Beyaz Saray, bugün (23 temmuz 2025) ABD’nin Çin üzerindeki hakimiyetini pekiştirmeyi amaçlayan “Yapay Zeka Eylem Planı”nı açıkladı. Bu plan, yapay zeka altyapı projelerine yönelik izinlerin kolaylaştırılması önerilerini de içeriyor.
Bu plan, bürokrasiyi azaltarak ve altyapıyı güçlendirerek ABD’nin yapay zeka üstünlüğünü hızlandırmayı amaçlayan yüksek riskli bir gelişme ve çevresel sürdürülebilirlik, eşitlik ve düzenleyici denetim konusunda zor soruları da gündeme getiriyor.
Yani planın hedefi, ABD’nin yapay zeka alanındaki liderliğini güvence altına almak ve Çin’in teknolojik hedeflerine karşı koymak olarak belirlendi. Silikon Vadisi ve Büyük Teknoloji firmaları (Big Tech) tarafından yönlendirilen, inovasyon yanlısı yaklaşımı jeopolitik rekabetle uyumlu hale getiren bir strateji sunuldu.
Planın temel bileşenleri inovasyonun arttırılması, altyapının kurulması ve güçlenmesi, uluslararası rekabette öne geçmek olarak soralanıyor.
İnovasyonun hızlandırılması başlığı altında, müttefik ülkeler için ihraç edilebilir yapay zeka teknoloji paketlerinin hazırlanması ve “İdeolojik olarak önyargılı” yapay zeka sözleşme kurallarının gözden geçirilmesi ve iptal edilmesi planlanıyor.
Beyaz Saray’ın “Yapay Zeka Planı”, altyapının inşası için veri merkezleri, çip fabrikaları ve enerji tesisleri için izinlerin hızlandırılmasını, nitelikli işgücü eğitimini (elektrikçiler, HVAC mühendisleri) artırmayı ve yapay zeka projeleri için federal arazi kullanımının genişletilmesini içeriyor.
Uluslararası rekabette öne geçmek açısından da, ABD’nin ekonomik diplomasi alanındaki yapay zeka hakimiyetinden yararlanmayı ve federal fonlamayı eyalet düzeyindeki yapay zeka politikalarına bağlayarak; “kısıtlayıcı” yargı bölgelerini cezalandırmayı hedefliyorlar.
Plan yorumlara göre, ABD – Çin arasında yenilenen bir yapay zeka yarışında, ABD’nin büyümeyi hızlandırmak için düzenleyici “hafif dokunuşlu” bir dönüş yaptığı düşünülüyor.
Ancak eleştirmenler iklim etkilerinden, zayıflayan çevre düzenlemelerinden ve büyük teknoloji şirketlerinin kayırmacılığından korkuyor
Planda yapay zekada yetenek darboğazını aşmak için on binlerce kişiye kritik mesleklerde eğitim vermek hedefleniyor.
Odak Alanı Temel Eylemler
- Altyapı Kurulumu : Veri merkezi ve çip fabrikası izinlerinin hızlandırılması; Federal toprakların kullanımı
- Enerji ve İşgücü : Elektrik şebekesinin geliştirilmesi, kalifiye işlere yatırım yapılması
- Tedarik Reformu : Kamu ihalelerinde taraflı olduğu düşünülen yapay zekanın engellenmesi
- İhracat Liderliği : ABD yapay zeka çözümlerini küresel olarak teşvik edilmesi
- İnovasyon ve Güvenlik : Biden dönemi yapay zeka önlemlerini yürürlükten kaldırarak, ihtiyat yerine hızlandırmaya öncelik verilmesi.
Buradaki “federal toprakların kullanımı” maddesi, Türkiye’deki hazine arsalarının özel sektöre açılmasını akla getirse de, ABD’de ki yasal çerçeve ve şeffaflık düzeyi, bu arazilerin Veri merkezleri, çip fabrikaları, yüksek kapasiteli elektrik altyapısı gibi stratejik tesisler için Bureau of Land Management (BLM) kontrolündeki federal araziler yatırımcılara geçici kullanım (lease) yoluyla sunulacağı kaydediliyor.
