Bu makalenin ilk bölümünü Dikkat : Zincir Mail (Forward-Yönlendirmek) Bazen Başınıza İş Açabilir !! – 1, ikinci bölümünü Zincir Mailleri, Kızgın Kişiler Üretebiliyor ve Bilinçsiz Kullanıcılar Alet Oluyor – 2 ve üçüncü bölümünü Maksatlı Zincir Mail Olayı Danone Süt Satışlarına % 26 Gerileme Zararı Verdi – 3 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Bir önceki bölümde Danone firmasının, “karalama iddiaları taşıyan” bir mail zinciri nedeniyle zarara uğradığını anlattık. Benzer olaylar başka firmaların da başına gelebiliyor. Mesela bir diğer örnek Türk Telekom.
2005 yılında özelleştirilen şirketin, o zamandan beri bu tür maillerle karşılaştığı görülüyor. Bu maillerin özelleştirme sonucu işten ayrılmak zorunda kalanlar tarafından oluşturulduğu bir iddia, bir diğer iddia özelleştirmeden memnun olmayanlarca yapıldığı şeklinde. Mailler internet ortamına salınıyor ve serbest dağılmaya bırakılıyor. Bir süre sonra ortada gözükmez olduktan sonra, yeniden yayınlanmaya başlanıyor. Mailler birkaç farklı konuda Türk Telekom’u suçluyor ve zarar vermeyi amaçlıyor.
İşte Türk Telekom da bu bir kaç farklı mail zinciri için mahkemeye gitti ve suçluların bulunmasını istedi.
Türk Telekom aleyhine başlatılan çeşitli zincir maillerden [1] birinde 11811 ve 133 servislerinin ücretlendirilmesi ile ilgili fahiş fiyatlandırma yapıldığı iddiası varken, diğerinde KDV ve ÖTV sanki Türk Telekom bütçesine aktarılıyor ve haksız kazanç elde edildiği imasında bulunuluyor ve Türk Telekom’un sabit ücret uygulamasına yönelik bazı ifadeler yer alıyordu.
Türk Telekom Trabzon/Yomra Mahkemesine yaptığı başvuruda ve bir yandan suçluların bulunmasını (hem ilk maili oluşturan ve gönderen, hem de sonraki aşamada forward edenler) talep ederken, diğer yandan da mailin dağılımının durdurulmasını ve aynı noktalara tekzip gönderilmesini istedi.
Konunun detayını Türk Telekom’un Yomra Mahkemesine verdiği başvurduki notlardan aktaralım:
Türk Telekom’un, maillerdeki “11811 ve 133 servisinin pahalı olduğu” iddiasının doğru olmadığını 18 ağustos 2008’de BTK’dan onayını aldıkları tarifeyi de ekte sunarak şunları belirtti :
Hukuka aykırı mailde iddia edildiği gibi kontör ücreti 8 saniyede atacak kontör için 540.000 YTL olmayıp, bir dakikalık 11811 konuşması için en yüksek tarifede bile (hesaplı hatta) 0,752183 YTL, en düşük tarifede ise 0,399248 YTL olarak Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylanmıştır.
Türk Telekom mahkemeye, KDV ve ÖİV konusunda ise şunları belirtti :
Ayrıca söz konusu mailde, tahsil oranları yasal düzenlemeler çerçevesinde belirlenen ve Türk Telekom tarafından devlet adına tahsil edilip, devlet bütçesine aktarılan katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel İletişim Vergisi (ÖİV), sanki Türk Telekom tarafından oranları belirlenip, tahsil edilerek şirket bütçesine aktarılıyormuş gibi gösterilmek suretiyle, hukuki ve fiili gerçekliğe aykırı olarak müvekkil şirketin haksız kazanç elde ettiği ima edilmeye çalışılmıştır.
Türk Telekom’un mahkemeye verdiği açıklamada üstünde durduğu diğer bir konu ise sabit ücret uygulaması.
Bilindiği gibi Türk Telekom’un aldığı ücret, sabit ve kullanıma bağlı olmak üzere 2’ye ayrılıyor. Sabit bölüm için geçen yıl Beykoz’daki tüketici hakem heyeti, bir tüketicinin başvurusu üzerine bu paranın haksız alındığı ve geri iade edilmesi gerektiği yönünde karar vermişti. Ancak bu karar daha sonra Türk Telekom tarafından tüketici mahkemesine taşındı ve mahkeme Anaysa Mahkeme’sinin 2004’de verdiği bir karar uzantısında, “hakem heyetinin” kararını iptal ettiği gibi, bir daha böyle bir şikayet yapılamayacağını da karara bağladı.
