Hollanda televizyon programı Nieuwsuur’un 2025 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, ASML, Çin ordusuna tedarik sağlayan devlete ait bir savunma sanayi grubu olan CETC’nin en az bir yan kuruluşuna litografi makinesi parçaları sattı. Aynı raporda adı geçen diğer müşteriler arasında başka Çinli kuruluşlar da yer alıyor. Örneğin bir kuantum araştırma akademisi ve savunma ve devlet desteğiyle bilinen bağları olan Çinli çip üreticileri var.
ASML, bu iddiaları doğrulayamayacağını ve mevcut ihracat yasalarına uyduğunu belirtti. Yani satışlarının lisanslı olduğunu ya da ihracat kısıtlamalarına tabi olmayan parçaları sattığını söyledi. Çin’in en büyük çip üreticisi firması SMIC de dahil olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki çip üreticileri, ASML’nin ekipmanlarını kullanıyor. 2024 verilerine göre, ASML’nin en büyük pazarı Çin, satışların %36’sını veya yaklaşık 10 milyar euro (11,6 milyar dolar) değerinde bir hacmi temsil ediyor.
Son yıllarda ABD ve Hollanda olmak üzere birçok hükümet, teknolojinin askeri veya çift kullanımlı amaçlarla kullanılabileceği endişesiyle, yüksek teknoloji çip üretim araçları ve bileşenleri için ihracat kontrollerini sıkılaştırmıştı. Çünkü çift kullanımlı teknoloji yani sivil-askeri arasında ne olduğunun anlaşılamadığı durumlar var.
ASML’nin sattığı litografi ekipmanı, akıllı telefonlardan yapay zeka çiplerine kadar her şeyi çalıştıran yarı iletken üretiminde hayati öneme sahip. Ancak aynı çipler, askeri uygulamalar için de kritik öneme sahip. Radar, iletişim, dronlar, şifreli sistemler, gelişmiş elektronikler üretilebilir. Bu tür teknolojinin Çin ordusuyla bağlantılı bir firmaya satılması, savunma veya silahla ilgili sistemlerde kullanılan çiplerin ASML ekipmanı kullanılarak etkinleştirilmiş olabileceği anlamına geliyor.
ASML bu parçaların bazılarının “ihracat lisansı gerektirmediği”ni söyledi ama uzmanlar, bunun mevcut ihracat kontrol rejimlerinde boşluklar veya belirsizlikler olduğunu gösterdiği düşüncesinde. Çünkü yüksek teknoloji tedarik zincirleri karmaşık olduğu için sivil bağlamda “zararsız” görünen parçalar, savunma bağlamında kritik olabilir.
Bu vakanın, “sivil” teknoloji firmalarının istemeden bile olsa askeri güç destekleyicisi haline gelebileceğine dair bir referans oluşturduğu ve diğer ileri teknoloji sektörleri (kuantum, yapay zeka donanımı, telekomünikasyon, biyoteknoloji) için emsal teşkil edebileceği tartışılıyor. Çünkü Teknoloji firmalarının tamamen ticari olmadığı ve ürünlerinin stratejik varlıklar olabileceği belirtiliyor.
İçinde bulunduğumuz çağda, batılı hükümetler, ihracat kontrollerini, ihracat lisanslarını, düzenleyici denetimi genişleterek, teknolojik gücü sadece devletlere değil, aynı zamanda jeo-ekonomik yönetime de kaydırıyor. Jeopolitik rekabet yüksek teknoloji ticaretine daha derinlemesine nüfuz ettikçe, küresel tedarik zinciri kırılganlığı artıyor.



Kaynak : 