web analytics
Çarşamba, Haziran 24, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER ARGE - Inovasyon

Prof. Dr. Tayfun Uzbay’dan ‘Bilimde Sahte Yayınlar’ Uyarısı

Türk-İnternet Haber Merkezi-Türk-İnternet Haber Merkezi
12 Ağustos 2025
-ARGE - Inovasyon, Eğitim
0
Prof. Dr. Tayfun Uzbay’dan ‘Bilimde Sahte Yayınlar’ Uyarısı
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bilim dünyasında etik dışı uygulamaların endişe verici boyutlara ulaştığını anlattı.

Bilim Dünyası Küresel Ölçekte Son 20 Yıldır Etik Erozyonu Uğradı

Bilim dünyasının son 20 yıldır ciddi bir etik erozyon yaşadığını ifade eden Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu sorunun uluslararası prestijli bilim dergilerinde yayımlanan makalelerle de kanıtlandığını belirtti. Prof. Dr. Uzbay, Northwestern Üniversitesi’nden metabilimci (bilimin bilimi) Reese Richardson’ın PNAS dergisinde yayımlanan ve Science dergisinin de gündemine taşıdığı çarpıcı çalışmaya dikkat çekti.

Prof. Dr. Uzbay, bu araştırmanın ortaya koyduğu tabloya ilişkin şunları dile getirdi:

“Richardson, yaptığı değerlendirmede üzüntü verici olarak çok çarpıcı bazı verilere ulaştı ve şu anda bilimsel yayınların etik dışı birtakım sapmalarla büyük bir endüstri haline gelmeye başladığını, birçok sahte yayının ya da birçok niteliksiz yayının nitelikli dergilerde bile kolaylıkla yayımlandığını ortaya koymuşlar. Yaptıkları çalışmada tespit ettikleri önemli konulardan biri, hepimizin saygı duyduğu PLoS One gibi saygın dergilerde editörlerin taraflı bir hakemlik mekanizması işlettiklerini ortaya koymaları.

Ne demek istiyorum? Editörler, belirli yazarların makalelerine odaklanmış, onların çalışmalarını çok fazla zorlamadan, yayınlanmasını kolaylaştırmışlar. Çalışmada bu durum açıkça ortaya konuyor. Araştırma derinleştikçe ise karşımıza oldukça ilginç ilişkiler ağı çıkıyor. Bu ağ içinde; uydurma verilerin kolayca normal bir makale haline getirilip yayımlanmasından tutun, 3-4 yazarlı bir çalışmanın 8-9 yazarlı hale getirilip yazar sıralarının satılmasına kadar pek çok üzücü ve bilime olan saygıyı zedeleyici sonuçlara ulaşılıyor. Bu, aslında çok ses getiren bir çalışma. Türkiye’de henüz çok farkına varılmadı, belki de çok yeni olduğu için.”

Sahte Bilim Giderek Bir Endüstriye Dönüşüyor

Edinburgh Üniversitesi’nde görev yapan bilim gazetecisi Dr. Kathleen O’Grady’nin, bu konuda bir başka makale kaleme aldığını da dile getiren Prof. Dr. Uzbay şöyle konuştu:

“Söz konusu makaleyi analiz ederek üzerine bazı ek veriler de ekliyor. O’Grady, bilimin —özellikle sahte bilimin— giderek bir endüstriye dönüşmekte olduğunu vurguluyor ve bu durumu altını çize çize anlatıyor. Üstelik bunu, alanında zirvede kabul edilen en önemli bilim dergilerinden biri olan Science’da yayımlatıyor. Bu bize şunu gösteriyor: Konu, dünya çapında bilim insanlarının, prestijli bilim dergilerinin ve bilim camiasının yoğun dikkatini çekmiş durumda. Üstelik artık bu durum ciddi bir sorun haline gelmeye başlamış.”

Bilimsel Sahtekarlık Artık Organize!

Bilimsel sahtekarlığın artık bireysel eylemlerin ötesine geçerek organize bir yapıya dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, “yayın fabrikaları” olarak adlandırılan bu sistemin işleyişini şöyle anlattı:

“Bu artık içinde paranın da dönmekte olduğu büyük bir endüstriye dönüşmüş durumda ve bunlara yayın fabrikaları deniliyor. Birtakım yayınlar üretiliyor. Bu şekilde çok kısa sürede bazı kişiler istediklerinden daha fazla sayıda makaleye sahip olabiliyorlar. Hatta bazı atıf ağları da var. Birbirlerine karşılıklı atıfta bulunuyorlar. Dergi editörleri karşılıklı paslaşarak makalelerini yayımlıyorlar. Bu makaleler ciddi denetimlerden geçmeden yayımlanıyor ya da makalelerin defoları varsa o defolar bilimsel çalışılarak laboratuvarlarda değil de fake olarak düzeltiliyor ve makaleler yayımlanıyor. ‘Peki, dürüst ve nitelikli yayınlar yapan bilim insanları var, ancak etik dışı işler yapanlar da var. Onlar yakalandığında ne oluyor?’ İşte asıl problem burada. Bu kişiler teşhir ediliyorlar, ancak çoğu zaman ciddi bir yaptırımla karşılaşmıyorlar. Bazı ciddi kurumlarda işlerine son verilebiliyor ama çoğunlukla ağır cezalar almıyorlar. Akademik dünyanın dışına itilseler bile bu, geçmişte olduğu gibi caydırıcı olmaktan çıkmış durumda. Günümüzde ise bu tür etik dışı uygulamaların giderek meşrulaşmaya başladığını görüyoruz. Her iki makalede de altı çizilen önemli noktalardan biri bu. Paralı yayıncılık ve aracılar üzerinden makale yayımlatma artık giderek olağan hale gelmiş durumda.”

