web analytics
Salı, Haziran 16, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa INTERNET Online İçerik

Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
16 Haziran 2026
-Online İçerik, Yapay Zeka
0
Meta ve Google, Kanada’nın “Online Haber Yasası”na Karşı Savaşıyor
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Ankara’da bugün, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği “Yapay Zeka ve Gazetecilik” çalıştayı başladı. Yarın da “Gazeteciliğin Küresel Krizi” konferansı gerçekleştirilecek.

Bu fırsatla, genel olarak gazeteciliğin dönüşümünü ve neler olduğunu gözden geçirelim.

Geçen yıl da Ankara’da gazeteci örgütleri bir toplantı organize ettiler. Başlığı “Dijitalde tekelleşmeydi”. 2024’de başlayan “pageview” yani “sayfa gösterim sayıları”ndaki düşüş dolayısıyla da reklam gelirlerindeki gerileme nedeniyle organize edilmiş bir toplantıydı ama bu toplantıda gazeteci camiasının konunun tam boyutlarını henüz farkedemediği izlenimine kapıldım. Bu nedenle, yazıma ChatGPT’nin piyasaya sürüldüğü kasım 2022’den daha geriye giderek başlayacağım. Olayın tamamını ancak böyle anlatabileceğim düşüncesindeyim.

Algoritma’nın Gazeteciliği Yok Etmesi

2014 yılında, eski Guardian digital editörü ve halen ABD Kolombiya Gazetecilik Okulunda TOW Merkezinin direktörü olan Emily Bell, İngiltere Oxford’daki Reuters Enstitüsünde “Silikon Vadisi ve Gazetecilik; Savaş mı, Barış mı?” başlıklı bir konuşma yaptı. O konuşmadan 1 başlık bir de paragraf aktaralım. Önce başlığı söyleyeyim; Bell; “Silikon Vadisi 1, Gazetecilik 0” dedi.

Bunu neden dedi?

Şimdi daha da geriye gideceğiz. 1999 yılında biri doktora öğrencisi, diğeri onun hocası olan 2 kişi, yani Larry Page ve Sergey Brin, internette yolumuzu bulmakla ilgili bir proje başlattı. Onlardan önce, internette yolumuzu bulmak için Altavista ismini taşıyan bir arama motorunu kullanıyorduk. Bu arama motoru manuel çalışıyordu. Yani her yeni çıkan web sitesinin adresi, ya kendisi ya da Altavista onları farkettiğinde, elle ekleniyordu. Bizde de benzerleri vardı. Mesela Arabul.com.

Ama yararsız bir yapıydı. Çünkü aradığınızı bulamıyordunuz. Mesela 2026’daki bu etkinliği aramış olsak, önümüze Cemiyet’in 2024 yılında yapmış olduğu bir etkinliği ya da Yapay Zeka ile ilgili başka birilerinin yaptığı bir toplantı filan gelebiliyordu.

Yukarıda 2 kişinin Stanford Üniversitesinde başlattığını belirttiğim doktora projesi ise tam da bu soruna çözüm olarak düşünüldü. 2 özelliği vardı. Birincisi “Crawler” denilen bir yazılım. Malum interneti web yani örümcek ağı olarak adlandırdık, crawler da örümceğin hareketine atıf yapılarak, ağ üzerinde dolaşması anlamına geliyordu. İnternet bağlantısı sağlayan yönlendiricileri (router) dolaşıp, nerede yeni bir site ya da sayfa var, keşfeden ve indekse ekleyen bir yazılımdı.

Ama daha önemlisi eklenen sayfaların sıralanmasıydı. Yani Page Rank. Bugün gazeteciliğin geldiği noktanın, gazetecilerin işsiz kalmasının başlangıç noktalarından birisi budur. Bunun nedenini, size Emily Bell’in sözleriyle birazdan hatırlatacağım.

Sıralama çok önemli. Çünkü bir şeyi aradığınızda, en son gelişmeyi almak isteyeceksiniz. Bunu yapmak için bir yöntem kullanılması lazım. O yöntemin, aradığınız konuyla ilgili en önemli ve en güncel gelişmeleri bulup, en yukarı koyması lazım.

