web analytics
Salı, Haziran 23, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER ARGE - Inovasyon Eğitim

Sağlıklı Kent, Güçlü Sosyal Bağlarla Mümkün

turk-internet.com Pr Haberleri-turk-internet.com Pr Haberleri
1 Haziran 2026
-Eğitim, Toplum & Sosyoloji
0
Sağlıklı Kent, Güçlü Sosyal Bağlarla Mümkün
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu kapsamında düzenlediği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin konuğu, “Kent Okumaları: Kentsel Mekan ve Mahalle Kültürü”başlığıyla Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Cem Tutar oldu.

Sunumunda mekân ve yer kavramları arasındaki farklara değinen Doç. Dr. Tutar, mekânın daha çok fiziksel ve matematiksel bir alanı ifade ettiğini, “yer” kavramının ise ancak insan etkileşimi, kültür, bellek ve iletişim süreçleriyle anlam kazandığını vurguladı. Doç. Dr. Tutar, bir mekânın “yer” haline gelmesinde toplumsal ilişkiler, tarihsel hafıza, ekonomik yapı ve politik işlevlerin belirleyici olduğuna dikkat çekti.

Şehir ve kent aynı anlama gelmiyor

Konuşmasında kent ve şehir kavramları arasındaki farklara dikkat çeken Doç. Dr. Tutar, şehrin tarihsel, kültürel ve geleneksel bir yapıyı temsil ettiğini; kentin ise Endüstri Devrimi sonrası ortaya çıkan, üretim ilişkileriyle şekillenen modern bir mekânsal yapı olduğunu belirtti. Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Kent, sanayileşme, otomasyon ve kitlesel göçle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda şehir ve kent aynı anlama gelmez.”

Bugünkü kentlerin henüz “tam anlamıyla oluşmuş” mekânlar olmadığını ifade eden Doç. Dr. Tutar, şu ifadeleri kullandı:

“Gerçek kentsel mekân, insanların yönetime katıldığı, söz sahibi olduğu bir yapıda mümkündür. Bugün ise kentler, hâlâ kapitalist sistem tarafından parçalanmış ve kontrol edilen alanlar olarak varlığını sürdürüyor.”

Kent hakkı; kenti yönetme ve sahiplenme hakkıdır

“Kent hakkı” kavramına da işaret eden Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Bu kavram Henri Lefebvre tarafından geliştirildi. Kent hakkı yalnızca oy kullanmakla sınırlı değildir. Kent hakkı; kenti üretme, dönüştürme, yönetme ve sahiplenme hakkıdır. Birey bu sürece katılmazsa kent, bireyi şekillendirir, yabancılaştırır ve izole eder.”

Kentsel alanların sürdürülebilirliği için katılım ve sahiplenmenin zorunlu olduğunu belirten Tutar, sivil toplumun ve yerel katılım mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kentlileşme yalnızca kentte yaşamakla sınırlı bir olgu değil

Doç. Dr. Cem Tutar, kentlileşmenin yalnızca kentte yaşamakla sınırlı bir olgu olmadığını vurgulayarak şunu söyledi:

“Kentlileşme; modern dünyaya ait yaşam dizgesini, iletişim formlarını ve kültürel kodları benimsemek, özümsemek ve gündelik hayata katabilmek demektir.”

Yirminci yüzyılın başında modern kentlerin bireyler üzerinde güçlü sosyal ve psikolojik etkiler yarattığını belirten Doç. Dr. Tutar, literatürde bu durumu tanımlamak için “metropol tipi kişilik” kavramının kullanıldığını söyledi ve şu ifadelere yer verdi:

“Metropol tipi kişilik, kent içerisinde diğer insanlardan kendini yalıtan, yabancılaşma duygusu yaşayan bir birey tipini ifade eder. Bu durum, medya endüstrilerinin gelişmesi, iş bölümü, uzmanlaşma ve kentin anonim yapısıyla doğrudan ilişkilidir.”

Kentin en ayırt edici özelliklerinden birinin anonimlik olduğunu belirten Doç. Dr. Tutar şöyle konuştu:

“Kent, bireye tanınmama ve kaybolma hakkı verir. Bu özellik, modern kent yaşamında bireysel özgürlük kadar izolasyonu da beraberinde getirir. İlişkiler araçsallaşır, bireyler kent içinde birden fazla rol üstlenmek zorunda kalır.”

