Yıllar önce çalıştığım bir firmada, yine bir kriz dönemi yaşanıyordu. Genel Müdür pazarda başarıları konuşulan bir danışmanı şirketimizde istihdam etme önerisi ile geldi. Doğal olarak çareler arayan firmanın “denize düşen yılana sarılır” atasözünü de aşan bir çabası vardı. Danışman “denizdeki yılan” değildi ama şirketin kendi içindeki müdürlerinden daha fazla biliyor da değildi. Yine de istihdam edildi.
O olaydan aklımda kalan en belirgin nokta, danışmanın şirkete gelir gelmez ve şirketi de daha henüz etraflıca incelemeden verdiği bir rapor oldu.
Rapor gerçekten sorunlara parmak basıyordu. Mesela “finansman ihtiyacı” gibi, “satışların arttırılması, yeni kanalların bulunması” gibi. Ama rapor sadece firmamız için değil, diğer tüm firmalar için de sorunlara parmak basıyordu.
Bugün hemen herkes, her sorunu biliyor, sorunlara çözümleri biliyor ama önemli olan uygulama. Acaba sorunlara karşı çözümleri nasıl ve ne kadar uygulayabiliyorsunuz.
Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu, geçtiğimiz hafta içinde yayınladığı “2009-2011 Strateki Planı (taslak)”nı [1] gözden geçirdiğimde aklımdan geçen ilk düşünce bu oldu.
Adı geçen taslakta hemen hemen akla gelen her türlü doğru faaliyet var. Göze güzel görünüyor, kulağa müzik gibi geliyor.
Ama zaten, bir yandan Türk Telekom’u, Turkcell’i, Vodafone’u taşıyan, diğer yandan şu anda sesleri fazla duyulmasa da 1996’lardan bu yana ayakta kalma çabaları ile gerçekten alkışlanması gereken, ISS’leri UMTH’cıları ve diğer alt segmentlerdeki alternatif işletmecilerini barındıran bir sektörün düzenlenmesinden sorumlu kurumun değerli olduğunu sandığım yetkililerinden daha eksiği de beklenmezdi.
Ülkemizin potansiyelinin yüksek olduğundan hep bahsedilmesinin sebebi de zaten bütün güzelliklerin potansiyel olarak oralarda bir yerlerde durmaları. Ama ne yazık ki bir türlü fiiliyata dökülememeleri sonucu da bu potansiyel, gerçeğe dönüşemiyor.
BTK’nın varlığının nedeni, aslında bu yazdıklarını gerçekleştirmesidir. Ama ne zaman ve nasıl yapacağını da yazmadığınız bir plan tabi ki inandırıcı olmuyor.
Daha önceki planlarda zamanlaması yapılanlar vardı da, ne oldu derseniz. Bu konuda da haklısınız diyeceğim. Bazı şeyler güya zamanında yapıldı. Mesela A-B-C lisanslar, serbestleşmenin planlanan tarihi olan 2004’de verildi. Ama 5 yıldan sonra bugün hala bir numaralandırma planı yok. Dolayısıyla verilen A lisans aslında kadük (A lisansı içinde numaralandırma yok ama serbestleşmenin tam olması için gerekmez miydi?).
Anlayacağınız, 2000 yılından beri sürekli hayallerle yaşamaya çalışıyoruz. Bu konuda en güzel ifadeyi, CEPS ile TBV’nin ortak düzenlediği “Bilişim Sektörünün Kaldıracı : Telekom”[2] başlıklı konferansta AB’nin Türkiye Masası Yöneticisi Olivier Pascal’dan duyduktu. Pascal’ın “un var, yağ var, neden helva yok” anlamına gelen sözleri aşağı yukarı şöyleydi :
Telekomünikasyon Kurumu’nu kurmuşsunuz. Üstelik kendi finansal kaynakları var. Yani özerk. Çok kıymetli elemanları da istihdam etmişsiniz. Bir sürü düzenlemeyi de çıkardığınız gözüküyor. Ama uygulamanın sonuçlarına bakıldığında, resim farklı bir şey söylüyor.
Gerçekten de, yeni stratejik planda BTK nın performans kriteri diye yazdıkları aslında pek bir performans ölçmüyor. Bu kuruluşun bir tek performans kriteri olabilir. O da telekomünikasyon sektörünün yüzde kaçı eski tekel TT tarafından verilmeye devam etmektedir, yüzde kaçı alternatif firmaların elindedir. Buna bakmak gerek. Olay bu kadar basittir. BTK nın ana işlevi bu payın azalmasını sağlamak ve başarısı da bu payı ne kadar kısa zamanda azalttığı dır. Geri kalan lafı güzaftır.
Hala şehir içi trafiğinin, sebebi ne olursa olsun, rekabete açılmadığı, uzak mesafe trafiğinin TT abonelerinin yarısına kapalı olduğu, genişbant hizmetlerinin %95 inin TT nin yüzde yüz sahip olduğu bir şirketin tekelinde olduğu, yeni kabul edilen kanunun işletmecilere sağlıyacağı kolaylıkların altı ay ertelenmiş olduğu bir durumda BTK nın yazdığı hayallere nasıl inanalım ve BTK nasıl saygın olduğunu iddia edebilsin.
Aslında yapılacak işler, alınacak önlemler belli. Esas olan bu önlemleri almak ve piyasayı serbestleştirmek. Bizim için önemli olan iştir laf değil, sonuçtur yöntem değil. Adı geçen taslaktan ortaya çıkan, BTK nın çok olumlu hayalleri olduğu ancak bunları yapmaya gücünün yetmediğidir.
Bu yazımı eski bir Osmanlı deyimi ile bitireyim ‘Helvacıya tablakar lazım ol kara da iktidar lazım’. (Sokakta dolaşarak tahta tabla içinde helva satan satıcıya tablayı taşıyacak birisi gerekli, o kimseyi tutabilmesi için de yevmiyesini ödiyebilecek iktidarının olması gerekiyor).
[1] Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 2009-2011 Stratejik Planı (taslak)
[2] CEPS – TBV / Bilişim Sektörünün Kaldıracı : Telekom



Kaynak : 