Bir süredir internet camiası CHP İstanbul Milletvekili Kılıçdaroğlu’nun Facebook’u kapattırmaya çalıştığı şeklinde bir haberle çalkalanıyor. Kılıçdaroğlu, toplumun geneli üzerinde olumlu imaj bırakan ve “insan hakları” gibi konulara özen gösteren, sorumlu bir politikacı. Ama süregiden bu olay nedeniyle, daha önce çok eleştirilen bazı kişilerle aynı kaba konulmuş durumda. Acaba neden?
Olayın detayına biz de baktık. Özetle : Artık kalmayan bir sorundan kaynaklanan ve var olmayan bir sorunun yarattığı fırtınadan bahsediyoruz.
Yani 5 ay önce Facebook’dan kaldırılmış bir video için, kaldırma yetkisi bulunmayan TİB Başkanı’na “neden kaldırmadın” diye soruluyor. Oysa sorulması gereken “bu video’yu kim koydu” sorusudur ve amaç; kim olduğu bulunabilirse ve kişisel haklara saldırı yaptığı sabit bulunursa, cezalandırılmasıdır.
Ama şu anda olay bir karmaşa haline dönüşmüş ve Kılıçdaroğlu, Facebook’u kapattırmak istiyor yorumlarına neden olmuş durumda.
Nedeni ise; geçen yıl Abant toplantısının başlığını hatırlatıyor; “5651 dışı ve dahil site engellemeler”in yarattığı karmaşa. Öyle ki, konunun muhatabı olan avukatı ile hakimi ve savcısı ile pek çok adli merci dahi, meslekleri olmasına karşın, sorunu anlayamamışlar. Zaten bizim de Abant çalıştayında anlatmaya çalıştığımız buydu.
İnternet camiası bu “anlayamama” ya da “olanların farkında olamama” problemi nedeniyle 2-3 ayda bir başka “site engelleme” saçmalığı ile sarsılıyor. Tabi adli mercilerin “anlayamama” özelliğini kendi avantajına kullanmak isteyen kötü niyetliler de olayın diğer tarafında yer alıyorlar.
Şimdi kısaca olayı özetleyelim;
- Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Belediye Başkanlığı seçimine gireceği günlerde, Facebook’da PKK’lı olduğuna dair bir video yayınlanıyor
- Kılıçdaroğlu’nun avukatı bu video’nun kaldırılması için mümkünse gruba erişimin, değilse Facebook’a erişimin engellenmesi talebiyle ve “kişilik haklarına saldırı” şikayeti ile Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesine başvuruyor.
- Kararın tebliğ edildiği TİB ise 20 Mart 2009’da, “kişilik haklarına saldırı” başlığı, 5651 sayılı kanunla kendisine yetki verilen 9 konu içinde olmadığından doğal olarak kapatma yapamayacağı bilgisi verdi
- Bunun üzerine Kılıçdaroğlu’nun avukatları, TİB Başkanı Fethi Şimşek hakkında, “mahkeme kararını yerine getirmemek suretiyle görevi kötüye kullandığı” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
- Bu arada, 5651 dışındaki bir nedenle verilmiş olan mahkeme kararı, diğer kişisel haklara saldırı olaylarında olduğu gibi, TİB yerine Türk Telekom ve diğer ISS’lere gönderilmesi gerekirken, gönderilmiş gözükmüyor.
- Suç duyurusu yapıldıktan sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bir soruşturma yaptı ve “kişilik haklarına saldırı” 5651 kapsamında olmadığı için TİB’in konuyla ilgisi olmadığına ve soruşturmada “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.
- Kılıçdaroğlu’nun avukatları Ankara Cumhuriyet Savcılığının kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla itirazda bulundu.
- Sincan Ağır Ceza Mahkemesi ise, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararını kaldırılarak, Fethi Şimşek hakkında kamu davası açılması talep etti.
Şimdi olayın arka planına biraz bakalım; Öncelikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahatsız olduğu içerik için “Kişilik haklarına saldırı” başvurusu için mahkemeye gidişi normal. Ancak ülkemizde bu tür başvurular için, nasıl davranılacağına dair prosedür henüz oturmadı. Geçen yıldan beri uyarıda bulunduğumuz ve Abant Çalıştayı’nı düzenlememize neden olan sorunlar şunlar;
- Çabuk davranılması gerektiği düşünülen “çocuk pornosu” benzeri hassas 9 suçla ilgili olarak TİB yetkiliyken, haberimize konu olan “kişisel haklar” gibi diğer suçlarda normal süreç uygulanıyor, yani mahkemeler yetkili. Bu bir karmaşaya neden olabiliyor. Zaten yukardaki olay bunun bir tezahürü.
- Adli merciler bu konularda henüz yeterli uzmanlığa sahip değiller. Dolayısıyla, işlemin gidişatı mahkemeden mahkemeye değişiyor. Ankara Cumhuriyet Savcılığı konunun derinliğine inmiş ve TİB’in görevi olmadığına karar vermişken, Sincan Mahkemesinin verdiği “karar kaldırma” süreci, konunun detayına inilmediğini gösteriyor.
- Sitelerdeki sakıncalı bir içeriğin, sitelerin tamamının kapatılmasına yol açması da, sadece site için değil, yanısıra sitenin kullanıcıları açısından da bir haksızlık.
Bu sorunların çözümü henüz kesin hatları ile oluşturulmuş değil. Bu nedenle Abant’taki Çalıştay’ın 2cisini ekim ayında düzenliyor olacağız. Birinci Abant Çalıştay’ının tespit ettiği sorunları, 2ci Çalıştay sırasında inceleyerek, çözüm oluşturmaya çalışacağız.
Ancak yukardaki olayda konunun hiç incelenmeyen bir başka yönü ise, mahkemeye gidilmeden önce Facebook’un zaten, olayın başlangıcında yani mart ayında, bu içeriği kendi kendine kaldırmış olması. Facebook yetkililerinin kendilerine verilen gayriresmi bir bilgi eşliğinde, sorunu büyümeden çözmüş oldukları görülüyor.
Yani aslında devam edegelen karmaşanın hiçbir anlamı yok. TİB bu konuda “maksatlı” ya da “maksatsız” kabahatli değil ve Facebook üzerinde böyle içerik de zaten 5 aydır yok.
Sonuç olarak, eğer burada bir sorumlu veya suçlu aranıyorsa, Kılıçdaroğlu’nun bu videoyu koyan kişinin tespitini (IP’si ile) yaptırıp, o kişi hakkında bir şikayet yapması doğru olur.



Kaynak : 