Nurdoğan Şengüler, 1997’de, Les Arts Turcs’ü kurarak kültür ve sanat konularında faaliyetlere başlayan entellektüel bir isim. Onu, geçtiğimiz yıl yaptığımız söyleşiden hatırlayacaksınız. Türk Kültürü’nü, dünyaya duyurmada önemli kazanımlar sağlayan Şengüler, bu çerçevede 3 yıl önce başlattıkları ‘İstanbul Photo Contest’ ile çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Üç ay sonra, amatör, profesyonel fotoğraf sanatçılarını bir araya getirecek olan bu yarışmanın finali gerçekleştirilecek. Dile kolay, suya atılan bir taşın yaydığı halkalar misali her yıl katlanarak artıyor bu etkinliğe olan ilgi. Nurdoğan Şengüler, yarışmayla İstanbul’un hiç gün yüzüne çıkmamış eski fotoğraflarının ortaya çıktığını söylüyor.
turk-internet.com : Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen uluslararası İstanbul Photo Contest’e nasıl bir ilgi oldu? Kısaca bahsedebilir misiniz?
Nurdan Şengüler : Bu sene muazzam bir tepki geldi. Özellikle son dönemde Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesi, Rusya’dan Türkiye’ye gelen turistlerin artması bunda etkili. Bunların, bir kısmının Tarihi Yarımada’ya geliyorlar, fotoğraflar çekiyorlar. Biz, gelen Rus fotoğrafçıların bakış açılarının çok farklı olduğunu gördük.
Ben, merak edip bunu araştırdım. Komünist dönemde Ruslara rejimin büyüklüğünü gösterebilmek için her kese Zenith marka fotoğraf makineleri verilmiş. Fakat, bu arada kreativitesi gelişmiş olanlar, bu makineyle beraber şanslarını iyi kullanmışlar.
Biz, Rusların İstanbul Photo Contest’e gönderdikleri fotoğraflar içerisinde ilginç karelere rastladık. Adamların suya bakışı, Boğaz’a, mimari eserlere bakışı öyle farklı ki, sanki Saint Petersburg’a bakıyoruz. Bunun üzerine de ben Rusça öğrenmeye karar verdim. Gelecek sene Saint Petersburg-İstanbul, İstanbul-Moskova tarzında da bir etkinlik yapmak istiyoruz. Yine aynı şekilde Zagrep’den, Sydney’den ve ilan’dan teklifler geldi. Buradan oralara fotoğrafçı götürüp, buna karşılık olarak da oradan fotoğrafçılar getirip şehirlerin fotoğraflanması şeklinde düşündüğümüz etkinlikler var. Fatih Belediyesi’yle gerçekleştirdiğimiz işbirliğiyle sergiyi park gibi kamuya açık alanlarda daha fazla kişiye sunmak istiyoruz.
turk-internet.com : Bu etkinliği siz internet aracılığıyla bu denli geniş çaplı bir hale getirmeyi başardınız. Size, ne gibi mesajlar geliyor?
Nurdan Şengüler : 1958’de, Türkiye’ye İngiliz Kraliyet Donanması’yla gelmiş bir subayın fotoğraflarını istedik. Yaklaşık 2 seneden beri bu iş için uğraşıyoruz. Bu kişiye ben internetten ulaştım. Uzun süren yazışmaların ardından fotoğrafları bize vermeye ikna ettik. Geldikleri dönemde dünyanın çok sıcak bir gündem içinde olduğunu biliyoruz. Papa’nın ölümü, Kıbrıs’ta ihtilaflı durumların yaşanıyor olması, Irak’ta darbe girişimi, Ürdün kralına yapılan darbe girişimi bunlardan sadece bir kaçını oluşturuyor. İstanbul’a gelen İngiliz donanma gemilerinin bir kulağı da telsizde, gelebilecek bir görev emrini bekliyor. 6 tane siyah-beyaz fotoğraf aldık. Benzer şekilde eskiden çekilmiş foroğraflar için temasta olduğumuz başka kişiler de var.
turk-internet.com : Siz, bir İstanbullu olarak o fotoğraflarda neler gördünüz?
Nurdan Şengüler : Ben de ağabeylerime gösteriyorum. Masanın altına giriyorlar, yere yatıyorlar, “Ah! Çocukluğum” diyorlar. İnönü Stadyumu’nun arkasındaki Gazhane, at arabaları, Hilton Oteli yeni kurulmuş, Gökkafes yok, şehir yağması yok. Ben o dönemleri yaşamadım, ama gösterdiğim ağabeylerim büyük bir heyecan duyuyorlar.
Denizden, bu fotoğrafların çekilmesi konuya farklı bir boyut getiriyor. O insanlar, bu fotoğrafları bizim için scan ettiler, güvendiler ve bize yolladılar. Yabancılar, bu tür şeylere çok değer veriyor. Kendi portalları, haber siteleri aracılığıyla bizimle röportaj ya da konuyla ilgili haberler yapıyorlar. Çünkü, onlar fotoğrafın ne kadar değerli olduğunu bizden daha önce görmüşler.
Günümüzde fotoğraf makinelerinin bu denli ucuz ve erişilebilir olması, ülkeler ve insanlar arasındaki kreativite farkının ortaya çıkmasını daha da kolaylaştırıyor.
turk-internet.com : Geçen sene sizinle konuştuğumuzda mobil ve sabit telekom operatörlerinin bu etkinliği çok iyi değerlendirebileceklerinden bahsetmiştiniz. Kendilerinden size her hangi bir dönüş oldu mu?
