Bang&Olufsen’in ürettiği dünyanın en büyük hareket edebilen televizyonu BeoVision 4 103 bugün Türkiye’de satışa sunuldu . Genişliği 246 cm yüksekliği ise 211 cm olan BeoVision 4-103, büyüklüğüne bir gönderme ile İstanbul ve Avrupa’nın en yüksek yapısı olan İstanbul Sapphire’de düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtıldı.
BeoVision 4-103 piyasadaki en büyük televizyonlardan biri olmasının yanı sıra tek düğmeye dokunarak televizyonu optimal izleme konumuna eğebilen standı ile göze çarpıyor. Üretimi sipariş üzerine gerçekleştirilen BeoVision 4-103’ün üretimi 3-4 ay arasında tamamlanıyor.
Toplantıda cihaz hakkında bilgiler veren Bang&Olufsen Eğitim Müdürü Jorgen Lunding, lansmanı yapılan televizyonun sadece devasa bir plazma TV olmadığını pek çok özelliği ile fark yarattığını belirtti. Lunding dev televizyonun gündüz izleme sırasında da izleme deneyimini geliştiren otomatik görüntü kontrolü ve yansıma önleyici kaplamalı kontrast ekran gibi bir dizi görüntü geliştirme teknolojisini içinde barındırdığına vurgu yapıyor.
Cihazın 14’e kadar BeoLab hoparlörün bağlanmasına da olanak tanıyan üstün bir entegre çevresel ses sitemi çözümüne sahip olduğunu belirten Lunding ayrıca Adaptive Sound Technology (uyarlanabilir Ses Teknolojisi) ile hoparlörlerin yerleşimi ve dinleyicinin odadaki konumundan bağımsız olarak sesin doğrudan dinleyicinin önünden geliyormuş gibi algılandığını söyledi. Toplantının sonunda Bang&Olufsen Eğitim Müdürü Jorgen Lunding ve Bang&Olufsen Türkiye Genel Koordinatörü Ali Öncü basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gelen bir soru üzerine firma yetkilileri dev televizyonun dünya genelinde ilk olarak Ekim 2009’da satışa sunulduğunu ve fiyatının 147.000 Euro olduğunu belirttiler. Türkiye’den kaç adet sipariş alındığı ve satış beklentileri konusundaki sorular ise yanıtsız kaldı. Niye LCD yerine Plazma teknolojisi kullanıldığı sorusunu yanıtlayan Lunding, LCD teknolojisinin 55 – 60 inç boyutlara kadar son derece iyi bir performans sergileyebildiğini ancak 103 inç gibi dev boyutlarda görüntü kalitesi için Plazma’nın kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Basın toplantısında firmanın yeni ürün gamından farklı örnekler de yer aldı. Oldukça renkli geçen basın toplantısının ardından biz de Turk.Internet olarak Bang&Olufsen Eğitim Müdürü Jorgen Lunding ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik:
Turk Internet: Merhaba Bay Lunding
Jorgen Lunding: Merhaba.
Turk Internet: Öncelikle firmanın yeni teknolojilere bakış açısını merak ediyorum. Biliyorsunuz dünyada 3D teknolojiye büyük bir yönelim söz konusu. Siz bu teknolojiye nasıl yaklaşıyorsunuz?
Jorgen Lunding: Açıkçası heyecan verici bir teknoloji olduğunu düşünmekle birlikte karar vermek için henüz çok erken olduğunu düşünüyorum.
Biz üretim kapasitesi ve perakende satış bağlamında çok çok büyük bir firma değiliz ancak yatırımlarımızı doğru teknolojilere yaparak sürekli büyümeyi hedefliyoruz. 1925’de kurulduğumuzu ve dünyanın ilk video-ses firmalarından birisi olduğumuzu düşünürsek bugüne dek gayet başarılı olduğumuzu söyleyebilirim. Sunduğumuz ürünlerde her zaman kaliteyi ve son teknolojiyi bir araya getirmenin peşindeyiz dolayısıyla 3D gelişimini de yakından izliyoruz.
