Ağustos başında Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2030 yılına kadar Türkiye’ye 10 milyar $’lık veri merkezi yatırımı yapılacağı açıklaması yaptığında heyecanlandık. Çünkü internet altyapısı denildiğinde 3 önemli bileşen “fiber altyapı + veri merkezleri + internet trafik değişim noktalarıdır (IDN ya da IX). Çünkü bugün “internet kullanıyoruz” dediğimizde sadece erişim hatlarını değil yanısıra veri merkezlerini de kullanıyoruz. Örneğin Google üzerinde arama yaptığımızda, onun yazılımının yer aldığı sunucuları yani veri merkezlerine ulaşmış oluyoruz. Başka deyişle “veri merkezleri yoksa, internet de yok”.
Veri merkezi sektörü dünya çağında başlı başına bir sektör. Sıkça kullanılan “bulut servisleri” de veri merkezlerinin üzerinde konuşlanıyor. İnternetin ilk yıllarında, internet servis sağlayıcılığın (ISS) içindeki bir servis olan veri merkezleri, haberlerin internetten okunmasının artması, YouTube, Facebook, Twitter gibi sosyal medya olanaklarının artması ile kendi başına sektör haline geldi ama Telekom sektörünün düzenleyici kurumu olan BTK, kurulduğundan bu yana geçen 25 yılda henüz veri merkezi sektörünü tanımlamadı. Bu Türkiye’de yerli veri merkezi sektörünün gelişmesini engelledi.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından çıkan 10 milyar $’lık veri merkezi yatırımı, bir hayli heyecan yarattı ama sonradan anladık ki, bu yatırım Türkiye’nin kendi yapacağı bir yatırım değil. Daha çok, Hyperscale dediğimiz aşırı büyük bulut şirketlerinin (AWS, Microsoft, Google Cloud vs) yer alacağı veri merkezleri yatırımlarının, Birleşik Arap Emirliklerinden, Şeyh Tahnoon bin Zayed Al Nahyan’ın sahip olduğu Khazna gibi yabancı firmaların yapacağı şeklinde.
Dijital Egemenlik
Türkiye, son 25 yılda sosyal medya ve dijital içerik tüketiminde önde gelen ülkelerden biri olmasına rağmen, veri merkezleri, internet değişim noktaları (IX), yerel hosting ve yapay zekâ içerik altyapıları konusunda büyük fırsatları kaçırdı. Özellikle Google, Facebook gibi bulut servisleri kullanan firmalar, Avrupa’daki müşterileri için Romanya, Bulgaristan gibi komşularımıza milyonlarca $’lık veri merkezi yatırım yaptılar.
Ülkemizde ise, ne bu yabancı yatırımları, ne de yerli veri merkezi yatırımlarını göremedik maalesef. Çünkü altyapımız kötü, 5651 ile başlayan internet, sosyal medya, dezenformasyon vs hukuk düzenlemeleri de yabancı yatırımcıyı ürküttü. Oysa, istihdam, knowhow transferi, yatırım kazancı yanında, yurtdışına çıkmadan servis almak nedeniyle yurtdışına (örneğin Bulgaristan, Romanya vs) kaptırılmayan bant genişliği masrafları gibi pek çok kazanç olacaktı.
Bu durum ekonomik anlamda milyarlarca dolarlık bant genişliği ve de iş kayıplarına yol açarken, bir yandan da dijital egemenliği kaptırdık ve stratejik bağımlık haline dönüştü. Henüz geri dönüş noktası olabilir diye düşünsek de, sanırım treni çoktan kaçırdık.
Etrafımız baktığımızda ise şunu görüyoruz;
- Yunanistan agresif. bir şekilde veri merkezi hub’ı olmaya odaklanmış durumda. Digital Reality’nin 35-40 MW’lık kapasitesi yanında Data4’ün 300 milyon €’luk yeni yatırımı geliyor
- Bulgaristan, AB üyeliği avantajı ile son 10 kusur yılda Google / Meta gibi firmaları ülkesine çekti.
- Azerbeycan, enerji avantajı ve daha az bürokrasi ile veri merkezi alanında cazip ve bölgenin merkezi olmayı da hedefliyor.
- Türkiye’de ise veri merkezi kaç tanedir, kapasitesi nedir, dosdoğru bir rapor yok.
