Uzmanlar yayıncılık sektörünün kökten bir değişime uğrayacağını konuşmaya başladılar ve bu değişimin şimdiden ne denli gözle görülür biçimde yaşanmaya başlandığını da örnekliyorlar.
BusinessWeek.com’un kıdemli editörü John Byrne’a göre Times gazetesi okuyucularının Web’e taşınması üzerine en azından 2000 yılından beri geleneksel yayıncılıkta zor zamanlar yaşamaya başlamıştı ve artık endüstriyel geleneklere bağlı kalmanın zamanı çoktan geçmiş durumda.
Byrne “Adeta acılar dünyasındayız,” diyor ve ekliyor: “Ancak geçmiş yıllara kötü desek de önümüzdeki yıllar daha da kabus halini alacağa benziyor.”
Byrne “Medya kuruluşları ölüm çemberinde,” diyor.
Çöküş gözle görülür hale geldi. Byrne medya imparatorluklarının beş aşamada çökeceklerini söylüyor:
Birinci aşama başarının verdiği kibir ki bu direkt olarak ikinci aşamaya yani daha fazlasını isteme aşamasına geçişi beraberinde getiriyor.
Byrne “Medya şirketleri diğer firmaları satın alarak mantıksız olup olmamasına bakmaksızın bir hareketlilik sağladılar. Örnek olarak Boston Globe’un The New York Times tarafından alınışı sayılabilir,” diyor.
Anlamsız firma büyümeleri ortada bir sorun olduğunu reddetme safhasını beraberinde getiriyor. “Doğruyu söyleme gücüne sahip olan kişiler de takım oyuncusu olmamak veya iyimser olmamak suçlamalarıyla susturuldular.”
Gerçeklik devreye girdiğinde ise firmalar “kurtarılmayı arama” evresine geçiyorlar. Byrne “Medya bir resesyon değil ileri düzeyde depresyon durumundadır,” diyor.
Byrne insanların gazete okuma oranlarının reklamcılığın çöküşü ile iyice düşürüldüğünü bunun da ekonomi sadece bir resesyon yaşarken medyada depresyon benzeri bir ortam yarattığını ifade ediyor.
Beşinci ve son evre ise GM’in de şu anda yaşadığı gibi ilgisizlik veya ölüme teslim olma durumu.
Yapılması gerekenler
Şirketler değişime gitmeliler. Byrne’ın bu konuda tavsiyeleri var. Byrne’a göre BusinessWeek’in on-line versiyonu oldukça iyi gidiyor. “Medya firmalarının okuyucuları ile derin ve samimi bir ilişki kurmaları gerekiyor. Pek çok firma bu konu hakkında vaazlar vermekte ama aslında bunu sağlayabilen ya da sağlamaya çalışan çok az şirket mevcut.”
Byrne tüm arama motorlarının site markasını görmezden geldiği bir ortamda Google’ın buna hayati önem verdiğinin altını çiziyor ve BusinessWeek.com’un site trafiğinin yarısından fazlasının Google aracılığı ile gerçekleştiğini ekliyor.
Byrne ayrıca reklamcıların medya özelliklerine sahip olması gerekmediğini de vurguluyor. Byrne “Öylesine ölüme mahkum edilmiş durumdayız ki niye herhangi bir reklamcı aynı izleyici oranına Facebook’tan 0.10 dolar CPM* ile sahip olabilecekken BusinessWeek.com’a 40 dolar CPM ödesin ki? Pek çok reklamcı buna yanaşmayacaktır,” diyor.
BusinessWeek.com‘un yaşadığı zorluk 220 kişilik editoryal çalışan grubunu The Wall Street Journal’ın çeşitli markalar altında çalışan 2800 kişilik editoruyla çalışan grubu ile rekabet edebilir hale getirebilmek. Byrne bu konuda “Onlar hareket eden her şeyi kapsıyorlar. Biz ise bir bağlılık oluşturma peşindeyiz,” diyor.
“Dijital teknoloji, fikir üretmekten hikayeye ve ardından ‘sonrası’ bölümlerine dek her adımda izleyici grubumuzla işbirliğine gidebilmemizi sağlıyor.”
Sonrası mı? Gazeteciliğin bir sonrası yok. Byrne “Hikayeler tıpkı kamp ateşi gibi insanları sohbet etmeleri için bir araya toplayabilmemizi sağlıyor,” diyor.
Byrne ayrıca bağlılığın nasıl ölçüldüğüne de dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Sitede geçirilen zamanın bağlılığın ölçülmesinde videoya kıyasla rakamları ön plana çıkarttığını ve bir hikayeyi okurken bilgisayarının başından ayrılan kişilerin de bu rakamları etkilediği söyleniyor.
Byrne bir hikayeye verilen cevap yazılarındaki tekstleri takip ettiğini ve 100’e 1’lik bir oranı yakalamaya çalıştığını ancak bu oranın yazı ne kadar etkileyici olursa olsun 30’a 1 oranında kaldığını söylüyor.
Byrne “Kullanıcıların siteye anlamlı bir biçimde bağlılık gösterdiğini reklamcılara kanıtlayamazsanız iyi bir CPM satamazsınız,” diyor.
Bu makalenin devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz..



Kaynak : 