1970’lerden itibaren kentler yeni birikim alanları haline geldi

Neoliberal döneme geçişle birlikte kentlerin yapısında köklü bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Tutar, 1970’li yıllardan itibaren kentlerin sınıf mücadelesinin ve sermaye birikiminin merkezleri haline geldiğini söyledi. Bu süreci “mülksüzleştirme yoluyla birikim” kavramıyla açıklayan Doç. Dr. Tutar, kentsel dönüşüm projeleri, özelleştirme, borçlandırma, finansallaşma ve doğanın metalaştırılmasının bu yeni birikim rejiminin parçaları olduğunu vurguladı.

“Bugün konut, yalnızca barınma alanı değil; sermayenin el değiştirdiği bir yatırım aracına dönüşmüştür” diyen Doç. Dr. Tutar, Türkiye’de de konutun sermaye aktarımının temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti.

Kent, bir tüketim ve gösteri alanına dönüştü

1970’lerden sonra kent merkezlerinin işlev değiştirdiğini belirten Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Kentler artık üretim merkezleri olmaktan çıkıp tüketim ve gösteri alanlarına dönüşmüştür. İş alanları kentin çeperlerine kayarken, kent merkezleri AVM’ler, medya teknolojileri ve ekranlarla çevrili bir ‘gösteri mekânı’ haline gelmiştir.”

Bu dönüşümün, modern kentten metropole, metropolden ise post-metropole geçişi beraberinde getirdiğini ifade eden Doç. Dr. Tutar, günümüz kentlerinin artık gelir, sınıf ve kimlik temelli ayrışmaların yoğunlaştığı kentsel kutuplaşma özelliklerini taşıdığını söyledi.

“İstanbul, 1980’lerden itibaren küresel sistemle eklemlendi”

Konuşmasında İstanbul’un tarihsel dönüşümüne de değinen Doç. Dr. Tutar, kentsel planlamanın Osmanlı’da 19. yüzyılın ikinci yarısında başladığını, Cumhuriyet döneminde ise ulus-devlet inşasının mekânsal stratejilerle sürdürüldüğünü belirtti. İstanbul’un asıl kırılma noktasının ise 1980’lerle birlikte küresel kent olarak kurgulanması olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tutar, Boğaziçi, Beyoğlu ve Haliç bölgelerinin bu süreçte farklı işlevlerle küresel sisteme entegre edildiğini ifade etti.

“Mahalle, keyfi sınırlarla kurulamaz”

Konuşmasında mahalle kavramını da ele alan Doç. Dr. Cem Tutar, mahallenin Arapça kökenli “mahalla” kelimesinden geldiğini ve konaklama, yerleşme anlamı taşıdığını belirtti. Mahallenin keyfi sınırlarla oluşturulamayacağını vurgulayan Doç. Dr. Tutar şunu söyledi:

“Mahalle, ortak yaşam pratikleri, kültür ve gündelik etkileşimler üzerinden oluşur.”

Mahallenin en temel özelliğinin farklılıkları barındırması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Mahalle, yabancıyla kurulan ilişki üzerinden var olur. Yabancıyı dışlayan mahalle, zamanla siyasal bir cemaat yapısına dönüşür ve mahalle olma özelliğini yitirir.”

Göç olgusu üzerinden günümüz mahallelerine değinen Doç. Dr. Tutar şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mahalle; karışma, yan yana gelme ve ortak bir kültür üretme alanıdır. Bu özelliklerini kaybeden mahalle, yalnızca fiziksel bir yerleşim alanına dönüşür.”

Mahalle yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı değil

Mahallenin yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Mahalle, kentin makro yapısı ile bireyin mikro dünyası arasında konumlanan bir ara yüzeydir. Toplumsal ilişkilerin, kimliğin ve gündelik hayatın kurulduğu temel alanlardan biridir.”

Mahallenin cemaat özellikleri taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Tutar, karşılıklı tanışıklılık, gayri resmi ilişkiler ve gayri resmi sosyal denetim mekanizmalarının mahalle yaşamının temel unsurları olduğunu belirtti.

Mahallenin aynı zamanda bir kimlik ve aidiyet üretim alanı olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tutar şunu söyledi:

“‘Hangi mahalledensin?’ sorusu, bireyin sosyal statüsüne ve kimliğine dair güçlü bir göndermedir. Mahalle, mekân üzerinden sınıfsal ve kültürel bir ayrım üretir.”

“Mahalle, eşitsizlik ve ayrışmanın da mekânıdır”

Mahallenin neoliberal politikalar altında sınıfsal ayrışmanın görünür hale geldiği bir alan olduğunu belirten Doç. Dr. Tutar, göç, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizliklerin mahalleler üzerinden mekânsallaştığını ifade etti. Mahallenin aynı zamanda gündelik hayatın sahnesi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Tutar, şöyle dedi:

“Sokaklar, parklar, marketler ve sıradan görülen tüm pratikler mahallede kültürel ve iletişimsel bir forma dönüşür.”