Bundan sonrasında altyapı, ticaret ve düzenleyici kurumlara başkanlık kararnameleri aracılığıyla uygulamalar bekleniyor. Doğal olarak çevresel etki ve eyalet direncinin izlenmesi takip edecek.
ABD Yapay Zekada Dolu Dizgin Gitmeyi Hedefliyor
ABD’nin yeni AI Action Planı güçlü biçimde e/acc (effective accelerationism) yani etkili hızlandırmacılık eğilimini yansıtıyor.
Effective Alturism’in tersi olanEffective Accelerationism (e/acc), yapay zekâ ve diğer ileri teknolojilerin gelişimini azami hızda teşvik etmeyi savunuyor. “Regülasyonlar, etik kaygılar, çevresel sınırlamalar yavaşlatıcıdır” diyerek büyümeyi önceleyen bir kalkınma felsefesini takip ediyor. Marc Andreessen, Balaji Srinivasan, David Sacks ve dolaylı olarak Elon Musk gibi isimler tarafından destekleniyor.“Yavaşlamak bizi Çin’e veya teknolojik felce sürükler” şeklinde savunuluyor.
Dijital Dönüşüm Ofisinin Yayınladığı Yapay Zeka Stratejisi ile Karşılaştırma
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin (CDDÖ) yayınladığı 2021–2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (UYZS) ile ABD’nin yeni AI Action Plan’ı karşılaştıralım;
Amaç ve Yaklaşım
ABD AI Action Plan: ABD’nin küresel rekabetçiliğini savunma, ekonomik önderlik ve Çin karşısında artırmak; izin süreçlerini kolaylaştırarak veri merkezi ve chip üreticilerini hızla ölçeklendirmek
Türkiye UYZS: Yapay zekâ konusunda insan kaynağı yetiştirmek, yerli ekosistem kurmak, etik ve veri egemenliğini sağlamak; çok paydaşlı yönetişim üzerinden ilerlemek
Yani ABD hız ve altyapı odaklı, Türkiye ise yapılandırma, sürdürülebilirlik ve etik temelli strateji geliştirmeyi seçmiş.
Altyapı ve İzin Süreçleri
ABD: Veri merkezleri, chip fabrikaları ve enerji altyapısı için izinleri hızlandırma iradesi; federal arazilerin kullanımına açılması öngörülüyor.
Türkiye: Stratejide altyapı eylemleri yer alıyor: “literasyona dayalı işlemci altyapı ihtiyaç analizi” ve “Merkezi Kamu Veri Alanı” kurulması gibi hedefler var. Ancak “izin kolaylaştırma” konusunun pratikte izlenen bir politikası görünmüyor.
İnsan Kaynağı ve Ekosistem
ABD : İş gücü eğitiminde Elektrikçi, HVAC gibi teknik işler için eğitim planı ve ekosisteme yönelik olarak büyük ölçekli AI teknolojiyi teşvik etme planlıyor.
Türkiye, yapay zeka uzmanı yetiştirme, eğitim revizyonu, sertifika, burs, ile ekosisteme de, araştırma, girişim, standart, yerli LLM, patent mekanizmaları için destek öneriyor.
Yani, ABD uygulamaya ve altyapıya odaklanırken, Türkiye eğitim, araştırma ve etik ekosistem inşasına öncelik vermiş.
Güvenlik vs Etik
ABD: Mahremiyet ve çevresel etkiler gibi endişeler arasında regülasyonları hafifletme, hızlı büyümeye öncelik planlıyor.
Türkiye ise yapay zeka stratejisinde “mahremiyet, şeffaflık, sorumluluk, hesap verebilirlik” gibi etik temellere vurgu yapılıyor. Ayrıca “Güvenilir YZ Damgası” gibi düzenleyici araçlar sunuluyor
Uluslararası İşbirlikleri
ABD, yapay zeka ihracatı ve stratejik diplomasi instrumenti olarak kullanılması planlanıyor.
Türkiye: Strateji, YZ’da uluslararası platformlarda yer alma, diaspora, LLM ortaklıklarına vurgu yapıyor. Ayrıca kamu-özel işbirliği ihraç adımları gözlemleniyor.



Kaynak : 