ABD’de Los Angeles’de başladığını yazdığımız “Sosyal Medya Bağımlılık” davasında bütün büyük sosyal medya platformlarının tasarımı tartışılıyor.
Büyük sosyal medya platformlarının ürünlerini kasıtlı olarak genç kullanıcıları bağımlı hale getirmek ve ruh sağlıklarına zarar vermek üzere tasarladığı iddiasıyla açılan dava yakından takip ediliyor çünkü sonucu, sosyal medya şirketlerinin uygulamalarını nasıl geliştireceklerini yeniden şekillendirebilir ve onları önemli yasal sorumluluklara maruz bırakabilir.
Dava, özellikle Instagram ve YouTube’a karşı, “çocuklar için bağımlılık yapacak şekilde tasarlanmış” iddiasıyla dava açan Kaley G.M. adlı bir kadının etrafında dönüyor. Avukatları, bu şirketlerin, kullanıcıları zorunlu olarak meşgul tutacak ve kaygı, depresyon ve diğer ruh sağlığı sorunlarına katkıda bulunacak algoritmalar ve sonsuz kaydırma, otomatik oynatma ve kişiselleştirilmiş öneriler gibi arayüz özellikleri geliştirdiğini savunuyor.
KGM’nin davası Los Angeles mahkemelerine yapılan yüzlerce şikayetin arasından seçilmiş pilot dava olarak, sosyal medya platformlarının geleceğini etkileme potansiyeline sahip.
Zararlı içeriklere odaklanan önceki birçok davadan farklı olarak, bu dava “ürün tasarımına”, yani platformların “tasarlanma mekaniğine” odaklanıyor. Bu ayrım, teknoloji şirketlerinin genellikle başvurduğu İletişim Ahlakı Yasası’nın 230. maddesi gibi geniş kapsamlı yasal korumaları devre dışı bırakıyor.
Davanın Şimdiye Kadarki Durumu
Los Angeles’taki Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’nde görülen dava, Şubat 2026’nın başlarında jüri seçimi ve açılış konuşmalarıyla başladı. Davacılar, yöneticilerin ve mühendislerin bağımlılık yapıcı tasarım kalıplarıyla ilişkili risklerin farkında olduklarını gösteren şirket içi belgeler sundular. Savunma ekipleri ise davanın karmaşık ruh sağlığı sorunlarına bahane bulunduğunu ve diğer kişisel ve toplumsal faktörleri göz ardı ettiğini savundu.
Instagram’ın başkanı Adam Mosseri, tasarım seçimlerinin nasıl yapıldığı konusunda ifade verdi. İlerleyen zamanda Instagram’ın sahibi olan Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg’in de ifade vermesi bekleniyor.
TikTok ve Snap, dava öncesinde davacıyla anlaşmaya vardılar ve bu davada Meta ve Google (YouTube) ana davalılar olarak kaldı. Davanın altı ila sekiz hafta sürmesi bekleniyor, yani muhtemelen Şubat ve Mart aylarına kadar devam edecek.
Mahkemede gösterilen şirket içi belgeler, bazı etkileşim uygulamalarının uygulamalarda geçirilen süreyi en üst düzeye çıkarmak için tasarlandığını öne süren pasajlar içeriyor. Bu da davacının argümanlarında önemli bir nokta.
Bu Dava Neden Önemli?
Hukuk uzmanları bunu bir öncü dava olarak tanımlıyor; verimlilik ve emsal oluşturma amacıyla bir araya getirilmiş çok sayıda benzer davadan (yüzlerce hatta binlerce) seçilmiş temsili bir dava. Benzer davalar, birden fazla eyalette aileler, okul bölgeleri ve eyalet başsavcıları tarafından açıldı.
Davacı lehine verilecek bir karar önemli sonuçlar doğurabilir. Teknoloji şirketlerinin, yalnızca ürünlerinde, hangi içeriğin göründüğünden değil, ürünlerinin nasıl tasarlandığından da sorumlu tutulabileceğine dair bir emsal oluşturabilir. Bunun sonucunda ise, özellikle genç kitleler için platformlar genelinde bakım tasarımında değişikliklere yol açabilir.
Dijital platformlar için 230. Madde korumaları ve ürün sorumluluğu standartları etrafındaki gelecekteki reformları veya davaları etkileyebilir. Davanın platform yöneticilerinden ve konuyla ilgili uzman tanıklardan ifadeler alınması ve bağımlılık ve ruh sağlığına ilişkin iç belgelerin ve bilimsel kanıtların sunulması ile devam etmesi bekleniyor. Kapanış konuşmalarının ve jüri müzakerelerinin ise muhtemelen Şubat sonu veya Mart 2026’da yapılması öngörülüyor.
Kararın ardından, her iki taraf da temyize başvurabilir, bu da hukuki sürecin 2026 ve sonrasına kadar uzayabileceği anlamına gelir. Birçok analist, bu davanın dijital platformlarda gençlerin korunmasına yönelik ek mevzuat veya düzenleyici eylemlere de yol açabileceğine inanıyor. Tahmin edilebilir sonuçlar belirsizliğini korusa da, gözlemciler şöyle sonuçlar bekliyor;
- Sosyal medya platformlarının yalnızca zararlı üçüncü taraf içeriklerinden değil, tasarım açısından da ihmalkar bulunması,
- Jürilerin şirketleri uzun vadeli kullanıcı zararlarından dolayı mali olarak sorumlu tutulması,
- Mahkemelerin, ürün tasarımı bağlamında 230. Madde korumalarını daraltılması veya yeniden yorumlanması,
Meta ve Google aleyhine verilecek bir karar, platform endüstrisinde, bağımlılık yapıcı özellikleri sınırlayan yeni tasarım standartlarının getirilmesine, daha güçlü yaş doğrulama ve ebeveyn kontrolü gereksinimlerine, platform algoritmalarının daha geniş hükümet denetimine yol açabileceği düşünülüyor.
Aksine, savunmanın zaferi mevcut yasal korumaları güçlendirebilir ve tasarıma dayalı sorumluluğa doğru eğilimi yavaşlatabilir.



Kaynak : 