Google’ın ABD’de 10.000’lerce eve 1Gbps hıza ulaşan ultra yüksek hızda fiber erişim sunacağını açıklaması [1] tüm dünyada gözlerin yeniden fiber erişime dönmesine yol açtı. Aslında bu konuda tüm dünyada pek çok firma çalışmalar yapmakta ve fiber erişim gittikçe yaygınlaşmakta. Ülkemizde de pek çok firma hem kurumsal hem de bireysel müşterilere fiber teknolojisini kullanarak geniş-bant çözümleri sunmakta.
Bölgesel olarak bakıldığında Avrupa kıtası yüksek hızda geniş-bant sunumunda hem Amerika hem de Asya-Pasifik bölgesinin oldukça gerisinde kalmaya başladı. Sahadaki deneyimler tüketicilerin daha yüksek hızlı geniş-bant sunumlarına geçişi ile birlikte kullanımın da iyice arttığını göstermekte. Geçtiğimiz ay Lizbon’da düzenlenen FTTH Konferansı’nda ortaya çıkan anahtar mesajlardan birisi de buydu.
Yine de bölgesel kıyaslamaların İsveç ve Slovenya gibi ülkesel başarı hikayelerini maskelediğini söylemekte fayda var. Ama sonuçta “fiber’de dünyanın bir numaralı ülkesi olma” iddiasının ne derece önemli olduğu tartışmaya açık. Bu ifade yalnızca yüksek hızdaki kablolu geniş-bandın oynadığı kritik rolü ihmal etmekle kalmıyor, aynı zamanda farklı pazarlardaki rekabet düzeyi ve tüketici seçimi etmenlerini de hesaba katmıyor.Örneğin bu kriterler baz alındığında hem Japonya hem de ABD pek çok Avrupa ülkesindeki pazarlarla kıyaslandığında zayıf kalmakta.
Yine de sonuçta Avrupa daha hızlı ve akılcı regülasyonlar ile çok daha iyi yol alabilir. Bu noktada hükümetlerin kısa vadede ekonomiyi teşvik etmek, uzun vadede ise büyüme sağlamak adına geniş bant altyapısına yatırım yapma önceliği tanıması gerekli.
FTTN/VDSL için ortalama limit olan 20-30 Mbps üzerinde hızları hangi kullanıcıların ve hangi uygulamaların talep edeceği tartışması artık demode hale gelmeye başladı zira bu hızlar günümüzde bir gereklilik haline dönüşmekte.
Aslına bakarsanız servis sağlayıcılar odak noktalarını bir parça patlama yaratan uygulamalardan (killer application) sıradan uygulamalara kaydırmalılar. Telekom firmalarının sunduğu FTTH/B/DOCSIS 3.0 tabanlı geniş-bant deneyimleri şu iki noktaya işaret etmekte:
- 1- Tüketicilere ne kadar fazla bant genişliği verilirse kullanımları o kadar artmakta. Portekizli telekom firması Portugal Telecom, fiber müşterilerden 4 ile 5 kat daha fazla yükleme, 2 ile 3 kat daha fazla da indirme oranları elde ettiğini açıkladı.
2- IP networklerine bağlanan cihaz sayısı arttıkça evden yapılan simultane bant genişliği kullanımı da artmakta. Bu durum özellikle video izlemede bariz bir biçimde kendisini gösteriyor. Bu trendin devam etmesi bekleniyor.
Bu noktada önemle üzerinde durulması gereken taraflardan birisi de içerik sağlayıcılar. Dijital medya devrini kucaklayan ve kendi operasyonlarını da buna göre revizyondan geçiren pek çok içerik sağlayıcı karşılaştıkları son bağlantı darboğazı (last-mile bottleneck) sebebiyle haklı olarak kızgın.
Örneğin Hollandalı NOS firması çok daha fazla HD içerik yayını yapmaya hazır oldukları halde sınırlı bant-genişliği nedeniyle bunu müşterilerine sunamamaktan yakınıyor. Bununla birlikte TV hizmetleri daha sofistike hale geldikçe bu sorun daha da büyüyecek gibi gözüküyor. Çok-odalı HD yayını şimdiden ana akım haline geldi, 3D TV’ler de çok ses getiriyor.