Ancak bu konudaki zincir maillerin sonu gelmedi. Bugün bile “sabit ücretinizi başvurarak geri alın” türü mailler gelmeye devam ediyor. İşte Türk Telekom bu mailler hakkında da mahkemeye şunları belirtti :
Ülkemizde ve Dünya çapında bir çok ülkede uygulanan ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintisiz olarak her zaman sunulabilmesi, elektronik haberleşme altyapısının çalışır durumda bulunması ve her an elektronik haberleşme imkanının sağlanması maliyetlerinin karşılığı olan sabit ücret, 406 sayılı kanunun Ek 18.nci maddesinde yapılan düzenleme ile yasada açıkça düzenlenmiş ve işletmecinin aboneden talep edebileceği bir ücret kalemi olarak tespit edilmiş olup, daha önce bu uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile yapılan başvuru neticesinde, ülkemizin en yüksek yargı merci olarak kurulan ve kararları bütün idaeğ ve adli organlar için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi’nin 10/02/2004 tarih ve E.2000/79, K.2004/9 sayılı kararı ile hukuka uygunluğu ve talep edilebilirliği bir kez daha açıkça ortaya konulmuştur. Anayasa Mahkemesinin bu kararı yanında, sabit ücret uygulaması hakkında verilen Yargıtay, Danıştay ve Mahkeme Kararları ile de sabit ücretin hukukiliği tespit edilmiştir.
Gerek Türk Telekom tarifeleri, gerekse bu tarifelerin bir parçası olan sabit ücret uygulaması, ülkemiz telekomünikasyon sektöründe düzenleyici otorite olan Telekomünikasyon Kurumunun onayına tabi bulunmaktadır ve Kurum tarafından onaylanmayan hiçbir tarifenin Müvekkil şirketçe yürürlülüğe konulması mümkün değildir.
Yomra Mahkemesi ise, Türk Telekom’un şikayetlerini içeren bu başvurusuna karşın :
Müvekkil şirketin aleyhine ifadelerin yer aldığı, müvekkil şirket ve yöneticileri olarak gösterilen zincir mailler ile müvekkil şirket aleyhine kampanya başlatılmış olduğu belirtilerek; müvekkilinin kişilik haklarına, manevi şahsiyetine saldırı içeren ve gerçek dışı itibar zedeleyici ifadeler ile müvekkil şirketin prestij ve itibar kaybetmesinin hedeflendiği, ayrıca haksız rekabet yaratan eylemler içine girişilmiş olduğu
dedi ve aşağıdaki kararlar verildi :
- Dava dilekçesine ekli belge ve bilgilere göre istemin yasal koşulları bulunmakla birlikte, TTK 63 maddesi, MK 24/A maddesi ve HUMK 101 ve devamı maddeleri gereğince, taktiren teminatsız olarak ihtiyadı tedbir talebin kabulüne
- TİB ve yetkilendirdiği internet servis sağlayıcıların, Mynet’in, her ISP’nin (yurtiçi ve yurtdışı) kendi mail server kullanıcılarından bu içerikte mail gönderiminin engellenmesi için gerekli konfigürasyonu yapmaları hususunda tedbir kararının verilmesine,
- Tedbire konu asılsız mailin etkilerinin giderilmesini teminen her ISP’nin kendi mail server kullanıcılarına Türk Telekomünikasyon’un hazırlayacağı içerikte mail göndermesine,
- Tespit konusu e-Maillere erişim ile maillerin dağıtılmasının engellenmesine,
Bu karar 5651 sayılı kanunun ve dolayısıyla 9.maddenin yürütülmesinden sorumlu olan TİB tarafından tüm ISS’lere bir yazı ile bildirildi. Ancak kararı alan İnternet Servis Sağlayıcılar, kararı nasıl uygulayacakları konusunda şüpheye düştüler. Çünkü verilen kararda uygulanması istenenler, teknik açıdan dünyanın bile çözüm bulamadığı konular durumunda. Dolayısıyla bir ISS mahkemeye başvurdu ve olayın tekzip tarafında karar ortadan kalktı.
Ama maillerin yaratılması ve dağıtılmasına yönelik hukuki süreç hala sürüyor ve dolayısıyla suçluların tespitine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Türk Telekom hukuk departmanı, sorumuz üzerine, gelinen durumu şu sözlerle aktardı :
Tüzel kişilerin de, gerçek kişiler gibi, kişiliğe, haklara ve çıkarlara, itibara, değerlere sahip olduğu, ayrıca yasal düzenlemeler ile (MK 24 ve 25, BK.,TTK.vb. gibi) tüzel kişilerin de kişisel haklarının korunduğu, malumunuzdur. Yargıtay’ın uygulamaları ve doktrindeki baskın görüşler uyarınca da tüzel kişilerin de gerçek kişilerin kişiliklerine özgü olanların dışında kalan (kişiliğine zarar verici, ticari itibarını zedeleyici, adını karalayıcı, suçlayıcı vb. nitelikte) eylemler ile kişisel haklarına saldırı olabileceği, bu durumda ise hukuki koruma talep edilebileceği, bilinen bir gerçektir.