Mahallelerin sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tutar, apartmanlaşma, siteleşme ve kentsel dönüşüm süreçlerinin mahalle dokusunu köklü biçimde değiştirdiğini belirtti.

“Osmanlı’da kent, mahallelerin toplamıydı”

Osmanlı döneminde mahallenin kentin temel örgütlenme birimi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Osmanlı’da kent, mahallelerin toplamı olarak düşünülürdü. Kentli olmak, bir mahalleye mensup olmakla doğrudan ilişkiliydi.”

Mahallenin dini merkezler etrafında şekillendiğini belirten Doç. Dr. Tutar, yüz yüze ilişkilerin, güçlü komşuluk bağlarının ve cemaat tipi bir yapının Osmanlı mahallesinin temel özellikleri olduğunu söyledi.

Mahallenin ahlaki düzeni ve gayri resmi denetimi sağladığını dile getiren Doç. Dr. Tutar şunu söyledi:

“Bu yapı modernite öncesi kentler için oldukça işlevsel bir kontrol mekanizmasıydı. Aidiyet güçlüydü, bireysel özgürlükler sınırlıydı ancak güvenlik hissi yüksekti.”

“Cumhuriyet’le birlikte mahalle idari bir birime dönüştü”

Cumhuriyet’in erken döneminde kentlerin modernleşme ve sekülerleşme iddiasıyla yeniden kurgulandığını belirten Doç. Dr. Tutar, imar planları, bulvarlar ve modern mimarinin ön plana çıktığını söyledi. Bu süreçte mahallenin Osmanlı’daki kültürel anlamını yitirdiğini vurgulayan Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Mahalle artık bir topluluğu temsil eden bir yapı değil, idari ve fiziki bir yerleşim alanı haline gelmiştir.”

“2000 sonrası dönemde mahalle, adından ibaret kaldı”

1980 sonrası küreselleşme ve neoliberal politikalarla birlikte kentsel mekânın parçalandığını belirten Doç. Dr. Tutar, 2000’li yıllarla birlikte güvenlikli sitelerin yaygınlaştığını söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

“Bu alanlarda mahalle yalnızca bir isim olarak varlığını sürdürüyor. Organik karşılaşmaların, yabancıyla temasın olmadığı, steril ve yalıtılmış mekânsal deneyimler ortaya çıkıyor.”

Güvenlikli sitelerde homojen nüfus yapısının, sınırlı ve profesyonel komşuluk ilişkilerinin görüldüğünü belirten Doç. Dr. Tutar, bu yapıların mekânsal ayrışmanın en belirgin örnekleri olduğunu söyledi. Kent merkezlerinden kaçışın, suç korkusu ve sosyoekonomik eşitsizliklerle bağlantılı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tutar şu değerlendirmede bulundu:

“Ancak kimse ömrünü bir kafesin içinde geçiremez. Bu alanlardan çıkıldığında herkes yine gerçek kentle yüzleşmek zorunda kalır.”

“Kent sağlığı, bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur”

Kentlerin yalnızca güvenlikli alanlar üzerinden değil, sosyal ve çevresel bütünlük içinde iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Tutar şöyle dedi:

“Sağlıklı kentler, suçun minimuma indiği, sosyal bağların güçlü olduğu kentlerdir. Bu yalnızca bireylerin değil, toplumun ortak sorumluluğudur.”

Katılımcı bir kent ortamının mümkün olabileceğini belirten Doç. Dr. Tutar, şu ifadeye yer verdi:

“Kent hakkı dediğimiz kavrama sahip çıkmak istiyorsak, kentin yönetimine dâhil olmalı, sokaklara, caddelere, kamusal alanlara sahip çıkmalıyız.”

Etkinlikte katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Tutar, özellikle güvenlikli siteler ve yeni yerleşim alanları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Bu tür mekânlarda yaşamanın aynı zamanda bir statü ve sembolik sermaye anlamına geldiğini belirten Doç. Dr. Tutar şöyle konuştu:

“Orada bulunmak, belirli bir sınıfsal ve kültürel konumlanmayı da beraberinde getirir.”

“Mimari aynı kalsa da kültür değişebilir”

Bir katılımcının “Mimari olarak aynı kalan bir mekân kültürel olarak değişebilir mi?” sorusuna yanıt veren Doç. Dr. Tutar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Mimari formun korunması, kültürel yapının değişmediği anlamına gelmez.”

Etiketler: Cem TutarGündemKent HakkıÜsküdar Üniversitesi

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
turk-internet.com Pr Haberleri

turk-internet.com Pr Haberleri

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.