http://www.rekabet.gov.tr/index.php?Sayfa=sayfahtml&Id=767
4
2009 Rekabet Mektubu
rekabetçi bir yapı ve isleyise kavusması yönünde, arastırma veya incelemeler yapılması ve
gerekirse sorusturma açılması seklindeki proaktif yaklasımımız artarak devam edecektir.
Değerli Yönetici,
Rekabetçi bir ortamın olusması ve islemesi, kamunun ve özel sektörün aynı esaslara
tabi olması sartına bağlıdır. Rekabet, tek kanatla uçmak ya da tek ayak üstünde durmak gibi
anlasılmamalıdır. Sistem bir bütündür. Rekabetçi yapı ve isleyisin esas olduğu bir düzen
anlayısı, kamuya veya özel sektöre ait tesebbüslerin, ayrıcalıklarının bulunmadığını
kabul etmek demektir.
Rekabet otoritelerinin önemli görevlerinden biri de “rekabet savunuculuğu”dur.
Rekabetçi duyarlılığın, rekabet bilgisi ve kültürünün, gerek kamu yönetiminde gerekse özel
sektörde yaygınlasması ve kabul görmesi, sistemin derinlesmesini ve etkinlesmesini
sağlayacaktır. Bu doğrultuda, 59. Hükümet döneminde uygulanması yönünde genelgeye
bağlanan “düzenleyici etki analizi”ni çok önemsediğimizi belirtmek isteriz. Bilindiği gibi, bu
genelgeye göre, kamudaki her tür düzenleme; hazırlanacak kanun tasarı ve teklifleri ile diğer
mevzuat, rekabete etkisi açısından da değerlendirmeye tabi tutulacaktır.
Rekabetçi bakıs açısından devlet yardımları, bazı tesebbüs ya da sektörlerin,
diğerleri aleyhine rekabeti bozacak sekilde desteklenmemesi halinde uygundur. Diğer
bir ifadeyle, sartların varlığı halinde kamu yönetimi tarafından bazı desteklerin yapılması,
rekabeti bozacak bir unsur değildir. Bu bakımdan, hali hazırda mevzuat eksikliği bulunan
devlet yardımlarının, bir an önce belli bir düzene bağlanması, ülkemizdeki rekabet
mevzuatının bütünlüğü ve etkinliği bakımından önemlidir. Kapanmak ve korumacılık anlamına
gelecek, politika ve tedbirler ise, bütünüyle rekabet felsefesine aykırıdır.
Kısa bir hatırlatmanın da yeridir: Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamındaki “haksız
rekabet” e iliskin sikâyet veya çözüm mercii Rekabet Kurumu değildir. Ayıplı mal ve aldatıcı
reklamlar gibi tüketicinin korunmasına dönük mevzuat ve uygulamalar ile marka taklidi vb.
hususlara dair yetki ve sorumluluk, ilgili kamu kurulusları ve adli yargıya aittir.
Sayın Yönetici,
Bu mektubu, “zor zaman”da yazdığımızın da farkındayım. Hem bütün dünya, hem
ülkemiz, zor bir dönemden geçiyor. Ancak, mektubun, bir “kriz mektubu” olarak algılanmasını
istemiyorum. Bu krizle, kuralsız serbestliğin nelere mal olacağı, hukuk, ahlâk ve sorumluluk
temelli rekabet etmenin ne kadar önemli olduğu, rekabet için etkin kamu düzenlemelerinin ve
denetiminin gerekliliği bir kere daha ortaya çıktı!
Ancak, yasadığımız süreç, bizi, rekabetçi yaklasımın ya da serbest piyasa
anlayısının temelsiz olduğu gibi bir sonuca da götürmemelidir. Đnsanlığın yasadıkları ve
bilgi birikimi, böyle bir hükmü haklı kılmamaktadır. Đktisadi ve sosyal hayatın gelismesi,
güçlenmesi ve bu çerçevede, refahın yaygınlasması bakımından, yine de en az maliyetli yol,
rekabeti odak alan serbest piyasa modelidir. Bu model, tanımı ve özellikleri itibarıyla
dinamiktir. Bununla birlikte serbest piyasa modelinin etkin olabilmesi için kimi zaman
düzenlenmeye ve bu düzenlemeleri izleyecek kamu otoritelerine ihtiyacı vardır. Önümüzdeki
dönemde, kamu yönetiminin, rekabet sartlarının zayıf olduğu, bilgi yetersizliği içindeki
piyasalara daha çok müdahale ettiğine tanıklık edeceğiz. Ne var ki, kamu yönetimi etkin
olmalı, düzenleme ya da müdahaleler, rekabetçi piyasa modelinin sınırlarını asmamalıdır.
Bütün dünyayı sarsan ve ülkemizi de etkileyen dıs kaynaklı kriz olgusu, tabii ki,
görmezlikten gelinemez. Ama kriz çoğaltılmamalı; krize olduğundan daha fazla bir anlam
yüklenip, sosyal ve psikolojik etkileri abartılmamalıdır. Süphesiz, çözüm yolunda, bireylerin ve
tesebbüslerin gücünü asan, vergi reformu, geçici mevduat ve kredi garantileri, rekabetle
uyumlu kamu yardımları gibi siyasi iradeye ve kamu yönetimine düsen görev ve



Kaynak : 