Nurdan Şengüler : Bize, hiç bir girişim teklifi gelmedi. Bugünlerde 3G dedikleri bir projeleri var. Sokaklara reklam döküyorlar, ama kimsenin dönüp de baktığı yok.
Halbuki, bugün 28 milyona yakın turist geliyor. Siz, havaalanına geldiniz, kimle konuşacaksınız? Üç mobil operatörün de bununla ilgili bir çalışması yok. Bu konuda her hangi bir Ar-Ge’leri yok. “Ben bu gelen turistleri nasıl konuşturabilirim?” sorusunu sormuyorlar.
Sen, bu tarz şeyleri tutacaksın ki, turistler için de bir gündem oluştursun. Biz, gelecek yaz ülkemizi ziyaret edecek olan turistleri bugünden bağladık. Bana her gün; “yarışmaya katılmak istiyorum”, “o heyecanı paylaşmak istiyorum” diye ABD’den tutun Makedonya’ya kadar bir çok ülkeden mesajlar geliyor. Biz, inceledik. Bu insanlar gelir seviyesi yüksek kişiler. İstanbul’da gerçekleştirilen kültür ve sanat etkinliklerinin dışında niş bir pazar yakaladık.
Biz bunu geliştirirken yanımızda örneğin bir gsm operatörünün olmaması ileriyi görememektir. Ya bu konuda bir vizyon eksikliği var ya da çalıştıkları ajanslar, akçeli işlerde “sen bana ver, ben ona vereyim” tarzında işlerle ya da dedikoduyla hareket ettikleri için buradaki kurguyu anlamakta zorlanıyor olabilirler diye düşünüyorum. Biz ileride bunu bir hafta süren geleneksel bir etkinliğe dönüştürmek istiyoruz.
Biz, bu çerçevede uzun vadede bölgede bir fotoğraf borsası oluşturmayı arzuluyoruz. Nihai hedefimiz, özellikle, turizm alanında tanıtım yapmak isteyen insanların, fotoğrafçıların entellektüel olarak para kazanabilecekleri, yeni mecra ve trendlerin belirleneceği bir merkez oluşturmak. Gelen yabancılar, jeopolitik durumu itibariyle Türkiye’nin kazandığı önemi gördüklerinde burada olmaları gerektiğinin farkındalar. GSM operatörleri bugün “satışlarımız düşüyor, karlarımız düşüyor” diyorlar. Bunun en önemli sebebi yaptıkları reklamları verimli kullanamamalarından kaynaklanıyor. Kaynaklarını, gereksiz mecralarda harcıyorlar.
Bir örnek vermek istiyorum. Benim, flickr üzerinden 2 sene içerisinde gönderdiğim e-posta sayısı yaklaşık olarak 12 bin. Ben, bu mesajları fotoğrafla ilgili kişilere göndermişim. Bakın, ben mecrayı tanıtmada sıfır bütçeyle hareket ettim. Dönüş; 1 milyon kere fazla. Halbuki siz, bugün havaalanında bir GSM operatörü olarak; “evet biz bu yarışmaya sponsoruz. Lütfen, çektiğiniz fotoğrafları şuraya gönerin” diye, İngilizlerin dediği gibi ufak bir “trick” yapsanız, bir kreativite yapsanız o turist; “ben de burada olmalıyım” diyecektir. Bence, bunun sorgulanması lazım. O düşüncedeki insanlara henüz ulaşamadım.
turk-internet.com : Yarışmaya katılmak isteyecekler için etkinliğin künyesinden bir kere daha bahsedebilir miyiz?
Nurdan Şengüler : 1 Kasım 2009 itibariyle bütün fotoğrafları toplamış olacağız. Yarışma galasını da Aralık ayının ilk haftasında Binbir Direk Sarnıcı’nda yapacağız. Her sene bir konu tespit ederek onun etrafında gidiyoruz. Bu sene ‘İstanbul ve Tango’ konusunu işlemek istiyoruz.
Gelecek sene ise, ‘Spiritüalite ve Mistik İstanbul’u işleyeceğiz. Böylelikle, fotoğrafla bu şehrin sinerjisini oluşturan diğer disiplinler arasında bir birliktelik sağlayacağız.
Bu çalışmalarımızı gönüllü çalışma temelinde gerçekleştiriyoruz. Başarımız da bunun hatırı sayılır bir payı var. Herkes, elindeki bir kanalı açarak bizlere destek veriyor. Facebook’ta bir grup kurduk. Hemen, 1600-1700 katılımcıya ulaştık. Facebook’la da benim aram pek iyi değil. Beni, “çok reklam, spam yapıyorsun” diye atıp atıp duruyorlar. Tabii, yarışmayı tanıtırken bazen böyle sağa sola biraz fazla e-posta atıyoruz, fotoğrafla ilgili yorum yazıyoruz. Doğal olarak, onlar Facebook’ta ticaret yaptıkları için belli bir standartın üzerine izin vermiyorlar. Ama, biz de bunun alternatiflerini bulduk. Çok rahatlıkla istediğimiz gibi Türkiye’ye gelmiş insanlarla temasımızı çok rahat bir şekilde sağlıyoruz. İlgilenenler, yarışmayla ilgili bilgilere resmi web sitesinin istanbulphotocontest.com adresinden erişebilirler.



Kaynak : 