harcandığına inanıyor. Bununla birlikte endüstri araştırmalarına göre Teknoloji Müdürlerinin (CIO) büyük çoğunluğu IT bütçelerinin çok daha fazla kesimini yeniliğe ayırmak istiyorlar. Dış kaynak kullanımı ve IT metalaştırması gibi trendler IT harcamalarının büyük kısmını operasyonel alanlardan yeni nesil IT çözümlerine ve yenilikçiliğe çekmeye çalışan şirketlerin sayesinde gerçekleşmektedir.
Şirketlerin Teknoloji Müdürleri operasyonel bir uzman olarak algılanmaktansa birer işletme stratejisti olarak algılanmak istemektedirler. Ancak maalesef yaşamın gerçeği şu an için bu dileklerden çok uzakta.
ITIL’ın ikinci sürümünde (v2) üstü örtülü kabullenmelerin en önemlilerinden birisi yönetilecek hizmetlerin zaten sunulmakta olduğu kabullenmeseydi. Bu kabullenmeden yola çıkılarak sorulan soru bu hizmetlerin işletmelere nasıl en iyi şekilde sunulacağı idi. Bu durum ITIL uygulamalarının pek çoğunu maliyet azaltma yoluna itti. IT yöneticileri de ITIL’ı halihazırdaki hizmetleri en etkili ve verimli şekilde yönetmek için oluşturulmuş bir dizi pratik olarak gördüler
İşte bu durum IT yöneticilerinin operasyonel uzmanlar olarak algılanmasına yol açtı zira bu operasyonel bir uzman bakış açısıydı.
ITIL rehberliğinin yardımları sayesinde firmaların IT operasyon harcamalarını nasıl düşürdüklerine ve söz konusu hizmetlerde nasıl daha verimli hale geldiklerine dair pek çok başarı öyküsü mevcut. Ancak yine de firmaların IT departmanlarından yenilik sağlamları ve yeni ürünler ve hizmetler geliştirmek suretiyle rekabet yaratmaları konusunda talepleri her geçen gün artmakta.
Makalenin devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 