- turk-internet.com Notu : Bu makale, daha önce ilk bölümünü Türk Telekom’da Maaş Tarihi Değişirken- Emekliliğe Teşvik Geldi, başlığı altında yayınladığımız yazı dizisinin 3.bölümüne cevaben gelmiştir. Yazı sahibi, kendisinin de belirttiği gibi eski bir Türk Telekom çalışanıdır. Yorumlarında ilginç noktalar bulunduğu ve Türk Telekom eski çalışanlarının tartıştığı bazı noktaları açıkça belirttiği için yayınlıyoruz.
Ben 19.06.2008 ayında DPB’na İFP oarak bildirildim ve şimdi dışarıdan gelişmeleri izlemekle yetiniyorum. Türk Telekom’da uzun yıllar Kontrolör, Pazarlama Daire Başkanlığı Şube Müdürlüğü (2004 yılında kendi isteğimle ayrılarak!) ve en son Ulus Telekom Müdür Yardımcısı olarak görev yaptım. 21 yıl boyunca Türk’ün Telekom’una Doktoralı kariyerimle onur ve zevkle hizmet verdim.
Sizin de yazınızda belirttiğiniz gibi bizler kurum kimliğini istisnaları hariç telekomcular benimsedik ve gayret gösterdik. Tabi sonradan devşirilen Telekomcularda kimlik sorunu yaşandığını düşünüyorum. Sektörü tanımayan bisküvi ve beyaz eşya pazarlamasını aynı tutan insanların kuruma katacakları Cem Yılmaz reklamlarından başka bir şey olamaz. Kamuoyu “acaba bu özelleştirmeden ne çıkarım oldu?” sorusunu kendisine sorar ise cevabını bulacağını sanmıyorum.
Okuduğum yazınıza bazı ilavelerde bulunmak istiyorum. Şöyle ki,
TT özelleştirildiğinde memur olarak iki tip çalışan bulunmaktaydı, kapsam içi ve kapsam dışı. Bu çalışanlara ayrıca işçileri de ilave etmek gerekir. Bu çalışanlardan işçiler ve kapsam içi personelin kamu kurumlarına gitme hakkı bulunmamaktadır. Kanun koyucu bu imkanı onlara tanımamıştır (Bu düzenleme işçi ve kapsam içi personelce takdirle karşılanmıştır!).
Özelleştirmenin gerçekleştiği tarih olan kasım 2005 de 24,000’ni aşkın kapsam dışı personelin kamuya gitme hakkı bulunuyordu. Bu personelden 15,000 civarında çalışan kamuya gitmiş, bir kısmı şirkette kalmış ve 5,000 civarında çalışan da kamuya gitmek için beklemektedir. Kapsam içi ve işçi çalışanların da kamuya geçiş imkanları bulunsa bunların da büyük çoğunluğunun kamuya geçmeyi tercih edeceklerinden hiç şüpheniz olmasın.
Sonuç olarak kamuya geçiş imkanı bulunan kapsam dışı personelin ciddi bir bölümü kamuya geçmiş bir kısmı da yeni yılda devletin kamu personeline yapcağı maaş artışlarından faydalanmak için beklemektedirler.
3.Tipsözleşme imzalayan personele gelince ; bunlar çok az sayıdaki çalışandır. Zaten müdür seviyesinde bulunan bu personele % 25’e varan zamlar teklif edildiğinden bunlar kamuya gitme imkanlarından vazgeçmişlerdir. Bahsi geçen bu son maaş ayarlaması ile bazı illerdeki ünvanların maaşlarında düşüş dahi olmuştur. Bunlarında kurumda kalması söz konusu dahi olamaz.
Ayrıca yazınızda eski çalışanların siyaset ile olan ilişkilerini eleştiriyorsunuz. Bu hususta size katılmamak mümkün değil. Ancak kuruma sonradan katılanlar ile bazı eski çalışanlarda, özelleştirme sonrasında da hala siyasetin içindeler. Bazı basit ünvan yükselmeleri ve ihalelere dahi siyaset karışabilmektedir. Belki bazıları diyet ödeme zorunluluğunda hissediyorlardır kendilerini.
Ama benim gibi birçok çalışan böyle bir diyet ödemedik. Siyasi yozlaşmadan bizler çok çektik. 21 yıl çalıştığım kurumda doktora düzeyinde eğitim görüp orta kademe yöneticiğin üzerine çıkamıyorsanız ya yetersiz işgörensiniz ya da siyasi kirlenmenin içinde bulunmuyorsunuz demektir. Bilemiyorum başka açıklaması var mıdır?
Bir de TT’ye dışardan atanan üst düzey yöneticiler var. Kurumu bilmeyen, çalışanı tanımayan ve küçümseyen, hizmetlerden bihaber ve müşteriyi tanımadan kurumu yönetmeye çalışıyorlar. Tabi çatışmalar, doku uyuşmazlığı, kurum kimliğini benimsememe sorunları yaşanmakta, bu sorunlar çalışanlara yansımaktadır.
Ancak bu gün dahi eski çalışanların başarıdaki katkıları çok büyüktür. Ayrıca grevde 12,000 kişinin hizmetleri yürütmesi gerçekçi bir gösterge değildir. Ben dahil bir çok 2.tip çalışan grevde normalin üstünde çok çalıştık. Bunun sebebi yapılan sabotoj ve tacizlerdir. Sendika bizlere grev kırıcısı gözüyle bakmayıp, bazı kötü olaylar yaşanmasaydı grevi gizlice destekleyebilirdik.
