İş Zekâsı ve Analitik konularında çözümler üreten SAS’ın Finansal Çözümler Başkan Yardımcısı Mark Moorman, içinde bulunduğumuz global kriz ortamında finans sektöründe yaşanan dolandırıcılıklarda artış olabileceğini bildiriyor.
Özellikle Amerika’da kurumsal sahtekârlıkta ve sahtekârlık amacıyla açılan hesaplarda artış trendi görüyoruz.
diyen Moorman, birkaç ay içinde kurumiçi sahtekârlıkta da artış görülebileceğine dikkat çekiyor.
Yaygın Dolandırıcılık Yolları
Suistimal ve sahtekârlık finans kurumları için her zaman uğraşılması gereken sorunların başında geliyor. SAS Finansal Çözümler Başkan Yardımcısı Mark Moorman; eski dolandırıcılık hilelerinin halen bankaların üstesinden gelmeleri gereken sorunlar olduğunu belirtiyor. Moorman, “phishing” denen ve güvenilir kurum ya da kuruluşların kimliğine bürünerek kullanıcı adı, kredi kartı numarası, şifre gibi kişisel bilgileri çalmayı amaçlayan elektronik sahteciliğin; “kiting” olarak bilinen ve bankalardaki operasyonel sistemlerin yavaşlığından yararlanarak bakiyeyi aşan veya karşılıksız çekler yazarak haksız gelir elde etme sahtekarlığının; ve bir banka müşterisinin kişisel bilgilerine ulaşıp, bunları kullanarak bankadaki adres, telefon gibi bilgilerinin değiştirilmesi gibi faaliyetlerin günümüzün en yaygın sahtekarlıkları olduğunu hatırlatıyor. Moorman’a göre, günümüzde kurumiçi saldırıların ve ATM, market, restaurant gibi kredi kartı kullanılan yerlerde kartın kendisini kopyalayan veya kart bilgilerini alan dolandırıcıların sayısı da her geçen gün artıyor.
Suistimalle Mücadele için Futboldaki Gibi Takım Çalışması Şart
Suistimal ve sahtekârlıklara karşı alınması gereken önlemlere de değinen SAS Finansal Çözümler Başkan Yardımcısı Mark Moorman şöyle diyor :
Halen pekçok bankada departmanlar arasında etkileşim kurmayan eski sistemler kullanılıyor ve bu sistemler sahtekârlığın kurum genelinde net bir şekilde izlenmesini engelliyor” diyor. Moorman, en etkin biçimde önlem alınabilmesi için finans kurumlarının seffaflığa önem veren ve çeşitli gözetim seviyeleri olan sistemler yaratmaları gerektigini söylüyor. Moorman, “Tıpkı futbolda olduğu gibi, kaleci ağı korumakta tek başına bırakılmamalı. Kaleyi korumak için kalecinin, her biri farklı sorumluluklara sahip ve birlikte çalışabilen ekip arkadaşları olmalı. Bankaların da sahtekârlık için aynı bunun gibi bir sistem kurmaları gerekiyor.
4 Aşamalı Süreçle Riski En Aza İndirmek Mümkün
Mark Moorman’a göre, riski en aza indirmenin yolu müşteriyi 4 aşamalı bir süreçle korumak. İlk aşama, hesap açılışı. Moorman, hesabın sahtekârlık için açılmış bir hesap olma ihtimalini analiz etmek için dış kaynaklardan gelen bilgi ve banka içindeki bilgiyi birlikte kullanmak gerektiğini kaydediyor. İkinci aşama, risk ya da potansiyel sahtekârlık için işlemleri fonlar duyurulmadan derecelendirmek ve fonların bankayı onaysız terk etmesini önleyen sistemler kurmak. Üçüncü aşama ise, genellikle iç sahtekârlık ya da para aklama olarak da bilinen, süregelen, az ve yavaş sahtekârlığı ortaya çıkarmak. Bankaların geriye dönük detaylı bilgi içeren ve çeşitli iş birimlerini entegre eden bir sisteme sahip olması, süregelen sahtekârlığı ortaya çıkarmak açısından kritik önem taşıyor. Moorman son olarak geçmişteki sahtekârlık olaylarını inceleme ve bunların yeniden gerçekleşme riskini azaltmanın büyük önem taşıdığını vurguluyor.
Suistimal Çözümleri ile Sahtekârlıktan Korunmak Mümkün
Mark Moorman, fonları korumak, sahtekârlığı ortaya çıkarmak ve geçmişteki hatalardan öğrenmek için SAS’ın toplam çözüm sunduğunu hatırlatıyor. Bu çözümün, sahtekârlığı tahmin etmeye olanak tanıyan ve en sağlam sahtekârlık taramalarını sunan modelleri içerdiğini belirtiyor. Moorman şöyle diyor :
Çözümün etkisi, sistemi nasıl kullandıklarına, verinin ne kadar temiz ve tam olduğuna ve sürecin ne kadar iyi tanımlandığına bağlı olarak bankalar arasında değişiklik gösteriyor. Birçok banka bu çözümlerle sahtekârlıkların durdurulmasında yüzde 20 ile yüzde 50 arasında artış kaydediyor.



Kaynak : 