BTK’nın Sorumluluğu
Bu durumun oluşmasında BTK’nın ve bağlı bakanlık olarak Ulaştırma Bakanlığının payı büyüktür. Yanısıra bugün kapanmış olan Dijital Dönüşüm Ofisi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı mevzuatlarında da veri merkezi tanımına halen yer vermiş değiller. Yani bu sektörün önemini farkına varmamış gibiler. Sadece Ticaret Bakanlığı mevzuatında veri merkezi tanımı gözüküyor. Halen hükümette veri merkezi vizyonu olmadığı kesin.
BTK’nın Veri Merkezi konusunu sahiplenmediğini, en azından 3 Aylik Pazar raporunda yer bile vermemesi ile zaten gözüküyor. Öyle ki şu anda Türkiye’de kaç MW’lık Veri Merkezi kapasitesi var, kimse bilmiyor. BTK’nın 10-15 yıldan bu yana, sektör paydaşları ile istişare edip, en azından sektörü belli rakabet edebilir bir düzeye getirmesi. Bunun için daha hafif yaptırımlar ile yaklaşıp, destekleyici regülasyon önlemleri alması gerekiyordu. Ama 3 sene önce yoğun bir şekilde konuşulan “Veri Merkezi Teşvik Kanunu” bile çıkarılmadı. Sadece Nevşehir’e (Kapodokya bölgesindeki mağaralar düşünülerek) bir teşvik uygulaması çıktı.
Katıldığım panelde bir arkadaş, bakanlıklarda yine konuşulduğunu iletti ama acaba ne nedenle? Gelecek yabancı yatırımları desteklemek amaçlı mıdır, bilemiyorum.
Veri Merkezi yatırımları, adı bu olmadan, 1990’ların sonunda, 2000’lerin başında, Internet Servis Sağlayıcılar tarafından kurulmaya başlanmıştı. Daha sonra sadece veri merkezi hizmeti vermeye yönelik firmalar kurulduysa da, giderek sadece büyük operatörlerin tekelinde kaldı. Oysa, bu sektörün oluşması ve gelişmesi için, en başta büyük oyuncuların fiyatlarının kontrol edilmesi, rekabetin oluşturulması, yurtdışı benzerleri ile karşılaştırma yapılması gerekirdi. Yanısıra, veri merkezlerinin ortak kullanımı (hep tasarruf deniliyor ya) sağlanmalı, yeni bir veri merkezi açılıyorsa, mesela sahibi Turkcell olsa dahi, içeri Turk Telekom’un girebilmesine (ya da tersi) dair kuralları koyması, içerdeki müşterilerin alternatif seçebilmesine olanak sağlaması gerekirdi.
Ama bırakın desteklemeyi, bu sektörün yöneticileri, 5651 vs kanunlar ile sürekli, kendileri ile alakalı bile olmayan durumlarda (sunuculardaki bir web sitesinde yayınlanan herhangi bir içerikle ilgili olarak) savcılıklara ağır suçlar belirtilerek taşındılar. Kendilerini savunmak zorunda bırakıldılar.
Veri Merkezi Yatırımları
Ülkemizde şu anda bakıldığında sadece Khazna, Damac, Edgeconnex vs ile Equinix (ABD)’nin genişlemeye yönelik veri merkezi yatırımları gözüküyor. Bunun dışında dediğimiz gibi operatörlerin yani Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone (Damac ile beraber) yani işi olan veri merkezleri var. Ama asıl işi Veri Merkezi olan bir yerli şirket maalesef yok.
Devlet kendisi için de, muhtemelen 200-300 tane küçüklü büyüklü Veri Merkezlerinde, yedeksiz veya yetersiz yedekli çalışıyor (bu noktada Güney Kore’nin eylül 2025 ortasında yangın sonucu yok olan e-Devlet verilerini hatırlatalım)
Bir başka nokta da şu; geçtiğimiz 10-15 yılda, Google, Meta, Microsoft gibi dev teknoloji firmaları, Avrupa’daki ve tabii ki Türkiye’deki kullanıcılara yönelik veri merkezleri kurarken, ülkemize bu anlamda yaklaşmadılar. Bunun temel nedenlerinden biri, şeffaflık ve denetim beklentileri yüzünden 5651 sayılı yasa olmuştur. Bu firmalar, Bulgaristan veya Romanya gibi AB veri koruma sistemine dahil ama müdahale riski az olan komşu ülkeleri tercih etmiştir. Bu noktada “hukuk” ne kadar önemli bir daha farkına varmıştık.
