1986 yılından beri bilişim sektörü içindeyim. Bu sektörün değişimlerini yaşarken, olayın “evaluation” yani “gelişme” boyutuna da dikkat ediyorum. Mesela bir zaman merkezi mimariden bahsedilirken, daha sonra dağıtık mimari konuşur olduk. Şimdi mobil kullanıcılarla birlikte hayatımıza başta güvenlik olmak üzere başka boyutlar girdi.
Ama bir başka ilginç gelişmeyi de, holdinglerin kurduğu bilişim firmaları konusunda yaşadık. Önceleri sadece holdinglerin kendi ihtiyaçları için kurulan bölümler, daha sonra holding içine ve dışına hizmet ya da mal satışı yapmaya yönelik merkezi tek şirketlere dönüştü, daha sonraki yıllarda biz bunları “Entegratör” firmalar olarak gördük. Ama günümüzde bu yapılanmaya gerek kalmadığı görülüyor. Geçtiğimiz günlerde Eczacıbaşı’nın EBİ firmasındaki yapılanma değişince, bu konuyu inceleyelim, neden olmadığını anlamaya çalışalım istedik.
Çünkü 1980’lerin sonlarında, 90’ların başlarında, tam da şirketlerin bilgisayarlaşması konusuna önem verilmeye başlandığı yıllarda, holdingler önce her şirketin içinde departmanlar (yani o zamanki deyimle masraf merkezi) olarak kurdukları IT bölümlerini, tek bir merkezi şirket haline dönüştürmeye başladılar. Eczacıbaşı’nın EBİ’si ve Sabancı’nın BİMSA’sı bunların hemen akla gelen ilk örnekleridir.
Neden bu yapıldı derseniz,“masraf yeri” durumundaki bu bölümlerin “kar merkezi” haline dönüştürülmesinin hedeflendiğini söyleyebiliriz.. Bu yaklaşımla bu bölümler, hem holdingin kendi şirketlerine iş yapacaklar, hem bilişim firması oldukları için bir takım bayilikler alabilecekler (IBM, HP; Arena, Index vs), hem de Türkiye’nin en büyük şirketleri olan bu holding şirketlerinde elde ettikleri çok kıymetli tecrübeyi, başka şirketlere de satabileceklerdi.
Yani böylece, sadece cihaz satın alan ve yazılımcı ya da donanımcı eleman çalıştırarak masraf yapan bu bölümler, cihazı alan ve satan, elemanları sadece kendi şirketi için değil, başka şirketler için de çalıştırarak daha büyük verim alan firmalar olacaklardı.
Nitekim, EBİ’yi hangi amaçla kurduklarını sorduğumuz Faruk Eczacıbaşı şöyle cevap verdi :
Aslında bizim temel çıkış noktamız EBİ’nin kendi içinde verdiği servisleri, dışarıya da vermek istemesiydi. “Sen bu işi yapıyorsun, iyi yaptığın işi dışarıya da yapıp bu işten kar edebilir misin” noktasından yola çıkılmıştı.
Ayrıca burada oluşan maliyetlere de açıklık kazandıracaktık. Eczacıbaşı hangi konularda içerden almalı, hangi konuları dışarıdan almalı diye düşünüyorduk.
80-90’lı yıllarda holdingler, ortak kaynak kullanarak, maliyetleri azaltmak istiyorlardı. Aynı tarihler itibariyle baktığınızda, teknoloji alanında satılabilecek fazla, ürün ve hizmet yoktu.
Son yılların popüler kavramı “Outsourcing (dış kaynak)” iş modelinin ortaya çıkmasının da, holdinglerin bilişim firmalarının fonksiyonlarını azaltan bir faktör olduğu görülüyor. IBM, HP ya da General Motors’un EDS gibi şirketleri bugün oluşturdukları dış hizmet fonksiyonları ile şirketleri “sürekli en son teknolojiye sahip bilgisayar alma”, “işgücünün idari yükünü üstünde tutma” gibi maliyetlerden kurtarabiliyor. Zaten Eczacıbaşı yöneticileri de buna parmak basıyorlar.
Levent Kızıltan bu konuda şunları belirtiyor :
O yıllarda “dış kaynak” hizmeti diye bir kavram da yoktu. IBM’in Global Business Services veya ya da HP’nin yeni satın aldığı EDS gibi bir ayrı birimleri. Holdingler de “kendi kaynaklarınızı kullanarak, ortak maliyet yapılarına ve kaynaklara sahip olalım” diyorlardı.
90’larda bu ilk aşama bitince bunu ticari yapıp, daha fonksiyonel hale getirebilir miyiz? Sonuçta bu birimler ticarileştirmeye başladı..
Eczacıbaşı yöneticileri, holding şirketlerinin bilişim firmalarının işinin elde edilen bilgi birikimi açısından önemli ama maliyetler açısından zor olduğuna dikkati çekiyorlar :
- İnsan gücünden bahsediyoruz. Kriz anında topluluk içinde olayın verimliliği değerlendiriliyor. Müşterin olan adam da böyle düşünüyor. “Benim başım derde girerse, Eczacıbaşı’nın da başı derde girerse, önceliği Eczacıbaşı için ayırır” diyor.
- Zaten rakibe de kendi know how’ını vermek istemiyorsun. Geriye de çok az firma kalıyor.
- Bizim gibi şirketlerin dışarıya çıktığı zaman, overhead maliyetleri o kadar yüksek ki, rekabetçi olamıyorsun. Bu da temel neden. 3 tane parlak beynin kurduğu şirketin yaptığı işi senin yapman durumunda daha pahalıya geliyor.
Aslına bakarsanız çok da kolay bir iş değil. Olmaması için bir neden yok ama engelleyen bazı nedenler var. Mesela :
Röportajın devamını Kızıltan : EBI Bilişim Firması Kapanmadı, İş Geliştirme Fonksiyonu Başka Bölüme Aktarıldı – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 