Bu makalenin ilk bölümünü Türk Telekom’da Maaş Tarihi Değişirken- Emekliliğe Teşvik Geldi ve ikinci bölümünü Türk Telekom’da, Ağustosta Personele Yeni Şirket Sözleşmeleri Duyuruldu – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Önceki bölümde emekliliğe teşvik de nereden çıktı diye anlamaya ve analiz etmeye çalışıyorduk. Bu analiz, Türk Telekom’u 12 yıldan bu yana izlemenin verdiği tecrübe ile bazı noktaları vurgulamak şeklinde olacak.
Türk Telekom yönetimi bilindiği gibi kasım 2005’de Oger Telekom’a devir oldu. Bu devir sonrası geçen 3 yıl içinde personelinin bir kısmı devlete geçti ama çoğunluğu şirkette kaldı. Bugün de Türk Telekom çalışanlarının büyük bir kısmı eski zamandan gelen personel. Bazıları 30 yılı bile aşkın süredir şirkette çalışıyor.
Eski zamandan gelen personelin artıları ve eksileri var. Artı tarafında, Dünyanın 13.büyük Telekom firmasında ve Türkiye çapında yürütülen bir operasyonun içinde elde ettikleri tecrübe ilk sırada geliyor. 2006 başında yaptığımız haberlerde gördüğümüz kadarıyla, personelin şirkete bağlılığı da, pek çok diğer şirketin yönetimini kıskandıracak düzeyde.
Eksilere bakarsak, devlet güvencesinde çalışmasının getirdiği atalet (tembellik de diyebiliriz), siyaseten yönetilen bir firmada çalışmanın getirdiği çekingenlik, ileri atılmama, (tabi siyaseten atananlardaki başka kötü huyları saymıyoruz), herkesle ilişkide olan bir devlet şirketinde çalışmanın getirdiği “ben her zaman haklıyım” cinsi bakış açısı.
Ama en önemli eksi, kullanıcılara bakış tarzı ; “Ben sana mecburum” türü abonelere hizmete alışmış personelin yeni nesil Telekom teknolojilerine ve rekabete alışmalarında bir zorluk olduğunu zaman zaman konuşmalarda (daha doğrusu yeni uygulamalara karşı getirilen eleştirilerde) görüyorum.
Yıllardan beri, Türk Telekom çeşitli sorular sorarız. Bugünlerde Türk Telekom’a gazeteci olarak sorduğumuz sorulara –ve genellikle okuyucularımızdan bize iletilen şikayetlere– cevap veren, özellikle devir sonrası gelen yöneticilerle konuştuğumuzda, bir ilginç olgudan bahsediyorlar. Bu yöneticiler, iyi niyetli çalıştıkları, kullanıcıların memnun olmasını bekledikleri ürün ve hizmetler ile ilgili konularda bile şikayet aldıklarını ve bunu anlayamadıklarını iletiyorlar.
Ama bu bence çok şaşırılacak bir durum değil; çünkü bireysel kullanıcılarda ve müşteri firmalarda, yılların birikimi olarak “musuzluk” var. Yıllardır Türk telefon ya da internet kullanıcısı kendisini saatlerce telefonda bekleten, sorunlara sorun çıkararak cevap veren, azarlayan ve işlem yapmaya geldiğinde “mutlaka ve zorunlu” bahşiş bekleyen, şikayet edilmeyen ya da mahkemeye verilemeyen ve devlet memuru olduğu için herhangi bir ceza almayan Türk Telekom personeli ile muhatap oldu. Bu da Türk Telekom’a karşı bir tepki oluşturdu.
Yanı sıra, özelleştirme dönemi, Türk Telekom’un daha iyi para etmesi amacıyla hükümetin ve Telekomünikasyon Kurumu’nun zaman zaman “bu kadar para vermiş. Adamı zarar mı ettireceğiz” türü laflarla açıkça da ilan ettikleri durum da bu olayın üzerine katmerli geldi.
İşte bu nedenle, Türk Telekom’a genel bakışta bir “negatiflik” var.
Dediğim gibi; şirkete halkın bu önyargılı bakışında, devlet memurluğuna alışmış, kullanıcıları ”ben sana mecburum” aboneler olarak gören personelin payı çok yüksek. Ama bütün Türk Telekom personeli böyle mi?
2006 başındaki personelin “devlete geçmek-şirkette kalmak kararı” vermesi döneminde, gazeteci olarak konuyu izlediğim günlerde, Türk Telekom içinde o güne kadar farkına varmadığım, daha farklı mentaliteye sahip bir çalışan portföyüne rastladım.
Turk-internet.com’un o günlerde bir dosyada[1] topladığı çeşitli yazılarının yazılmasına neden olan soruları soran çalışanların çoğunluğu “iyi niyetli çalışan”, fazla ortalıkta gözükmeyen ya da sesi duyulmayan ve zamanında kendisi de politik olarak atansa bile “politik yönetilmeyen, hakkaniyete dayanan bir şirkette çalışmak isteyen” kişilerdi. Bunların bir kısmı zaten Tip-1’e geçerek kendisini ifade etti bence.
Ama sonuçta yıllarca politik kaygılarla şirkete alınan BAZI personelin şirketi ve işini sevmediği ve bulundukları konumu kullandıkları hep konuşuluyor.
Şimdi yeniden ilk başa dönelim; Türk Telekom yönetimine yakın kaynaklar, şirketin “işini iyi yapan”, “sorun çıkarmayan” türü personelle çalışmaya devam etmek istediğini belirtiyor ama eski çalışanların içinde 30 yılı aşan kişi sayısı da hayli yüksek.
Ancak artık Türk Telekom bir devlet şirketi değil. Üstelik gitgide artan bir rekabet ortamında yaşamak ve başarmak zorunda.
Böyle bir durumda da, şirketin iyi çalışmayan, günümüz koşullarına kendisini uyduramayan insan portföyüne sahip olması istenen bir durum olmasa gerek.
Emeklilik teşvikini duyduğumda ilk aklıma gelenler bunlar oldu. Aslında daha önce “neden doğrudan tazminat vererek işten atmıyorlar” diye de düşündüm. Bunu sorduğum ve gayri resmi cevap veren bir Türk Telekom yetkilisi “insanları üzmek istemiyorlar. Bu kadar yıldan sonra ayrılan insanlarla el sıkışarak ayrılmak istiyorlar” ifadesini kullanıyor.
Son bölümde şu anda Türk Telekom’da bulunan personel protföyünü bir hatırlayalım isterseniz.
Yazı dizisinin son bölümünü Türk Telekom’da Emeklilik Teşviğinden 2000 Kişinin Yararlanacağı Sanılıyor – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Bu haberle ilgili yorumlarınızı aşağıdaki bölüme ya da burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz bloga ekleyebilirsiniz.
[1] Özelleştirme Sürecindeki, Türk Telekom’da Personel Hareketleri Dosyası



Kaynak : 