Basın bizleri bilgilendirmeden sorumlu bir araçtır. Basın aynı zamanda köşe yazarları vasıtasıyla yorumlar yaparak bizim farklı yönlere bakmamızı sağlayan bir mekanizmadır. Basın içinde ekonomi, spor, politika, sağlık, teknoloji, kültür sanat gibi farklı bölünmelere giderek değişik alanlarda uzmanlarla bizleri donatan bir yardımcıdır.
Ne var ki hiçbir basın yayın organı İstanbul Anadolu yakasında oturup kanarya kuşu beslerken trash metal müzik dinleyen sarışınlara hitap edebilecek yeterliliğe sahip olamayacak. Basılı basın yayın organlarında böylesi bir atomizasyona rastlayamayacağız. Peki bunu kim yapabilir? Elbette ki internetteki insanlar…
İnternette adam gibi yazılar yazan yazarların internet sitelerini blog olarak adlandırmaya karar verdiğimizden bu yana bu kavram aldı başını gidiyor. Yeni tarz yeni tür bir bilgilendirme işlevi görüyor bu insanlar. Gazeteci değiller, olma gibi bir çabaları da yok. Olmaları da gerekmiyor zaten. Çünkü gazetecilik başlı başına bir meslektir, kendi kuralları vardır. Peki bu kuralları takip etmeden de bilgilendirilme yapılamaz mı? Elbette yapılır siz bir yeriniz ağrıdığında önce doktora mı gidersiniz yoksa yakınınızda o ağrıyı çekmiş birilerine mi sorarsınız? Kesinlikle doktora giderim diyenler gitmişken vicdanlarını da kontrol ettirsinler.
Blogcu olarak adlandırılan kesin gazeteciyle köşe yazarı arasında kalmış ihtiyaçları kapatan bir kitle. Kendi bildiklerini anlatıyorlar. Kendi çerçevelerinden anlatıyorlar. Hesap verme kendilerini beğendirme dertleri olmadığı için rahat davranıyorlar ki bu da onlara inanılmaz bir samimiyet getiriyor. Anlattıkları evrensel ve kesin bilgiler değil. Okuyanlar da o gözle bakmıyorlar zaten. 5N 1K gibi stresleri yok.
İşleri bir yandan çok kolay bir yandan çok zor. Çünkü internetteler. Arz talep eğrisinin tam ortasında duruyorlar. Üretim maliyetleri çok düşük ve istedikleri zaman ve kadar üretim yapabiliyorlar. Böylece aman yazı yetiştireceğim veya sayfada aldığım yer kadar reklam yaratmalıyım diye düşüncelere kapılmıyorlar. Onları gerçekten beğenen insanlar tarafından okunuyorlar insanlar onları sevmese gider başka siteye. Oysa kağıttan gazetelerde bir şekilde okur olarak diğer yönlerini seviyorsanız o yazara katlanmak zorunda kalabiliyorsunuz.
Tüm bu önermeler blogcuları önemli bir yere getiriyor ve hayatımızın (buna hazırlıklı hayatların) ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. O zaman ne mutlu bize haydi gazetecileri hayatımızdan çıkaralım demek çok yanlış. Çünkü öyle ya da böyle bizim evrensel gazetecilik kurallarıyla bezeli 5N 1K haberlerine ihtiyacımız olacak. Eğer blog birinin ayağını kaydıracaksa o da dünyayı yorumlama misyonuyla ortaya düşüp kendini geliştirmek yerine ukalalık yapan köşe yazarları olacak bu.
Bu noktada blogculara tek bir uyarıda bulunmak lazım: Onlar küçük, para kazanmaz ve yaptıkları işten fayda sağlamaya çalışmazken güzeller. Aralarından bazıları kendisini gösterip belki başka mecralara girişimci ya da çalışan olarak transfer olacak ama çoğunluğu hayatlarını sadece yazarak devam ettirmeyecekler.
Gazetecilerin düştüğü tuzaklara kapılarak kendilerini manipüle bilgi yaymaya çalışan bir takım kötü niyetli insanların ellerinde bulurlarsa… O zaman eleştirdikleri ve yerlerine geçmeye uğraştıkları köşe yazarlarından da hızlı bir şekilde kaybolur ve tarihin tozlu sayfalarına giderler.



Kaynak : 