İşte Google’un ana özelliği, bugün geldiğimiz noktanın da nedeni, 1999’da Page ve Brin’in oluşturduğu o yöntem oldu. Page Rank yani sıralamayı yapmak için bir kurallar dizisi oluşturdular. Bunu biz bugün “Algoritma” olarak adlandırıyoruz. İlk etapta 6 kural olduğu tahmin ediliyor. Tahmin diyorum çünkü bu kurallar dizisi ilk devreye alındığı 2001’den itibaren gizliydi. Tarihin en çok saklanan patentlerinden birisi oldu (gerçi 2019’da süresi doldu ve halka açıldı).. Değerini anlamanız için ifade edeyim. Proje Stanford Üniversitesinde yapılan bir proje olduğu için lisans ona aitti ve lisans karşılığında 1,8 milyon Google hissesi aldı ve bu hisseleri 2005’de 336 milyon $’a sattı.

İlk etapta 6 tane maddeden ibaret olduğu tahmin edilen bu page rank algoritmasını karşı hemen ilk yıllarda bu sıralamayı etkilemek isteyenler için SEO endüstrisi kuruldu ve bunlar deneme yanılma yoluyla Google’un neye dikkat ettiğini bulmaya çalıştılar. 2026 yılında 85 milyar $’a ulaşması beklenen SEO endüstrisini yaratan ve gazeteciliğin de etkisini azaltan bir şey.

Hani hatırlayın, büyük gazetelerimiz bile haberin girişinde, haberin arama sorularını düşünerek, koyarlardı ya. İşte bunun nedeni SEO’da sıralamayı yakalamak. Yani SEO endüstrisi maalesef “tüfek icat oldu mertlik bozuldu” durumu yarattı.

İşte Larry Page’in bugün 250 milyar $’lık ve Sergey Brin’in 230 milyar $’lık zenginliğe ulaşmış olmasını sağlayan, ilaveten 2026 yılında dünya çapında 85 milyar $’lık hacme ulaşması beklenen SEO endüstrisinin oluşmasının nedeni olan 2 detaydan birisi budur.

Bu arada başka bir rakamdan bahsedelim; dijital reklam pazarı 2025 yıl için 700 milyar $ oldu. Burada durumu gazeteciler aleyhine bozan diğer faktör, bu reklam sistemi oldu. 1999’da kuruldu dedik. Stanford önceleri para ve tool açısından destekledi ama bu 2001’lerden itibaren “sunucu” ve “bandwidth” ihtiyacı nedeniyle Google para aramaya başladı. Bunu da reklam ile çözmeyi düşündüler. Banner reklamlardan bahsediyorum.

Önce kendileri için reklam aldılar. Çoğu firma için cazipti. Çünkü tam da arama motoruna yazdığı kelimenin ilgilendirdiği reklamlar oluyordu. Örneğin nakliye firması arayana, yandan nakliye ilanları gösteriliyordu. Zamanla çok fazla reklam almaya başladıklarında, buna dönemin paylaşım ekonomisi mantığını da eklediler. Gazeteler ve siteler zaten yeniydi. Banner satmak da normal reklam satmaya nazaran daha teknik bir işti. Dolayısıyla kendi ayaklarına kement takılmasına izin verdiler. Hazır bannerları aldılar ve sitelerine koydular.

Bu neye yol açtı?

Reklamların değerlerini aşağıya çekti. Çünkü Google’un banner reklam sistemi bir ihale (bidding) sistemidir. Bizim banner reklam almaya başladığımız günlerde banker fiyatları 20 $’lardaydı (yani bugünkü para ile 1000 tane banker gösterimi 900 tl idi.. Bugün bu rakamlar 5 kuruş filan dolayında.

Üstelik Google buradaki paylaşım konusunda şeffaf bile değil. Yani sizin sitenizde ne kadar banner gösterildi ya da size özel ne kadar reklam geldi, bunun ne kadarı size veriliyor bilemiyorsunuz. Google veriyor işte. % 68 dağıtıyorum diyor ama rakamlara bakıldığında bunun doğru olduğunu düşünmüyorum.

Şimdi bu anlattığım 2 unsurdan birincisi gazetelerin okunurluğunu yok etti, 2cisi ise parasını yok etti.

Emily Bell’in 2014’de bile söylediği sözlerle ifade edeyim; “Bugün Okuyucumuzun ne göreceğine biz gazeteciler yayınlar, değil Facebook, Google gibi platformlar karar veriyor”.

