Türkiye Kadın Girişimciler Derneği(KAGİDER), tarafından Amerikan Turkish Friendship Council desteği ile gerçekleştirilen 1’nci Uluslararası Kadın Girişimcilik ve Liderlik Zirvesi İstanbul’da başladı.
The Marmara Oteli’nde gerçekleştirilen ve yarın sona erecek olan etkinliğe yurt dışından da çok sayıda konuk katılıyor. Dünyanın önde gelen kadın hükümet yetkilileri, akademisyenleri, iş kadınları ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren etkinliğe katılanlar arasında; Amerikan Dışişleri Bakanlığı, Küresel Kadın Sorunlarından Sorumlu Büyükelçisi Melanne Verveer, Dünya Bankası Başekonomisti Sarosh Satar ve Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürü Michael Leigh de bulunuyor.
“AB’de ve Küresel Bağlamda Ekonomik ve Politik Stratejilerin Kadın Girişimciliğini Teşvik Etmekteki Yolu” konu başlıklı oturumda konuşan Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürü Michael Leigh, kadın girişimci sayısının artırılmalarının hem AB, hem de Türkiye’nin gündeminde olduğunu ifade etti. 2005 yılında başlayan katılım müzakerelerinin kararlılıkla devam ettiğini anlatan Leigh, hem AB ve hem de Türkiye’de konuyla ilgili çok canlı tartışmaların yaşandığını söyledi. Leigh, şöyle konuştu;
Biz, taahhüdümüzün arkasındayız. AB müktesebatı çerçevesinde aday ülkelerin belli kriterleri sağlamaları gerekiyor. Türkiye’nin, daha hızlı ilerleme konusundaki isteğini anlıyoruz. AB olarak, müzakerelerin hızıyla reformların hızının doğru orantılı olduğunu düşünüyoruz. Bir de, reformların hayata geçirilmeleri durumu var. Türkiye’nin, önümüzdeki süreçte çalışanlara sendikalaşma haklarını vermesi gerekiyor. AB olarak, AB normlarına yakın standartların benimsenmesini bekliyoruz. Vergi ile ilgili fasılın da yakın bir zamanda başlayacağını umuyoruz.
AB’ne tam üyelik süreci siyasi reformlar ile modernleşmeye büyük katkılarda bulunuyor. Geçtiğimiz dönemde bankacılık sektöründe yapılan reformlar, küresel krizden daha az etkilenilmesine katkılar sağladı. Türkiye’ye, mali yardım çerçevesinde 4 milyar dolarlık bir paket verildi. Bunun yanı sıra Avrupa Yatırım Bankası 1.8 milyar avroluk bir kredi açtı. Bunlar, altyapıların oluşturulmasından eğitime kadar bir çok önemli projelerde değerlendiriliyor.
Diğer taraftan kadın hakları konusu, AB müzakerelerinde önemli bir yere oturuyor. Bu çerçevede, kadın-erkek eşitliğine özel bir önem atfediliyor ve yine bu kapsamda, kadın-erkek eşitliğiyle ilgili bir kurumun oluşturulması fikri destekleniyor.
Türkiye’de, hala, kadınların siyasete katılmaları konusunda AB’den farklı bir durum söz konusu. AB perspektifi, Türkiye’ye bir reform vesilesi oldu. Siyasi reformlara daha fazla ağırlık verilmesi gerekiyor. İklim değişikliği, enerji gibi konular yerel inisiyatiflerle halledilebilecek konular değil.
Geçtiğimiz günlerde Nabuko Projesi ile ilgili önemli bir anlaşmaya imza atıldı. Bu projenin, ivedilikle sonuca ulaştırılması gerekiyor.
Türkiye’nin, bulunduğu coğrafyada, ihtilafların giderilmesi konusunda önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyoruz.
Ortadoğu ve Balkanlardaki sorunların azaltılmasında Türkiye’nin daha fazla katkısı olabilir. Medeniyetler İttifakı’nda Türkiye önemli işler gerçekleştirdi. AB olarak çoğulculuğa önem veriyoruz. Sonuç itibariyle çoğulcu bir dünyada yaşıyoruz. AB, daha önceki taahhütlerinin arkasında durmayı sürdürüyor ve Türkiye’nin, kendisine sunulan kıstasları gerçekleştirmesini bekliyor.
AB’nin sorumluluğu ile Türk hükümetinin sorumluluklarını bir birinden ayırmak gerekiyor. Eğer, temel haklar risk altındaysa gözlemci rolü de üstlenebiliriz. Türkler, hedeflerini kendileri belirlemeliler. AB’nin, bir şeyleri empoze ederek bir takım şeylere çözümler getirmesi düşünülemez. Hedefler ortak, ama o hedeflere giden yollar farklı farklı.



Kaynak : 