Eğer sendika bir ay daha maaş ödeyip paniklemeseydi, TT yönetimi dize gelecekti. Yeni hizmet ve nakil işlemleri yapılmıyor, fatura tahsilatı çok aksıyor, bakım hiç yapılmıyor, arızalar sabotajları zor karşılayacak düzeyde yapılabiliyordu. Dolayısıyla 12,000 rakamı çok yetersiz ve yanıltıcıdır.
Mevcut personel sayısı ile, şu an bile bazı idari ve teknik birimlerde sıkıntılar yaşanmaktadır. Kamuya gidiş ve emeklilik rasyonel şekilde olmamış, her isteyen gitmiş, üst yönetim işletmeye hakim olmadığından sıkıntılar yaşanmış ve daha da çok yaşanacaktır.
Yukarıda anlattıklarımı destekler nitelikteki bir çok anımdan birini anlatmak istiyorum. Bundan 1-1,5 yıl önce Genel Müdürlüğümüzde pazarlamadan sorumlu Müdür Yardımcısı ve üzeri ünvanlardaki katılımcıların bulunduğu bir toplantıda neden reklamlarda ve web sayfamızda fiyatlarımız ÖİV hariç veriyor (dahil olsun istiyorduk) bu müşteri gözünde sıkıntı yaratıyor, sahada biz zor kalıyoruz dediğimizde; bize GSM operatörleri de böyle yapıyor gibi benzer gerekçeler gösterilerek işin doğru yapıldığını ifade edilmiştir! Ancak bundan iki ay önce TT’nin yenilenen web sayfasında fiyatlar şimdi, tüm vergiler dahil verilmektedir. Ne tesadüf ki GSM operatörleri de bir kaç aydır vergiler dahil fiyatlarını ilan etmektedirler. Başka sektörlerden devşirilen yöneticiler, ingilizce bilmekle (Türkçe cümleler içinde ingilizce kelime kullanma başarısını göstermekteler) işi bilmeyi karıştırmaktalar, saha personeline kulak vermeyip başka şirketleri takip ederek başarı elde edeceklerini düşünmektedirler. Ne yazık ki telekom işinde liderlik, taklit değil yaratıcılık gerektirir. Bunun için de ürünü tanımanız gerekir.
Şirkete başka sektörlerden her tür eleman, üst düzey yönetici olarak gelmiştir. Bisküvi sektöründen gelen mi, beyaz eşya sektöründen gelen mi, ne isterseniz var. Dolayısıyla verimlilik tartışılır durumdadır. Burada kimin nereden geldiği önemli değil ama yapılanlara bakınca insanın üzülmemesi imkansız. Yukarıdaki örneği çoğaltıp daha çok olay anlatabilirim. Ancak bizim açımızdan yapacak birşey kalmadı. Burada Türkiye ve Türk Telekom kaybediyor üzücü olan budur.
Diğer yönden büyük kısmımızın kamuya gitme nedeni, bu gibi yöneticiler ve şirketteki huzursuzluktur. Bu gün yeni proje gibi sunulan bir çok hizmet, PSTN tecrübesi olmayan bu kişilerin değil, bir kısmı şirkette bir kısmı da kamuda bulunan siyasete bulaşmamış çalışanların yarattığı ve üzerinde çalıştığı projelerdir. Geçmişte planlanan, projelen bir kısmınında yatırımı başlanan yeni hizmetlere (tt aile kart, görüntülü telefon, telesekreter, adsl vb)devşirmeler ile siyaseten koltuk işgal edenlerin katkıları bulunmamaktadır.
Bu dediklerime ait bilgiler kurum kayıtlarında vardır ve belge niteliğindedir. Düne göre tek farklı şey yapılmıştır o da Cem Yılmaz reklamları. Verilen bu reklamlar kullanıcının cebine ve hizmet kalitesine ne kadar yansımakta, o da özelleştirmeye evet diyenlerin katlanması gereken maliyetdir diye düşünüyorum.
Geçen 3 yılın sonuçları özelleştirme açısından değerlendirildiğinde aşağıdaki sorulara nasıl cevap verilmelidir.
- PSTN, ADSL ve diğer hizmetlerin fiyatları düşmüş müdür? (3 yıl önceki faturalar incelenirse cevap bulunabilir)
- TT özel sektör tekeli durumundadır. Rekabet ne zaman gelecektir? Yoksa kasıtlı olarak mı getirilmemektedir? Regülasyon neden sağlanmamaktadır?
- Yeni yöneticilerin yaratacakları yeni katma değerli hizmetler ne zaman gelecektir?
- Sabit ücret devam ediyor, bunun sonu var mıdır?
- Kurum yatırımları masa, sandalye, tefriş malzemeleri vb işlerden ibarettir. Hangi teknoloji yatırımları yapılmaktadır?
- Şehir içi telefon işletmesi lisansları dağıtılacak mıdır?
- Fiili tekel sürdüğü halde TT’nin ödediği kurumlar vergisi neden son üç yıldır giderek azalmaktadır? (Personel sayısı azaldığı, ADSL abone sayısı artığı halde verimlilik mi düşmektedir?)
Yukarıdaki soruları artırmak mümkündür. TT’nin eskiden de ürün fiyatları yüksekti şimdi de. Kamu tekelinden özel tekele geçiş oldu. Ancak dün yapılan karlar hazineye aktarılıyordu oradan yine halka okul, yol, güvenlik vs vs geri dönüyordu. Şimdi yurt dışına gidiyor. İşte olan budur.



Kaynak : 