Sahte Yayınlar Toplumsal Sağlık İçin Risk Oluşturuyor

Sahte yayınların en çok tıp ve sağlık bilimleri alanında görülmesinin toplumsal sağlık için büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, şöyle devam etti:

“Daha üzücü olan başka bir konu var. Bu tip yayınlar maalesef tıp bilimleri ve sağlık bilimleri alanında daha çok görülüyor. Özellikle messenger RNA ve mikroRNA konularında son dönemde çok fazla dikkat çekiliyor. Biyoloji laboratuvarlarında, özellikle mikroRNA çalışmalarında çok sayıda sahte yayına ulaşıldığı bildiriliyor. Sağlık bilimleri alanında, kanser gibi son derece önemli bir konuda da yanıltıcı ve sahte makalelerin yayımlandığı görülüyor. Bundan yaklaşık yedi yıl önce, 2017’de, Nature dergisinde —bilim dünyasının zirvesindeki yayınlardan biri— “Hiperprolifik Yazarlar” başlığıyla önemli bir makale yayımlanmıştı.

Bu makale, ünlü Stanford Üniversitesi profesörü Dr. Ioannidis tarafından kaleme alınmıştı. Makalede, bazı bilim insanlarının akıl almaz derecede yüksek yıllık yayın sayısına ulaştığına dikkat çekiliyordu. Örneğin, yılda 80 makale yayımlayan kişilerden söz ediliyordu. Bu, basit bir hesapla, bir kişinin ortalama beş günde bir makale yayımlaması anlamına geliyor ki pratikte mümkün olmayan bir durum. Böyle bir üretkenlik, ancak belirli ağlar ve karşılıklı çıkar ilişkileri içinde oluşabilecek bir sonuçtu.”

Aslında bugün gelinen noktanın temellerinin o dönemde atıldığını kaydeden Prof. Dr. Uzbay şunları söyledi:

“O yıllarda, daha çok ‘sempatik kanal’ üzerinden, yani iyi ilişkiler içindeki bilim insanlarının karşılıklı olarak birbirlerinin yayınlarını desteklemesi söz konusuyken; bugün bu durum, sahteciliğin ve paranın döndüğü bir endüstriye dönüşmüş durumda. Bu da işin en tehlikeli boyutunu oluşturuyor. Peki, bu durum karşısında ne yapılmalı? Görünen o ki akademinin, üniversitelerin ve bilim örgütlerinin, bilimdeki takdir ve ödüllendirme mekanizmalarını yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.”

Nitelikli Araştırmaları Teşvik Edip Ödüllendirmeliyiz

Türkiye’deki duruma da değinen Prof. Dr. Uzbay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizde genellikle kadro atamalarında ve bilimsel ödüllerin verilmesinde, ağırlıklı olarak yayın ve atıf sayılarına bakıyoruz. Ancak bu sayılara bakarken derinlemesine bir değerlendirme yapmıyoruz; çalışmaların içeriğine, bilime dair hangi soruları sorduğuna ya da hangi problemlere odaklandığına yeterince dikkat etmiyoruz. Dolayısıyla, çok çeşitli alanlarda, birbirinden farklı konularda yayın yapabilen; ancak neye odaklandığı net olmayan, buna rağmen yüksek sayıda yayın ve atıfa sahip bilim insanlarımız var. Her yıl, H-indeksine göre yayımlanan ve dünyadaki bilim insanlarını sıralayan listelerde, ilk %2’lik dilime giren çok sayıda bilim insanımız bulunuyor. Fakat buna rağmen, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik gelişim açısından neden üst düzey ülkeler kadar güçlü bir üretim kapasitesine sahip olmadığı da ayrıca sorgulanması gereken bir konudur.”

Akademik Ödüllendirme ve Kadro Atama Sistemlerimizi Yeniden Gözden Geçirmeliyiz!

Bu nedenle, akademik ödüllendirme ve kadro atama sistemimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor diyen Uzbay şunları ifade etti:

“Sayı ve skor odaklı değerlendirme yerine, bilim insanının kendi emeğiyle ürettiği, bizzat içinde yer aldığı çalışmalara öncelik vermemiz; bu tür nitelikli araştırmaları teşvik edip ödüllendirmemiz önemlidir. Aksi takdirde, yakın gelecekte, bilime olan inanç -ki COVID-19 döneminde zaten ciddi şekilde zedelenmişti- daha da zayıflayacaktır. Bu ise toplumun bilime güvenmeyi bırakması, hurafelerin yeniden güç kazanması ve toplumun hurafecilerin etkisine girmesi anlamına gelir. Bu durum, hem toplum sağlığını hem de ülkenin gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir.”

Etiketler: EtikSahte YayınTayfun UzbayÜsküdar Üniversitesi

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Türk-İnternet Haber Merkezi

Türk-İnternet Haber Merkezi

Turk-internet.com Haber Merkezi Türk Internet Endüstrisi Portalı, turk-internet.com, 1 Eylül 2000’de resmi yayına geçerek, iş ve Internet dünyası profesyonelleriyle buluşmuştur. Editör icin [email protected] ya da [email protected].

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.