Türk Telekom’un özelleştirme sonrasında, daha önceleri zaman zaman büyük şikayetlere neden olan yurtdışı bağlantılarında artık önemli bir sorun yaşanmıyor. Bu bağlantıların hızı eskisi gibi ilan edilmiyor, sadece zaman zaman basın bültenleri ile duyuruluyor ve bugünlerde saniyede 328 Gb olan hattın, en dolu olduğu saatlerde 200 Gb’e ulaştığı bildiriliyor.
Ama daha ilginç bir değişiklik var. O da Ortadoğu ile yaptığı bağlantılar. Daha doğrusu, Türk Telekom’un geçen yıl Akdeniz’de meydana gelen büyük kablo kopmalarından sonra Ortadoğu’ya sağlamaya başladığı farklı bir erişim olanağı.
Londra’da 5 ISS’in 1997 yılında kurdukları trafik değişim merkezi (exchange point) LINX, bugün dünyanın en önemli trafik düğüm noktalarından birisi (HUB) olma özelliğini taşıyor. Ülkemizde de yıllardır Türk Telekom’un, coğrafi olarak doğal köprü olan, geçmişte İpek Yolu-Baharat Yolu ile anılan ülkemizde de neden böyle bir HUB kurmadığı sorulur.
Ama anlaşılan bu yönde bir gelişme var. Bunları Türk Telekom Uluslararası ve Toptan Satış Başkanı Mehmet Toros ile konuştuk:
turk-internet.com: Mehmet Bey, Türk Telekom’da yurtdışı bağlantılarla daha çok ilgilendiğini görüyoruz. Bize bunu anlatır mısınız?
Mehmet Toros: Evet, bizim hayalimizde olan da buydu ve bu hayali sabırla, büyük emek harcayarak ve stratejik yaklaşımlarla bir projeye dönüştürdük. Türkiye, hem coğrafi hem de jeopolitik açıdan benzeri olmayan bir konumda. Her şeyden önce Asya ve Avrupa’yı birleştiriyor, bulunduğumuz coğrafyada her geçen gün büyüyor ve güçleniyor.
Türk Telekom’un servislerini yurt dışında anlatırken, “Türkiye, Asya ile Avrupa arasında gerçek bir köprüdür ” ifadesini kullanırız. Denizlerle ulaşımın kolaylığı bir yana, coğrafi konuma baktığınızda, Türkiye’nin pozisyonu, karasal olarak da üç kıtayı birbirine bağlayacak konumdadır.
Kuzey ülkelerine baktığınızda büyük topraklara sahip Rusya’nın mesafelerin uzunluğu nedeniyle bu misyonu yerine getirebilecek durumda tlkfyrerır wxugugn. Güneyde ise bağlantılar, denizaltı kablolar ve kıta Afrikası üzerinden sağlanıyor. Söz konusu kablolar yeni değil, ancak mesafeler yine çok uzun ve çok dolaşıyor.
Öte yandan, denizaltı kabloların deniz tabanına serilmesi, ki yer yer deniz tabanına gömülür, servise alınması, bakımı, arıza durumunda müdahale edilmesi, kablo kopması karşısında onarılması çok uğraşı gerektirmekte ve zaman almaktadır. Özellikle kıtalararası kabloların bir ay hizmet veremez durumda olduğunu düşünün, ses, veri ve özellikle internet bağlantısı belirli bölgeler için yapılamaz anlamına geliyor. Denizaltı kablo sistemlerinin güvenirliliği düşük demek istemiyorum, bu sistemler olmadan kıta coğrafyalarını birbirine bağlayamazsınız elbette. Ancak deniz ve okyanus tabanı karaya göre daha hareketli, yani deniz tabanında fark etmediğimiz sarsıntılar, çökmeler oluyor. Bu da denizaltı kablolar için öngöremediğiniz tehlike oluşturuyor.
Diğer bir tehdit de gemiler. Özellikle boğaz girişlerinde ve karaya yakın yerlerde çapa attıklarında, kötü hava ve deniz koşullarında dip taramasına neden oluyor ve kabloları koparıyor. En son böyle bir durum geçen yıl Aralık ayında Akdeniz’de yaşandı. O nedenle artık, kablo operatörleri, kablolardan hizmet alan işletmeci ve şirketler denizaltı sistemlere karasal alternatifler oluşturma planları yapıyor.
İşte bu gerçekler ülkemizin konum avantajını bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Bu avantajı Türkiye’nin lehine nasıl çevirebiliriz diye düşündük ve strateji belirledik. Türk Telekom bu misyonu üstlendi ve bu üç kıtanın bağlantılarını fiziksel olarak gerçekleştirme yolunda adımlar atıldı. Bu fırsat, bir yandan Türk Telekom’un ürünlerini yeni pazarlara sunma olanağı verirken, diğer taraftan üç kıtanın alternatif fiziksel bağlantı yolunu açarak Türkiye’yi bölgenin HUB’ı haline getireceğiz.
turk-internet.com: Hub haline gelmek deyince, bu ülkelere bandwidth satışınız mı oluyor?
Mehmet Toros: Tabi, Bundan üç yıl öncesine baktığımız zaman, Türkiye’nin sadece Suriye ile radyolink ve Gürcistan’la fiziksel bağlantısı vardı. Diğer ülkelerle çok kısıtlı ve yalnızca ses iletişimini sağlayan devrelerimiz bulunuyordu. Biz bu üç yıl içinde ikili ilişkileri geliştirmek suretiyle, Gürcistan, İran, Azerbaycan, Irak, Suriye ve bu ülkeler üzerinden bölgedeki diğer ülkelerle bağlantıları sağladık, çok yüksek kapasiteli, tamamı fiber optik bağlantılar. Örneğin Gürcistan’da üç farklı operatörle anlaşma yaptık.”
İşbirliği yaptığımız büyük operatörlerden biri, Deutsche Telekom. Öte yandan OteGlobe, Telecom Avusturya, Telecom İtalia ile de işbirliği içerisindeyiz. Daha önceleri tek yönlü olan bu ilişkiler artık iki yönlü olarak devam ediyor. Dolayısıyla Avrupa’daki işbirliğini, büyük operatörlerle de karşılıklı geliştirmiş oluyoruz.
Röportajın devamını Mehmet Toros : Vitamin ABD “Curriculum” markasıyla kullanılıyor, Suudi Arabistan’da kullanılacak, İran, Meksika ve Azarbeycan’da da Olacak – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 