18 Avrupa ülkesinde 5.500 ofis çalışanı üzerinde yapılan ve ICM Araştırma Şirketi tarafından yürütülen bir pan-Avrupa çalışmasına dayanan Donna Dawson şu değerlendirmeyi yapıyor:
Çalışanlar günün sadece %75’inde tam kapasite ile çalışıyorlar, geri kalan dörtte bir zamanda verimsiz oluyorlar. En üretken ve en verimsiz oldukları saatleri yönetmek çalışanların kendi sorumluluğunda olsa da, bölüm müdürleri, ekiplerini oluştururken üretkenlik motiflerini göz önünde bulundurmalı. Müdürler, kişileri bireysel üretkenlik artışı ve düşüşlerine göre gruplandırarak, dengeli bir kişilik ekibi oluşturmalı. Örneğin; bir sabah projesinde Sabah Neşeli Olanlar, üretkenliği arttırmak için Öğlen Maestroları ve diğer kişiliklerden oluşan ekibi teşvik etmek üzere verimli şekilde kullanılabilirler. Tüm dört kişilik tipinin bir arada bulunması, uzun vadede en başarılı sonuçları verecektir.
Sabah neşeli olanlardan mısınız, yoksa ikindi uykucularından mı?
Patronların, elemanlarının kişilik tiplerini belirleyerek, daha verimli çalışma ortamı yaratabilecekleri düşüncesinden yola çıkan araştırmada belirlenen kişilik tipleri şöyle:
- Sabah Neşeli Olanlar; gün içinde en verimli olan ilk kişilerdir, ancak öğle yemeğinden hemen sonra gevşemeye meyillidirler.
- İkindi Uykucuları; en çok öğle yemeğinden sonra enerjik hissederler, fakat ikindiye doğru yavaşlarlar.
- Öğlen Maestroları; sabahları en verimsiz performanslarını sergilerler ve ancak ikindiye doğru havaya girerler.
- Öğle Yemeği Tembelleri; uzun öğle yemeği molaları verirler ve öğleden sonra yüksek verimlilik göstererek işlerini toplarlar.
Çalışanlar, patronlarını tembel buluyor
Avrupa çapındaki ofis çalışanlarının yarısından fazlası (%53), kendilerini hariç tutarak, üst düzey yönetici rolündekileri veya daha yukarıdakileri, ekiplerinin veya şirketlerinin en verimsiz üyesi olarak görüyorlar. Bunun tam tersine, asistanlar en üretken üyeler olarak biliniyor (%28).
Araştırmaya katılanların %43’ü, ekipteki en üretken kişinin kendisi olduğuna inanıyor ve bu oran İngiltere ve Almanya’da %54’e kadar yükseliyor. Davranış Psikologu Donna Dawson şöyle diyor :
Kurumsal merdivenden yukarıya tırmandıkça, daha çok görev aktarımı yapıyorsunuz. Yetki verilen asistanlar, kendilerini ispatlamak ve diğerlerinin gözündeki itibarlarını korumak için en çok çalışanlar olarak biliniyor.
Canon Avrupa Çözümleri Pazarlama Müdürü Adam Gillbe şöyle diyor :
Bu araştırma, çalışanların üretkenliği nasıl algıladığı ve yargıladığını gösteriyor. Üretkenlik artık bir üst yönetim konusu haline geldi. Yöneticiler, üretkenliği artırarak elemanlarından en etkin biçimde faydalanmanın yollarını arıyorlar. Bu ister ekip yapısındaki değişimden, ister tüm şirket yönetiminden, ister çalışanların kullandığı teknolojiden kaynaklansın, daha verimli bir iş akışı oluşturmak için çok büyük fırsatlar var. Canon’un ürünleri ve yazılım çözümleri, şirketlerin üretkenliklerini artırmalarına ve çalışma yöntemlerini en iyi biçimde kullanmalarına yardımcı olabilir.
Üretkenliği belirleyen kişilik tanımları
‘ÖĞLEN MAESTROLARI’ sabahları en verimsiz biçimde çalışır ve uyanıp yola koyulmaları zaman alır. Ancak ikindi saatlerinde en yüksek verime ulaşırlar. Sosyal, dışa dönük bireyler geç saatlere kadar dışarıda olabilir ve daha fazla uykuya ihtiyaç duyabilir. Avrupa ülkelerinde, bunun en çok İtalya ve İsveç (%67) ve Finlandiya (%66) için geçerli olduğu belirlendi.
Bir gece önce iyi bir uyku çeken ‘SABAH NEŞELİ OLANLAR’ gün içinde ilk verimli olanlardır, fakat öğle yemeğinden hemen sonra gevşeyebilirler. İşleri nasıl yoluna sokacaklarını bilen Sabah Neşeli Olanlar; tertipli, disiplinli ve verimlidirler ve yöntemleri en iyisidir! Araştırma yapılan ülkeler arasında sabah en düşük “verimsizlik” oranına sahip ülke, Almanya (%12) olarak belirlendi. Almanlar, en yüksek sabah “verimliliği”ne sahip millet.. Almanya’yı, Avusturya (%13), Fransa (%15) ve İngiltere (%17) takip ediyor. Fakat ‘Sabah Neşeli Olanlar’ın tümü, öğle yemeğinden hemen sonra gevşemeye başlıyor. Tek istisnası, verimlilik düşüşünü ikindiye kadar erteleyen İngilizler…
‘ÖĞLE YEMEĞİ TEMBELLERİ’ kaliteli yaşamı severler, güzel şeyler yiyip-içmekten zevk alırlar. “Hayat yaşamak içindir” sözü onlar içindir ve aşırı çalışmayı ve ofiste strese girmeyi sevmezler. ‘İş hayatı’nı dengeye oturtmakta oldukça azimlidirler ve uzun öğle yemeği molaları vererek, öğleden sonraki yüksek verimlilik gerektiren iş için enerji toplarlar. Bu kişilik tipi, genellikle, İtalya ve İspanya gibi, kültürlerinin bir parçası olarak uzun öğle yemeği molalarına siestaları ekleyen Akdeniz ülkelerinde görülür.