Ancak bu teknolojinin geleceği ve sürdürülebilirliği biraz da yazılım kısmı ve içerik kısmıyla ilgili. Şu anda 3D olarak üretilen içerik sayısı son derece az ve böyle bir anda 3D yatırımı yapmanın çok da doğru ve gerçekçi olmayacağını düşünüyoruz. Ayrıca söylemem gerekir ki teknoloji sürekli değişen bir şey ve hangi ürünlerin, hangi teknolojilerin pazarda tutunup yükseleceğini kestirmek son derece zor. Biz ise müşterilerimizden ve yatırımcılarımızdan aldığımız güvenle her zaman sağlam adımlar atmak istiyoruz.
Turk Internet: Peki gündemdeki başka bir konu olan “Yeşil teknolojilere” yaklaşımınız nedir? Bu konuda yaptığınız yatırımlar ve Ar-Ge çalışmaları var mı?
Jorgen Lunding: Yeşil teknolojilerin yani çevreye daha duyarlı teknolojilerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu konuda yaptığımız çalışmalar mevcut. Çevreye duyarlı teknolojiler dendiğinde ilk akla gelen güç tüketimidir. Bu konuda yaptığımız çalışmalar mevcut. LED’lerin TV ve ses oynatıcılarımızda minimum düzeyde kullanılması, bekleme konumundayken çok az enerji tüketimi sağlanması oldukça başarılı olduğumuz konular.
Ancak bir de pek çok kişinin aklına gelmeyen geri dönüşüm konusu var. Bu konuda gerçekten önemli başarılarımız mevcut. Üretim tesislerimizden çıkan atıklar, çevresel atık şebekesine verilmeden önce firmamızın kendi geri-dönüşüm ünitesinden geçmekte ve rahatlıkla söyleyebilirim ki buradan çıkan sıvı içilebilir derecede temiz.
Ayrıca kullandığımız malzemelerin çevre dostu malzemeler olmasına son derece önem veriyoruz. Mesela kullanılan pek çok plastik materyal geri dönüştürülebilir nitelikte. Ama siz bu materyalleri boyadığınız anda geri dönüşüm süreci inanılmaz bir zarar görüyor. Biz de boya kullanımını minimuma indirmek, gerektiğinde de çevresel etkileri son derece düşük boya tipleri seçmek konusunda son derece hassasız.
Turk Internet: Son olarak yatırımlarınız ve satış kanallarınız konusunda biraz bilgi verebilir misiniz? Türkiye’de ya da başka ülkelerde Ar-Ge birimi veya üretim tesisi açmayı planlıyor musunuz ve satış kanalınızdan memnun musunuz?
Jorgen Lunding: Biz aslen Danimarkalı bir firmayız ve hem Ar-Ge birimimiz hem de üretimimizin tamamı kısa bir süre öncesine dek Danimarka’da hatta firmanın ilk kurulduğu şehirdeydi. Bu konuda uzun bir değerlendirme sürecimiz oldu. Bildiğiniz üzere pek çok firma belirli nedenlerle Uzak Doğu’da üretim tesisi oluşturuyor. Ancak hem mesafenin fazla olması hem de dil sorununun teknoloji sektöründe ciddi handikaplar getirebileceği gerekçesiyle şimdilik böyle bir yatırım yapmamaya karar verdik. Buna karşın bir süre önce Çek Cumhuriyeti’nde bir üretim tesisi açtık. Tesisin oradaki bir Teknik Üniversiteye çok yakın olması nedeniyle üretim biriminin yanı sıra orada küçük bir Ar-Ge birimimiz de mevcut.
Satış kanallarına gelecek olursak dünyada pek çok ülkede açtığımız ofisler ve verdiğimiz distribütörlüklerle satış yaptığımızı söyleyebiliriz. İleride kendimizi gösterebileceğimiz pek çok pazar olduğunu düşünüyoruz ve planlamalarımızı da bu doğrultuda yapıyoruz. Tabi ancak talebin çok düşük olduğu pazarlara girmek çok da mantıklı değil. Bunun için genelde olgunlaşmış, talebin olduğu pazarları tercih ediyoruz. Son olarak Türkiye’deki satış operasyonlarımızdan da son derece memnun olduğumuzu vurgulamak isterim.



Kaynak : 