Şunu demek istiyorum, zaman içinde insan insanlar tek tek gazeteleri tıklamak yerine, arama motorundan okumayı ya da Facebook’tan Twitter’dan okumayı tercih eder hale geldiler. Üstüne 2023 nisanında Google’un overview isimli yapay zeka uygulaması, gidip haberlerin özetini alıp, arama motorunda sayfaya bile gitmeden gösterince, siteye gitmek gerek kalmadı ve okunurluklar onda bire kadar düştü. Şöyle ki; zaman içinde Google, kullanıcısını şu siteye, bu haber kanalına yönlendirmek yerine kendi elinde tutmaya çalıştı. Yani 2025 mayısında Ankara’da toplanan konu yani “Dijitalde Tekelleşme” meydana geldi.

Şimdi asıl konumuza geçelim, yapay zeka, bu duruma gelmiş gazeteciliğe nasıl etki yapacak.

Çok sayıda genç gazeteci arkadaşım var, yapay zeka ile acaip mutlular ve bazen ben dikkat edilmesi gereken hususları söylediğimde, “olsun ben yine de yapay zekayı seviyorum” diye bir cevap veriyorlar. Bunların aynısı bilişim sektöründe, avukatlar arasında filan da var. Çünkü 1 sn.de size konuyu detayları ile sunuyor. Ama bu detaylar ne kadar doğru ya da yerel ve az okunan bilgileri de tarıyor mu? Adeta bir asistan ama aynen öyle yani asistan olarak kalmalı. Daha ileriye gitmemeli. Ne demek istiyorum? Eğer gazetecilikten bahsediyorsak, yardım alınmalı ama haberi yazan gazeteci olmalı ve kontrol etmeli mutlaka.

Örnek vereyim; geçenlerde Linkedin’de Trabzon’dan bir doçentin şah damarı daralması, kalp krizi vs için yeni bir tedavi yöntemi geliştirdiği ve Dünya Sağlık Örgütü’nden en iyi 100 bilim insanı arasına girdiği bilgisi vardı.

Altına yorum olarak “Bravo” yazdım, sonra bir arkadaş altına “Gemine’a sordum, Dünya Sağlık Örgütü böyle bir tanım yapmadı, zaten bashedilen tedavi yöntemi yapılamaz çünkü aşırı riskli, son olarak da resimdeki kişi “How I met Your Mother” filmdeki artist bilmemkim dedi” diye ekleme yaptı. Halbuki böyle bir doktor vardı ve yöntemi gerçekti ben de cevaba cevaben Trabzon Üniversitesinin ilgili sayfasının linkini verdim. Aşağıda bunları veriyorum.

Doktorun başarısını duyuran mesaj

Yapay Zekanın yanlışlıklar dolu analizi

Bahsedilen dizi oyuncusu (hiç benziyor mu?)

ve Üniversitenin bu konuyu
detaylandıran sayfası için tıklayınız

Bunun nedeni belki olayın çok yeni olması nedeniyle, yapay zekanın henüz bunu görmemesi olabilir. Ya da okunurluğu çok az olan bir sayfa olduğu için farketmemiş olabilir. Ne demek istiyorum? Yapay zeka bilgiyi sizden, benden alıyor. Yani internette bilgi yanlışsa, ya da yukarıdaki örnekteki gibi kenarda kalmış, çok popüler olmayan bir bilgi ise sizi yanıltır.

Yapay zeka derken, Algoritmadan buraya geldim. Algoritmayla Yapay zeka aynı şey değil, algoritma daha çok bir kurallar dizilmesi anlamına gelir, öğrenmez, Yapay zeka ise O tarifi, zamanla değiştirmeyi öğrenen bir aşçı gibi kabul edilebilir.

Algoritma ve reklamcılığın düzeni nedeniyle dediğim gibi gazeteciler hakimiyeti kaybettiler. Yani neyin okunacağına platformlar karar verir hale geldiler. Çünkü parayı kazanan ve her türlü olanağı kullanan onlar.

Yapay zeka gelince ise insanlar artık Google aramayı da bırakmaya başladılar. Henüz çok büyük düşüş yok. Ama belli alanlarda % 15’e varan düşüşler raporlanıyor.