‘İKİNDİ UYKUCULARI’nın en enerjik oldukları zaman dilimi öğle yemeğinin hemen sonrasıdır. İkindi vakti geldiğinde üretkenlikleri en düşük seviyeye gelir. Hırslı ve çalışkan olan bu insanlar enerji seviyesini artırmak için yemeği bir ‘enerji kaynağı’ olarak görürler ve en verimli biçimde çalışmak için kendilerini mükemmel hissetmelidirler. Araştırmaya katılan Avrupa ülkeleri arasında, Danimarka (20%), İsveç (%25), Finlandiya (%24), Hollanda ( ) ve Romanya (%24) öğle yemeğinden sonra en enerjik olan ülkelerdir.
Ofis çalışanlarının verimliliğini artıran beş ipucu
- Enerji Olarak Gıda Alın – Yemek yemeden geçen sekiz saatten sonra ‘oruç açar’ gibi olduğunuz için, mutlaka kahvaltı için zaman ayırın. Aceleye getirilmiş ayaküstü atıştırmalar veya hiç kahvaltı etmemek, öğleden önce 11.00 civarında enerji kaybına neden olur ve bu da sizi şekerli bir şeyler yemeye iter. Bu bir anlık enerji artışı sağlasa da daha sonra daha fazla enerji düşüşüne neden olacaktır.
- Öğle Yemeği Molanızı Daha Pozitif Şekilde Kullanın – Daha hafif ve sağlıklı bir yemek tercih edin ve alkolü akşama saklayın. Ayrıca biraz egzersiz yapmayı deneyin, bir binanın çevresinde dolaşmak bile olsa… (ve asansörü değil merdivenleri kullanın!). Kendinizi daha iyi hissedersiniz, daha verimli çalışırsınız ve uzun vadede daha sağlıklı olursunuz.
- İki Saat Kuralını Uygulayın – İki saatlik sıkı bir çalışmadan sonra, konsantrasyon seviyemiz düşer ve daha verimsiz çalışmaya başlarız. Bu nedenle, her iki saatte bir masanızdan kalkın, kollarınızı ve bacaklarınızı esnetin, parmaklarınızı silkeleyin, boynunuzu ve omzunuzu ovun ve diyaframınızdan derin derin nefes alarak beş dakika boyunca yürüyün.
- Günde Sekiz Saat Uyumaya Çalışın – Daha azıyla da yetineceğinizi düşünebilirsiniz, ama uykudan yoksun olmanız sizi kötü etkiler (ve gece yarısından önce uykuda geçirdiğiniz her saat, sağlıklı bir uyku döngüsü için çok değerlidir). Çok az uyumanın etkileri şunlardır: Odaklanma ve konsantrasyon eksikliği, enerji kaybı, asabiyet, zayıf bağışıklık sistemi ve daha az üretkenlik. Görüntünüz de bundan kötü etkilenir. Tüm bunlar, iş arkadaşlarınız ve patronunuz üzerindeki ideal izleniminizi kaybettirir!
- Teknolojik Tavsiyeler Alın – Tam anlamıyla kullanamadığınız ekipmanlar, teknolojiler ya da yazılımlar varsa zaman kazandıran kısayolları atlıyorsunuz demektir. Birinden teknik destek istemekten utanıp sıkılmayın. Kazandığınız zamanı kendinize ayırabilirsiniz!
PSİKOLOG DONNA DAWSON:
Boston’da doğdu, ama hayatının büyük bir kısmını İngiltere’de geçirdi. Massachusetts, Watham’ın saygın üniversitelerinden Brandeis Üniversitesi’nde, Abraham Maslow’un öğrencisi olarak Psikoloji öğrenimi gördü ve İngilizce ve Psikoloji alanında olmak üzere çift diploma aldı. Ayrıca Manchester Üniversitesi’nde okudu ve Goldsmiths Akademisi’nde (Londra Üniversitesi’nin bir parçası) “Kişilik ve Davranış” alanında yüksek lisans yaptı. Halen doktora tezi üzerinde çalışmaktadır.
Donna Dawson, cinsellik, ilişkiler, sosyal konular, özgüven, fiziksel ve zihinsel sağlık, iş alanı, stres, insan doğası, kadın ve erkek arasındaki farklar, şöhret analizi, vücut dili, depresyon, kişilik türleri, maddi alışkanlıklar, yemek seçimleri, renk psikolojisi gibi çok geniş bir alanda çalıştı. Oldukça kapsamlı bir radyo ve televizyon deneyimine sahip bulunan, sohbet, tartışma ve haber programlarının müdavimi Dawson, ayrıca “This Morning” (ITV 1) programında “cinsellik uzmanı” olarak görev yapıyor. Dawson’un önemli bir özelliği ise MORE, COMPANY ve PARENTS dergilerinde yazan ilk “Dert Ortağı’ (Agony Aunt) olması.
Çok sayıda dergi ve gazetede yazıları yayımlanan Dawson, büyük şirketlere yaşam tarzı çalışmaları alanında danışmanlık yapmakta, sonuçları analiz etmekte ve bu sonuçları medya ile paylaşmaktadır.
Donna, müzisyen olan eşiyle birlikte Londra’nın güneydoğusunda yaşamaktadır, 17 ve 25 yaşlarında iki kızı bulunmaktadır.



Kaynak : 