Bir de olayın yatırım ve altyapı kısmı var. Yüksek hızda geniş-bant networklerin kurulumu ve altyapıların oluşturulması hatırı sayılır bir zaman alıyor ve ciddi yatırımlar gerektiriyor. Bu anlamda ulusal fiber altyapısı sağlama konusunda Avrupa diğer bölgelerin (özellikle Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgelerinin) gerisinde kalmış gözüküyor. McKinsey’s araştırma firması tüm kıtayı fiber ağlar ile örmenin 300 milyar dolara mal olacağı öngörüsünde. İşte tam bu noktada hükümet ve telekom operatörlerinin daha geniş bir ekonomik perspektiften bakabilmeleri ve yatırımları ağırdan almamaları gerekmekte.
Burada ortaya çıkan önemli bir kavşak noktası, düşey olarak entegre olan operatörler (özellikle SMP oyuncuları) için ticari FTTB/H işletmelerin durumu ve tamamlayıcı fiber konuşlandırması olarak daha geniş bağlamda işletme modeli.
Dünyadaki genel yönelime bakılırsa yeni nesil erişimler fiber, bakır ve kablosuz bağlantı teknolojilerinin değişik modellerle sunulacak düzensiz bir melezi olacak gibi görülüyor. Ancak bu noktada regülatörlerin nasıl bir rol oynayacağı belirsiz. Yeni başlanan bir teknolojide devlet destekli yatırımlar veya devletin bir tekel oluşturarak pazarın önünü açma çabası olağan bir uygulama. Ancak Avrupa’daki hükümetlerin ve regülatör yapıların telekomünikasyon sektörünü serbestleştirmek için neredeyse on yıl boyunca çabaladıkları ve adeta son derece kırılgan bir buz tabakasında adım attıkları düşünülürse, yeniden tekeller oluşturma konusunda gönülsüz davranmaları normal olmalı.
Bu durum Avrupa için aşılması gereken gerçek bir engel oluşturuyor zira Avrupa’da bir yandan artık şekillenmiş olan ilk nesil geniş-bant altyapı rekabetinin sürdürülmesi diğer yandan da NGA yani yeni nesil erişim ağları yatırımlarının özendirilmesi gerekmekte. Avrupa’ya kıyasla ortalama FTTB/H konuşlandırma maliyetlerinin düşük olduğu Kuzey Amerika ve Japonya’da Verizon, AT&T ve NTT firmalarının, yatırımlarının korunacağı bilinciyle rahatlıkla NGA yatırımı yaptıklarını belirtmek gerekiyor. Avrupa’nın diğer bölgelere göre geride kalmasının sebeplerinden birisi bu.
Ancak burada önemli olan ve genelde atlanan nokta mutlaka iki teknolojiden birini seçmek ve ona yatırım yapmak gerekmediği. Pasif altyapı ile yatırımları paylaştırmak, bir yandan aktif network düzeyinde rekabetin devamını sağlarken diğer yandan da hem networklerin gereksiz yere tekrar kurulması riskini azaltıyor hem de fiber maliyetlerini düşürüyor.
Ticari yatırımları teşvik etmek için kamu fonunun kullanımı İsveç, Slovenya ve Fransa gibi bazı pazarlarda şu ana dek başarı sağladı. Ayrıca bu sayede yalnızca küçük ticari alanlar dışında pek çok kamu binası ve KOBİ’ye FTTH/B sunulması sağlanarak kapsama bölgesi genişletildi. Böyle bir fon sağlama işlemi özellikle aşılması gereken iki önemli engeli adresliyor:
- 1- Özellikle kentsel bölgeler dışında yeni ve daha şiddetli bir dijital bölünme riski taşıyan FTTx sermaye gideri (capex) yükü,
2- Telekom firmalarının mobil geniş-bant, yeni servisler ve yazılımlar gibi diğer alanlara yapmaları için üzerlerinde oluşan baskı.
Yüksek hızda geniş-bant penetrasyonu arttıkça Avrupa’nın karşısına çıkan zorluklar çok yönlü sorunlar ancak hükümetler, regülatör kurumlar ve telekom firmalarının artık daha cesur adımlar atmaları kaçınılmaz bir zorunluluk haline geliyor.
[1]- Google’dan Ultra Yüksek Hızlı Genişbant Teklifi



Kaynak : 