Uzun yıllardır yaşadığınız şehri terk ederek tamamen farklı bir kültüre ve çevreye sahip hiç tanımadığınız bir yere taşınmaya kalkmak çok zor bir karardır. Herhalde böyle bir karar verebilmek için ya sizi zorlayan bazı nedenler olmalı ya da taşınacağınız yerde sizi cezbeden önemli kazançlar olmalıdır.
Her iki durumda da yapılacak en mantıklı şey bir an önce gidilecek yer hakkında mümkün olan en fazla bilgiye sahip olmak ve bu yerde yaşamak için zorunlu olan şartları yerine getirmeye çalışmaktır. Eğer tek başınıza böyle bir karar vermeniz gerekiyorsa işiniz nispeten kolaydır çünkü gerekleri yerine getirmek için kendinize bir yol haritası çizebilirsiniz ancak ailecek taşınmak, hele aile bireyleri isteksiz ise sizi bu taşınmadan vazgeçirebilir.
Kurumsal bilişim sistemlerini Linux’a taşımak yani kurumsal bir taşınma söz konusu olduğunda bu durum yukarıdaki ailecek taşınma senaryosuna oldukça benziyor. Peki bir kurum neden Linux’a taşınmak ister?
Bu konuda kurumların kendine özel nedenlerinin yanında genel kabul görmüş en temel nedenler şunlardır;
- Maliyet gerek özel gerek resmi kurumlar için oldukça önemli bir nedendir. Özel ihtiyaçlar ve hizmetler söz konusu olmadığı sürece Linux’un satınalma maliyeti yoktur. Üstelik Linux sistemler eski donanımlarda bile kabul edilebilir bir performans sağladıklarından güncel yazılımları ve teknolojileri kullanmak için yapılacak yeni bilgisayar yatırımlarını ileri bir tarihe erteleme imkanı sunar.
Bu konuda Linux’a yönelik en büyük eleştiri bakım, yönetim ve servis hizmetlerinin nispeten pahalı olduğudur. Gerçekte bu eleştiri özel ihtiyaçlar için kullanılan Linux sistemler için üzerinde tartışılabilecek bir konu olsa da genel masaüstü ihtiyaçları için kullanılan Linux sistemlerin bakım ve servis ihtiyacı hemen hemen hiç yoktur.
Bunun nedeni tabii ki Linux sisteminin sağladığı ve gelişiminin doğasından gelen yüksek kararlılık ve güvenlik özelliğidir. Örneğin bir Windows sisteminde virüs ve benzeri zararlılar bakım ve servis maliyetlerinin neredeyse %90’ından sorumludur. Ancak Linux’un bu zararlı yazılımlar ile sisteme sızma ve kırılma saldırılarına karşı taşıdığı doğal koruma özellikleri basit bir masaüstü Linux sisteminde bile özel sunucu sistemlerinde bulunan koruma standartlarının var olmasını sağlamaktadır.
- Güvenlik özellikle kamu kurumları için vazgeçilmez önemdedir. Kişisel veya resmi gizliliği olan verilerin ve işlemlerin gizliliğinin gerek kurum içine gerekse kurum dışına karşı korunabilmesi için her şeyden önce bu verilerin nasıl üretildiğinin ve işlemlerin nasıl yapıldığının bilinmesi gerekmektedir. Ayrıca verinin üretimi ve korunmasından sorumlu kişilerin kurum dışından bir bağlantısının da olmaması gerekir.
Örneğin bir personelin gizli kapılar ardında proje yöneticilerinin dahi bilmediği bir şekilde ürettiği bir veri veya gerçekleştirdiği bir işlemin gizliliği her zaman şüphelidir, üstelik bu personel başka bir kurum ile bilinmeyen bir iletişim içindeyse durum iyice vahim bir hal almaktadır.
İşte bu kaygılar ve şüpheler özellikle askeri kurumlar ile tüm resmi kurumlarda Windows sistemlere karşı aşırı bir güvensizliğe neden olmaktadır. Çünkü Windows işletim sisteminin nasıl çalıştığı tamamen üreticisinin bildiği kapalı bir sırdır ve bu sistemin daha güvenli kalması için yapılması önerilen güncelleştirme işlemleri ile bilgisayara yeni ve nasıl çalıştığı bilinmeyen program kodları yerleştirilmektedir.