Şirketimizin hak ve menfaatlerini zedeler nitelikte ağır söylemler içeren, gerçek dışı beyanlar ile kamuoyunu yanıltmaya yönelik hukuka açıkça aykırı mahiyetteki söz konusu zincir mailin, son yılların en çok kullanılan iletişim aracı olan internet vasıtasıyla gönderilmiş olduğu ve tüm Türkiye sathında kullanıcılara iletildiği anlaşıldığından, 1086 sayılı HUMK’ un, 17 inci ve 103 üncü maddeleri gereğince; mailde baz alınan 1 Kasım 2008 tarihi dikkate alınarak, gecikmesinde tehlike olan ve mühim bir zarar oluşturma ihtimali bulunan bu durumda, tehlike veya zararı defi için Türkiye’nin herhangi bir yerindeki mahkemede bu yasal hakkını kullanması tamamen haklı ve hukuka uygun bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, ihtiyati tedbir kararının amacının, esasa ilişkin detaylı bir inceleme yapılmasının hak veya menfaat kaybına sebep olacağı durumların önüne geçilmesi olduğu, bu amaç gereği olarak bu gibi durumlarda işbu davanın en az masrafla ve en çabuk nerede ifası mümkün ise o yer mahkemesinde açılabileceği değerlendirildiğinde, açılan davada ve verilen mahkeme kararında da hukuka aykırı bir husus bulunmadığı görülmektedir. Öte yandan söz konusu ihtiyati tedbir kararı da, hukuka aykırı ifadeleri taşıyan mail zincirinde bahsedilen tarihin geçmiş olması nedeniyle Şirketimiz tarafından dava açılmamış ve nihayetinde bir ISP tarafından karara itiraz edilmiş olması nedeniyle kaldırılmış olup, halen böyle bir kararın varlığından söz edebilmek mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, antivirus ve Antispam yazılımlarında veya filtre yazımını destekleyen mail server yazılımlarında, tıpkı kişisel kullanımdaki mail sahibinin anahtar sözcük veya gönderen kişiye göre yapabileceği bloke işlemlerinde olduğu gibi, mailin içerisinde (body) ya da baslık (header) bölümünde bulunan ve engellenmesi gereken herhangi bir içeriği bloke edebilme yeteneği bulunduğu, bu içerikteki mailin gönderimini engellemek üzere ISP’lerin mail serverlarının önündeki Antivirus/Antispam/Mail server yazılımlarında bu filtreleri yazarak aktif etmelerinin teknik olarak mümkün olduğu bilinmektedir. Ayrıca ISP’lerin e-mail hizmeti verdiği bütün mail server kullanıcılarına (son kullanıcılara) uyarı amaçlı toplu mail gönderebileceği hususların uygulanabilirliği da dikkate alındığında yerel mahkeme kararının uygulanmasında teknik imkansızlık bulunmadığı bilinen bir gerçektir. Dolayısı ile ISP lerin gerekli önlemleri alması talebimiz ve tekzip talebimiz bu yönde olmuştur ama mahkeme kararında yazıldığı şekli ile yanlış anlaşılmalara mahal verdiği görülmektedir.
Konuyla ilgili olarak özellikle Şirketimizin haberleşme hürriyeti ve ifade özgürlüğü hususundaki hassasiyetini ve özgürlüklere olan inancını bir kez daha vurgulamak isteriz. Şirketimizin özgürlükler konusundaki hassasiyeti gerek telekomünikasyon sektöründe çalışan ve faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar gerekse kamuoyu tarafından yakinen bilinmektedir. Özgürlüklerin esas olduğuna inancımız tamdır. Ancak özgürlüklerin başkalarının hak ve menfaatlerine zarar vermesi halinde de, yasalarda belirtilen çerçeveler dahilinde mahkeme ya da yetkili idari mercii kararları ile de sınırlanabileceği, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası ve kanunlarında açıkça düzenlenmiştir. Bu itibarla Şirketimizce kişilerin haberleşme hürriyeti ya da ifade özgürlüğüne ilişkin hukuk dışı herhangi bir hareket veya eylemi sergilemesi söz konusu olamayacağını bir kez daha vurgulamak isteriz.
Bir sonraki bölümde, cezai ve hukuki sorumluluğu inceleyeceğiz ; Bu bölümü Mail İletmek (Forward) Cezai ve Hukuki Sorumluluk Yaratabilir – 5 başlığını tıklayarak okuyabilirsiniz.
[1] Zincir Mail, bir kişi tarafından başlatılan, gönderildiği noktadaki “n” kişi tarafından yeniden “n” kişiye gönderilen (forward edilen), o kişilerce de yeniden “n” kişiye gönderilen ve böylece bir zincir yaratan maillere verilen addır.



Kaynak : 