Röportajın ilk bölümünü Eczacıbaşı : Holding Bilişim Firmalarının Maliyetleri Yüksek Olunca Rekabetçi Olunmuyor – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Bu noktada Eczacıbaşı yöneticilerine, Türkiye’den neden EDS ya da SAP gibi bir firma çıkmadığını sorduk. Levent Kızıltan şöyle cevap verdi :
Temel konu; Türkiye’deki pazarın ürün ve hizmetler anlamında istendiği ölçüde gelişmemiş durumda olması. Son 10-15 yılda yıllar itibariyle gelişme görüyoruz ancak . Türkiye’nin en büyük yazılım firması Logo bile 150.000 müşteriden bahsediyor. 20 yılda ancak 150.000’e ulaşabilmiş.. Bir ikincisi de yok. Üstelik iç pazarda çok başarılı olan bu firma tüm çabalarına rağmen yurtdışında başarılı olamamış.
SAP örneğini veriyorsak, SAP büyüklüğünde yapılacak yatırımın büyüklüğü, müşteri hedef kitlesine bakıldığında, çok büyük olacak. Bundan 10 yıl öncesinde bile örneğin 2000 danışmanın sadece iş süreçleri alanında çalıştığı bir Türk yazılım firmasını düşleyebiliyor musunuz; yazılım geliştirenler ayrıca bundan sayıca daha fazla olmak üzere. Kimse bu yatırımı yaparak, pazarda var olmayı sağlayamaz. Bu sığ çözüm ve hzimetler pazarında deneyen firmalar da ne yazık ki pek başarılı olamadılar.
SAP ile Logo’nun yaptığı başka iş de yok sadece BT alanında faaliyet gösteriyorlar. Oysa ki Eczacıbaşı’nın faaliyet gösterdiği sanayi ve ticaret iş alanları var. yaptığı bir iş var. EBI, SAP ve Logoya rakip olmak için soyunduğunda çok pahalıya geliyor. Halbuki bunu hazır aldığımızda çok daha fazla verim alıyoruz. Başkasının zaten iyi yaptığı bir şeyi neden biz yapmaya çalışalım..
Eskiden hemen her konuda yatırım yapan Türk holdingleri, 2000 li yıllarla birlikte, yatırım kararı alırken, ölçeklenebilir konulara ya da kendi çekirdek iş konuları çevresinde dolaşan konulara öncelik vermeye başladılar. Ama sadece yatırım değil, devam eden iş bölümleri de, özellikle 2001 krizi sonrası yeniden değerlendirildi ve özellikle en büyük holdinglerimiz 500 milyon ya da 1 milyar $ üstünde geliri olan bölümlerle devam etmeyi daha anlamlı bulmaya başladılar.
Biz de bu bilgilerin ışığında, global krizin EBI’nin küçülmesinde etkili olup olmadığını ve holdingin kararını nasıl verdiğini Faruk Eczacıbaşı’na sorduk.
Global kriz gibi bir olay olduğunda, kar getirmeyen ya da verim getirmeyen, gereksiz maliyetleri üstünde taşımamak kararı veriyorsun. Biz de bu kapsamda, organizasyonel bir değişikliğe gittik. Topluluk yeni gireceği, ürün ya da iş konularına farklı açıdan bakmaya başladı.
Levent Kızıltan bu noktada şunları belirtiyor :
Eczacıbaşı EBI’yi kapatmadı. Eczacıbaşı Bilişim’in işleri AŞ olarak devam ediyor. Sadece “yeni iş geliştirme” fonksiyonu, 3 yıllık deneme sonucunda, farklı bir bünyede değerlendirmek üzere ayrıldı. EBI 1,5 yıl önce gömülü yazılım işine girdi ama bu, daha önce core business olmadığı bir işti. Uzun bir dönem sonucunda istenen finansal verimi alamadığımız için orası kapandı. Bugün itibariyle Eczacıbaşı Bilişim, 50 kişilik kadrosu ile iç ve dış müşterilerine hizmet vermeye devam ediyor.
Bilişim sektörünün derinliğinin fazla olmaması konusunun bir tarafında ise tabi ki devlet var. Eczacıbaşı yöneticilerine bu bakışın yeterli olup olmadığını sorduk :
Eskiye nazaran çok daha fazla hareket var ama yeterli mi? Değil ! Stratejik çalışmalar yapıldı. Epeyce gürültülü lanse edilen çalışmalardan, 2010 sonunda önemli sonuçlar alınması bekleniyordu. Olmadı. Gerekli mobilizasyon olmadı. Genel stratejinin değerlendirilmesi açısından, son kriz önemli bir darbe vurdu. Hoş krizden önce de durum çok farklı değil.
ICT sektöründeki gelişmeleri, o kadar dinamik bir alan ki, öngörülmeyen değişiklikler çok hızlı gelişiyor. Hem ayrışma, hem de birleşme açısından. Bu noktalarla değerlendirildiğinde, çok farklı bir strateji sisteminin geliştirilmesi lazım ama bunun geliştirildiği noktasında emin değilim. Bu değişir mi bundan sonra bilmiyoruz. Yeni bir organizasyon (Bilgi Toplumu Ajansı) peşinde konuşuluyor. Onun nasıl bir şekil alacağını bilmiyoruz. Değişiklik yapıldığını görüyoruz.
İlk ortaya çıkanın fazla tutarlı olmadığını görüyoruz. Yapanlar da kabul ediyor. Kaydedilen değişikliklerin hepsine olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte bakmak lazım.
Aynı konuda Levent Kızıltan da önemli noktalara parmak bastı.
Serbestleşme yapıldı ama UMTH firmaları gerçekten Avrupa düzeyinde gelişebildiler mi? İnternetin penetrasyonu yüksek ama topluma reel katkı sağladı mı ?
Microsoft tarafından MSN, elektronik posta ya da sosyal ağlarda verilen rakamlara göre, ülkemiz kullanıcıları ön sıralarda. Ama “iş hayatında e-dönüşüm yaşadık mı?”nın cevaplarını vermek lazım.
Eylem planları yapıldı, ama 3 seneyi aşan sürede ne kadarı gözden geçirildi. Mutlaka 10 sene öncesine göre farklı noktadayız ama yeterli olup olmadığı konusunda soru işaretleri taşıyoruz.
Röportajın devamını Eczacıbaşı : Proje Finansmanı Yapabiliriz ama Eczacıbaşı’nın Ana İş Kolları Çevresinde Olmalı – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 