Oysa Linux sistemlerin program kodları kamuya açık olarak dağıtılmaktadır, kişiler veya Linux dağıtımı geliştirenler bu kodları kendi bilgisayarlarında çalışan program dosyalarına dönüştürerek kullanırlar veya kullanıma sunarlar. Bu sayede programların yaptıkları işlemler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilinebilmektedir.
Üstelik herkes bu kodları kendi güvenlik ihtiyaçlarına göre değiştirip kullanma ve bu haliyle dağıtma özgürlüğüne de sahiptir. (Bir yazılımın bu özgürlüklere sahip olabilmesi için GNU/GPL metni ile lisanslanmış olması gerekmektedir.)
- Verimlilik kamu kurumlarında çok göze batan bir etken olmasa da özel kurumlarda hayati önem taşır. İşlerinin büyük bölümünü bilgisayar üzerinden gerçekleştiren personellerin bilgisayarlarının yavaşlığından şikayet etmeleri çok karşılaşılan bir durumdur, genellikle buna bir çare olarak daha pahalı ve yeni bir bilgisayar alınarak çözüm aranır ancak çoğu zaman sorun donanım değildir.
Bilindiği gibi sistemleri virüs, keylogger, trojan gibi zararlı yazılımlardan koruyabilmek için bir veya birden çok yazılım sisteme yüklenir. Bu yazılımlar sistem açık olduğu sürece çalışarak sistemdeki tüm işlemleri kontrol ederler, sonuçta sistemin işlemci ve bellek gücünün bir miktarı sürekli olarak bu yazılımlara harcanmaktadır.
Ayrıca bilinçli bir kullanım olmadığı sürece bu tür koruma yazılımlarının da zararlı yazılımlara tam bir çare olmadığı bir gerçektir, bilgi işlem birimlerinin çok iyi bildiği gibi virüs tespit edilen sistemlerin hemen hepsinde güncel antivirüs yazılımları zaten bulunmaktadır.
Sonuçta virüs tehdidi, antivirüs yazılımları nedeniyle sistemin çalışma performansını olumsuz etkilediği gibi virüs bulaşmasından sonra sistemin iyice yavaşlaması ve bir süre sonra servis ihtiyacıyla geçici süre hizmet dışı kalmasına neden olmaktadır.
Büyük bir kurumdaki bir virüs salgını ise kurumun geçici felç olmasına varabilecek ciddi sonuçlara neden olabilir. Bu açıdan bakıldığında Linux sistemler, yukarıda saydığım nedenlerle uzun vadede verimlilik kazanımı sağlamaktadır. Linux kullanılan bir sistemde o anda bilgisayarı hangi amaç için kullanmak istiyorsanız bilgisayar sadece o iş için çalışacaktır.
- Milli servetin korunması ve yerel yazılım sektöründeki artı değer üretimine katkı sağlanması daha çok ahlaki nedenler olmasına rağmen değinilmesi gereken konulardır. Linux haricindeki masaüstü sistemlerin sahip olma maliyetlerinden dolayı ülke dışına çıkan sermaye birikimine katkı yaptığı bilinen bir gerçektir.
Ancak bundan daha önemli olan konu bu kapalı yazılımların ülkedeki yazılım sektörünün gelişmesi için gerekli olan beyin gücü ve bilgi birikimine hiçbir katkı yapmamasıdır.
Oysa Linux projelerinde olduğu gibi açık kaynak kodlu özgür yazılım geliştirme modelleri, üretilen yeni yazılım teknolojilerinin, ürünlerin ve her tür bilginin paylaşılmasını öngörmekte ve bunu garanti altına almaktadır.
Bu global bir paylaşımdır, yani bu yöntemi seçen bir yazılım firması ilgi alanındaki tüm özgür yazılımlar, teknolojiler ve bilgi birikiminden özgürce faydalanırken aynı zamanda bu ortama katkı da yapmaktadır. Bu bir yazılım firmasının hızla gelişmesi için büyük bir ivme kaynağı oluşturur.
Sonuçta bir ülkedeki özgür yazılımların yaygın kullanılması bu konudaki yardımcı hizmetlerden, üniversitelere ve yazılım sanayisine kadar pek çok noktada olumlu katkı yapmaktadır.
Bu makalenin devamında taşınmaktaki zorlukları burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 