Avrupa Birliği, çocukların sosyal medyaya erişimini kısıtlamayı amaçlayan yeni bir yaş doğrulama uygulamasını tamamladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından duyurulan uygulama, teknik olarak hazır ve yakında kullanıma sunulması bekleniyor.
Uygulama, kullanıcıların pasaport veya kimlik kartı gibi resmi belgeleri kullanarak yaşlarını doğrulamalarına olanak tanırken, gizliliği koruyan teknoloji ile kimliklerini gizli tutmalarını sağlıyor.
Avrupa: Gizlilik Odaklı Kontrol Modeli
AB’nin yaklaşımı, “sıfır bilgi ispatı” sistemine dayanıyor; yani platformlar, kişisel kimlik verilerine erişmeden kullanıcının yaşını doğrulayabiliyor.
10 kadar Avrupa ülkesi sosyal medya için asgari yaş sınırlarını (13-16) değerlendiriyor veya benimsiyor. Avrupa Parlamentosu zaten 16 yaş asgari yaş önerisini destekledi. AB çapında koordineli bir uygulama mekanizması geliştiriliyor.
Yetkililer, sistemin gözetim için değil, çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını azaltmak için bir “engel” olarak tasarlandığını söylüyor.
Türkiye: Kimlik Tabanlı Erişim Modeli Ortaya Çıkıyor
Aynı zamanda, Türkiye benzer ancak yapısal olarak farklı bir yönde ilerliyor. Son parlamento tartışmaları ve yasa çalışmalarına göre, sosyal medya platformlarının zorunlu yaş doğrulama uygulaması getirmesi gerekebilir. 15 yaşın altındaki çocukların hesap açması yasaklanabilir.
Açıklamalar göre, doğrulama e-Devlet (devlet dijital kimlik sistemi) ile entegre edilebilir. Platformlar, ebeveyn kontrollerini ve içerik kısıtlamalarını uygulamakla yükümlü olabilir. AB modelinden farklı olarak, Türkiye’nin yaklaşımı gerçek kimlik doğrulamaya daha yakından bağlı. Bu nedenle de “gizlilik mi kontrol mü?”, “Çocuk güvenliği mi dijital özgürlük mü?” soruları ortaya çıkıyor.
Öneri, eleştirmenlerin çocuk korumasının ötesine geçerek daha geniş bir dijital denetim kapsamına girebileceği uyarısıyla birlikte, siyasi tartışmalara yol açtı.
Gelişmeler AB ile Türkiye arasında açık bir farklılığı ortaya koyuyor. AB Modeli, gizlilik öncelikli, anonim yaş doğrulama gerektiriyor. Platformlara sorumluluk yüklüyor. Uyumlaştırılmış dijital kimlik ekosistemi kullanıyor. Türkiye Modeli ise, kimlik tabanlı doğrulamaya dayanıyor. Daha güçlü devlet ve platform kontrolü gerektiriyor. Hesap düzeyinde kısıtlamalar ve ulusal sistemlerle entegrasyon isteniyor.
Küresel Trend: Yaş Doğrulama Çağı Başlıyor
Yöntemler farklı olsa da, hem Avrupa’nın, hem Türkiye’nin yaklaşımı geniş bir küresel değişimi yansıtıyor. Hükümetler içerik denetiminden, erişim kontrolüne geçiyor.
Fransa, Yunanistan ve Avustralya dahil olmak üzere ülkeler, internetin nasıl yönetildiğine dair yapısal bir değişime işaret ederek, sosyal medya yasakları veya küçükler için katı yaş sınırları uygulamaya koyuyor veya planlıyor.
AB’nin sistemi, küresel düzenlemeyi etkileyebilecek gizliliği koruyan bir standart olarak tasarlanmışken, Türkiye’nin modeli daha merkezi ve uygulanabilir bir yaklaşımı temsil ediyor. Önümüzdeki en önemli soru artık yaş doğrulamasının uygulanıp uygulanmayacağı değil, dijital dünyaya erişim için ne kadar kimlik, veri ve kontrol gerekeceği.
Özetle, Avrupa, gizliliğe dayalı bir dijital kapı inşa ediyor. Türkiye ise devlet bağlantılı bir kimlik kapısı düşünüyor. Aradaki fark, internetin gelecekteki mimarisini belirleyebilir.



Kaynak : 