‘Teknoloji Kralllığı’na kimin hükmedeceği savaşı, Google ile Microsoft arasında alabildiğine devam ediyor. Geneli itibariyle bakmak gerekirse, Google, 2008’de dijital reklam endüstrisinden 22 milyar dolarlık bir gelir elde ederken, rakibi Microsoft, bir başka kulvar olan üretkenlik yazılımları endüstrisinde, sadece 9 ay içerisinde 14.3 milyar dolarlık yazılım satmayı başardı.
Her iki şirketin tepe yöneticileri, birbirlerinden o denli nefret ediyorlar ki, bir diğerinin para kaybetmesi için harcamaktan kaçınmıyorlar. Google ile Yahoo arasındaki ‘arama-reklam’ işbirliğinin ve Google’ın Kitap Arama projesinin suya düşmesinin ardında ‘Yazılım Devi’nin olduğu söyleniyor. Peki, her iki şirketin yolları nerelerde kesişiyor?
Microsoft, Internet Explorer’la, tarayıcı pazarının yüzde 70’ine yakın bir kısmını elinde bulundururken, Google, Chrome ile ancak yüzde 2 paya sahip bulunuyor. Arama motoru alanında, Google ismi neredeyse aramayla özdeşleşmiş durumda. 2009’un ilk çeyreğinde, ABD’deki yüzde 78.5’lik pazar payıyla Google, 5.2 milyar dolar gelir elde ederken, Microsoft, yakın bir tarihte lansmanını gerçekleştirdiği Bing ile arayı nisbeten de olsa kapatmayı umut ediyor. Bing’in, yapılan tüm aramalar dikkate alındığında Microsoft’un payını ancak yüzde 8.2’ye taşıdığı görülüyor.
İşletim sistemi üzerine 28 yıldan beri çalışmalar gerçekleştiren Microsoft’un, dizüstü bilgisayarların yüzde 90’nına yakın bir bölümünde bulunduğu belirtiliyor.
İşletim sistemi pazarına 2007’de merhaba diyen Google’ın rekabet ettiği alanı daha çok, küçük mobil cihazlar oluşturuyor. Android’in, sene sonuna kadar 18 farklı mobil telefon modeline entegre edileceğini duyuran Google, geçtiğimiz haftalarda anons ettiği Chrome işletim sistemiyle de tarayıcı pazarında yeni bir cephe açtığının sinyalini veriyor.
Gözlemciler, Google’ın, 1998 yılında temelleri atılıncaya kadar Microsoft’un teknoloji dünyasının tek hakim gücü olduğunu, ikilinin rekabete girişmesinin ardından teknolojiye ‘yenilikçi’ bir boyut geldiğini ifade ediyorlar. Son yıllarda, tüm dünyaya yayılan rekabetin, yıllara ve ürün segmentine göre değiştiğine dikkat çeken gözlemciler, Bing ve web’de sunduğu Office programlarıyla ‘Yazılım Devi’nin Google’ı geçebileceği öngörüsünde bulunuyorlar.
Diğer yandan, misyonunu; “dünyadaki tüm bilgileri organize etmek ve evrensel olarak erişilebilir ve kullanışlı kılmak” şeklinde belirleyen Google’ın, özellikle ‘Yazılım Devi’nden gelen salvolara karşı yeni bir strateji geliştirdiği görülüyor. Dünya, arama pazarının yarıdan fazlasına hükmeden Google, çeşitli nedenlerle servislerini değerlendirmeyen internet kullanıcılarını yakalamaya çalışıyor.
Google’ın, arama teknolojilerine yenilikçi bakış geliştiren isimlerden Adam Lasnik, kimi kullanıcıların memnuniyetsizlikleriyle karşı karşıya kaldıklarını dile getiriyor. Yerel grupların, paydaşlarıyla buluşmalarına olanak sağlayan Media Meetup’ın, San Francisco’daki etkinliğinde kullanıcılarla bir araya gelen Lasnik, böylelikle Google ile ilgili yanlış algıları ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Yanlış algılamaların başını, Google ile reklam anlaşması yapıldığında sahip olunan web sitesinin sayfa sıralamasının(page rank) yükselmesi geliyor. Arama sonuçlarının organik olduğu ve reklamdan bağımsız bir departman tarafından düzenlendiğini açıklayan aynı etkinliğe katılan Google sözcüsü Nate Tyler tarafından dile getirildi. Konuyu, din ile laiklik örneğine benzeten Tyler, departmanların iki farklı binada yer aldığına dikkati çekti. Sonuçların, görecelik çerçevesinde sıralandığı ve ‘para ödeme ile’ her hangi bir ilgisinin olmadığı ifade edildi.
Sayfa Sıralamasının, 200’e yakın kalite özelliğinden biri olduğunu belirten Adam Lasnik, sıralamanın, haftalık olarak güncellendiğini söyledi. Hızlı otomasyon sistemi sayesinde Google’ın, tüm webi taramasının saniyelerle ifade edildiğine dikkat çeken Lasnik, arama sonuçlarının, 7 saniye yerine 3 saniyede gelmesinin kullanıcıları daha fazla aramaya teşvik ettiğini söyledi. Google’ın, kullanıcılarından gelen geri beslemeleri ciddiye aldığını belirten Lasnik, bunun, sonuçları dolaylı da olsa etkileyebileceği imasında bulundu.



Kaynak : 