Türkiye’nin yerli veri merkezi şirketi yok dememiz, yabancı yatırımlara karşıyız anlamına gelmiyor. Sadece anlatmaya çalıştığımız, sektörün sadece yabancı firmalardan oluşmasının sakıncaları. Bunun “Dijital Egemenlik” anlamında sorun olacağına işaret ediyoruz.
Bant Genişliği Maliyeti ve Yurtdışına Akan Para
Türkiye’de yerli veri merkezi altyapısı yeterince gelişmediği için, dijital hizmet sağlayıcılar ve içerik üreticileri, örneğin Hollanda’daki Leaseweb gibi yabancı firmaları tercih etmiş, bu da ülkeden dışarıya ciddi bir bant genişliği ücreti akmasına neden olmuştur. Türkiye’den okunan web siteleri –yerli haber sitesi ya da Facebook olabilir– için yurtdışındaki sunuculara ulaşmak demek, farklı ülkelerdeki şebekeleri kullanmak ve dolayısıyla o ülkelere bunun bedelini ödemek anlamına geliyor.
Eylül başında Google (Gmail, Maps vs) ve YouTube’e ulaşılamaz olduğunu hatırlatayım. Çünkü Google’un Bulgaristan’daki sunucularının olduğu bölgede yaşanan bir olay (henüz Google açıklama yapmadı ama elektrik kesintisi vs olmalı), bizi bir süre servis alamaz haline koydu. Sonradan routing (yönlendirme) sayesinde yeniden ulaşabildik. Bu da yurtdışına giden trafiğin, acil bir durum olduğunda bizi nasıl zorlayacağını gösteren bir örnekti.
Burada şunu da hatırlatalım; ülke içinde yerli ya da yabancı veri merkezlerinin kurulmamış olması, belki bu yatırımlara karşı ödenecek paranın, bant genişliğine ödenmesi anlamına geliyor. Yani bir çeşit aptallık. Tabii ki bu durum, milli dijital içerik üretiminin maliyetini artırmakta ve yerli rekabeti baltalamaktadır.
Dijital Altyapı ve KOBİ’lerin Rekabet Gücü
Amerika Birleşik Devletleri, Biden yönetimiyle birlikte 40 milyar dolarlık bir genişbant altyapı desteği açıklamıştır. Bu yatırım, ABD’li KOBİ’lerin dijital ekonomide geri kalmaması için bir rekabet üstünlüğü olarak konumlandırılmıştır. Türkiye’de ise benzer stratejik bir planlama olmadığı için, yerli KOBİ’ler dijital dünya ile tam entegrasyon sağlayamamaktadır.
Enerji, Veri Merkezleri ve Yapay Zeka
Yapay zekânın devasa işleme kapasitesi ihtiyacı, dünyayı yeniden nükleer enerjiye yöneltmektedir. Veri merkezlerinin enerji talebi, 1980’lerde kapatılan ABD’deki Three Mile Island gibi nükleer santrallerin yeniden devreye alınmasına yol açmıştır. Türkiye ise Akkuyu gibi projelere sahip olmasına rağmen, bu tesislerin veri merkezleriyle entegre dijital altyapı stratejisine sahip değil. Oysa enerji politikalarının dijital altyapıyla koordine edilmesi, dijital egemenlik için hayati öneme sahiptir.
Ne Yapılmalı?
Türkiye, hem jeopolitik konumu hem de dijital tüketim kapasitesi ile veri merkezi, IX noktaları ve AI destekli dijital altyapı için bölgesel bir üstüne dönüşebilir. Bunun için ise:
- Düzenleyici yasalarda şeffaflık ve öngörülebilirlik artmalı,
- Veri merkezleri için enerji destekli cazibe merkezleri kurulmalı,
- Yerli içerik ve hosting sektörü desteklenmeli,
- AI ve veri işleme kapasitesini besleyecek altyapı planlamaları yapılmalıdır.
- Bu adımlar atılmazsa, Türkiye hem dijital sömürge hem de veri kaybı yaşayan bir ülke konumuna sürüklenebilir.
Devletin özel şirketlere en az 10 sene sıfır faizle finansal teşvik ve enerji desteği verip, TOGG imal ettirir gibi Veri Merkezi yaptırması gerekiyor. TOGG’dan çok daha fazla verim alabileceği bir alan bu. Yoksa tam sömürge olacağız. Bu sayede yarın yabancılar “biz gidiyoruz” dese veya “şu şu kurallar” dese ya da daha kötüsü “fiyatlarımızı budur” dese, yapabileceğimiz birşey kalmayacak.



Kaynak : 