Çünkü Google aramada zamanla SEO yüzünden kötüledi ve zaten bazen aradığınız şeyi karmaşa içinde bulamayabilirsiniz. Yapay zeka ise size aradığınız şeyle ilgili paragraf pğaragraf bilgi verebiliyor. Dolayısıyla o gazeteye bakmanıza gerek bile kalmıyor.

Yapay Zekâ ve Gazetecilik: Tehdit mi, Araç mı?

Yapay zekâ, gazeteciliğin özünü değiştirmiyor; nasıl yapıldığını değiştiriyor. Önce şunu net söyleyelim: Yapay zekâ gazeteci değildir. Ama gazetecinin elindeki en güçlü araçlardan biri haline gelmiştir.

İyi tarafından başlayalım, yapay zekâ, gazetecilere zaman kazandırıyor, uzun raporları özetliyor, veri setlerini analiz ediyor, arşivleri tarıyor. Bu ne demek? Gazetecinin masa başında kaybettiği zamanı sahaya, kaynağa ve araştırmaya geri vermek demek. Özellikle veri gazeteciliğinde yapay zekâ, tek bir gazetecinin aylarca sürecek analizleri günler, hatta saatler içinde yapabilmesini sağlıyor. Bu, küçük haber odaları için de büyük bir eşitleyici güç. Ayrıca çeviri, formatlama ve farklı platformlara uyarlama konusunda da ciddi bir destek sunuyor. Aynı haberi farklı kitlelere daha hızlı ulaştırmak mümkün hale geliyor.

Ama tersine bakalım, en büyük risk, kolaycılık. Yapay zekâ çok ikna edici metinler üretebilir ama bu metinler yanlış olabilir. Yapay zekâ gerçeği bilmez; olası olanı tahmin eder. Kontrol edilmeden yayımlanan her metin, gazeteciliğin güvenilirliğine zarar verir.

İkinci büyük risk, mesleğin değersizleşmesi. “Bunu yapay zekâ da yazıyor” yaklaşımı, özellikle genç ve güvencesiz gazeteciler için ciddi bir tehdit. Rutin haberlerin otomasyona kayması, haber merkezlerinde insan emeğinin geri plana itilmesine yol açabilir.

Üçüncü risk ise daha görünmez ama daha tehlikelidir, “Algoritmik Görünmezlik”. Hangi haberin öne çıkacağını artık çoğu zaman editörler değil, algoritmalar belirliyor. Bu da sessiz bir sansür mekanizması yaratabiliyor.

Tabii ki yaratıcı değiller. İnsanların geçmişte söylediklerini tekrarlıyorlar. Genel cevaplar üretiyorlar – eğitim setinde en sık görülenlerin “ortalaması”nı veriyorlar. Genel internet yani eğitim setinin parçası olmayan (daha az okunduğu için fazla gözükmeyen) büyük miktardaki uzmanlaşmış, yerelleştirilmiş bilgiyi kaçırıyorlar. Hepsinin aşağı yukarı aynı eğitim setleri var, bu yüzden çeşitlilikleri düşük.

Bir de dezenformasyon boyutu var. Deepfake videolar, sahte ses kayıtları, uydurma belgeler. Gazeteciler için doğrulama artık çok daha zor ve çok daha pahalı. Bu da gazeteciliğin yükünü artırıyor.

Peki sonuç ne? Yapay zekâ gazetecinin yerini almaz. Ama soru sormayan, etik karar vermeyen, kamu yararını tartmayan bir gazetecilik anlayışı varsa, onu hızla çoğaltır.

Bu yüzden mesele teknoloji değil; editöriyal duruş. Özetle yapay zekâ, gazetecilikte ya: derinliği artıran bir kaldıraç olacak ya da yüzeyselliği hızlandıran bir makine. Bu tercihi yapacak olan yapay zekâ değil; gazeteciler, editörler ve okurlar.

Etiketler: AltavistaArama Motoru AlgoritmasıChatGPTEmily BellGazetecilikGoogleManşetYapay Zeka (AI)

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Hamaney Suikasti Nedeniyle, Putin Güvenlik Gözetim Ağını Kapattırmış
  • İnsanlar Yapay Zekayı Eğitiyor: Peki Makineler Makineleri Eğitmeye Başladığında Ne Olur?
  • KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem: Şirketler Alternatif Sistemlere Yöneliyor
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.