Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.Rektör Olmanın Yazılı Kuralı Var mı? – 2
Rektörlerin Genel Nitelikleri Ne Olmalıdır?
Üniversite gibi niteliğin ve ilkelerin konuşulduğu ortamlarda adayların en azından bazı somut ve ölçülebilir niteliklerinin olması istenebilir. Son yapılan atamalara yapılan eleştirilerde adayların bir kısmının liyakat yerine taraf olma duygusu ile atandığı yönünde. Bir önceki dönemde de mutlak rektör olacak adaylardan bazı temel özelliklerin aranmasını istemiştik (Ortaş, 2006; Rektör Adaylarını Belirleme ve Atama Stratejileri. Üniversite ve Toplum. Aralık 2006, Cilt 6, Sayı 4).
Konuya ilişkin değişik ülkelerdeki yöntemleri ileride tartışacağım, ancak bazı temel sorular sorarak en azında üniversite gibi bilimsel ve idari yükü ağır bir kurumun başındaki kişinin yetkinliğinin ne olması sorgulanabilir. Şöyle ki;
- Rektör adayının bilimsel altyapısı nedir?
- Bilim politikası var mı? Ya da böyle bir politikanın gerekliliğine inanıyor mu?
- Rektör olarak yönetmek istediği üniversitenin vizyonu ve misyonuna sahip mi? Veya kafasında böyle bir kurgusu var mı?
- Üniversiteyi temsil yeteneği yaşamın her yönü ile nedir?
- Ulusal ve uluslar arası ilişkileri, kaç yayın yapmış, araştırma yapma ve proje üretme kapasitesi, patent veya buluşu var mı nedir?
- Yetiştirdiği kaç bilim adamı var veya bilim adamı yetiştirmiş midir?
Yabancı dil bilgisi ve düzeyi nedir? Yabancılarla görüşmesinde tercümana ihtiyaç duyuyor mu? - Kaç ulusal ve uluslararası kongre düzenlemiş, kaç, toplantı, çalıştay düzenleme, görev alma veya kongreye katılmış ve sunu yapma düzeyi ve kapasitesi nedir?
- Uzmanlık alanı dışında entelektüel yönü nedir? (bilim ve sanat alanına olan etki ve katkısı nedir?)
- Ne tür dersler veriyor ve ders materyali üretmiş mi?
- Patent, buluş sahibi midir?
- Kaç sosyal etkinliğe önderlik etti?
gibi bazı somut ve ölçülebilir sorgulamalar yapılabilir. Her şeyden önce adayın entelektüel birikimi, kişiliği, karakteri insan ilişkileri ve güven ilişkisi başta olmasa olmaz özellikler olmalıdır. Ayrıca hesap verilebilirlik düzeyi önemlidir.
Sorunlar ile baş edebilme becerisi yanında dışarıya karşı üniversite özerkliğini ve akademisyen özgürlüğünü savunabilme kapasitesinin olması tercih edilebilir. Ayrıca analitik düşünme kapasitesi gibi insana güven veren, duruşu olan, doğruya doğru, eğriye eğri diyen insanların seçilmesi öğretim üyesine, öğrenciye ve halka güven vermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde toplumun üniversiteye ve bilime olan güveni daha da sarsılacaktır. Çok da haksız sayılmazlar.
Rektör nitelikli, objektif ve hesap verebilir, seçenler ise nitelikli ve özerk olmalıdır Genelde iki yönetim modeli vardır:
- Güçlü, tek söz sahibi, (ancak en küçük başarısızlığa tahammülü olmayan), rekabet ve liderlik (Başarısız olduğu anda görevden alınan Amerika’daki atama modeli) modeli.
- Paylaşımcı, gücünü kurullardan alan temsili yönetim (Demokratik yönetim) modeli.
İşte en çok konuşulan konu budur. Görülen odur ki ülkemizde 27 yıldır uygulanan atama modeli başarısız olmuştur. Bu nedenle Türkiye koşullarında, yalnız batılı ölçeklerde bilimsel ve yönetsel ölçütleri belirlenmiş kişiler (aynı üniversiteden olması gerekmez) aday olabilmelidir; öğretim üyelerinin tamamı ile öğretim / araştırma görevlileri, öğrenciler ve diğer çalışanların da belirli oranlardaki temsilcileri seçimde oy kullanabilmelidir. Bu doğrudan seçim yerine nitelikli seçim şeklinde olabilir. Ama öncelikle bu nitelikli grupların tam özerkliği olmalıdır. Ve seçilmenin bilimsel ve yönetsel ölçütlere bağlı olması gerekir (Bu konuyu ileride işleyeceğim).
Bu makalenin son bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 