web analytics
Cumartesi, Haziran 27, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER ARGE - Inovasyon Eğitim

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Bilgi-Bilinç Sorunu

Üniversitede okuma isteği bir şekilde ne istediğini bilme veya neyi istemediğini bilme sürecidir. Başka bir ifade ile kişinin kendi gelecek ile ilgili yol haritasını çizebilme bilincidir. Herkesin üniversite okuma hakkı var ancak üniversiteyi okuyabilecek bilgi ve yeterliliğe sahip olmak gerekir. Hak etme ancak bilginin uygun teknikler ile ölçülmesi ile belirlenir.

Prof.Dr.Ibrahim Ortas-Prof.Dr.Ibrahim Ortas
13 Nisan 2010
-Eğitim
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Sınav Bir Bilinç ve Tercih Olgusudur

Üniversitede okuma isteği bir şekilde ne istediğini bilme veya neyi istemediğini bilme sürecidir. Başka bir ifade ile kişinin kendi gelecek ile ilgili yol haritasını çizebilme bilincidir. Herkesin üniversite okuma hakkı var ancak üniversiteyi okuyabilecek bilgi ve yeterliliğe sahip olmak gerekir. Hak etme ancak bilginin uygun teknikler ile ölçülmesi ile belirlenir.

Ancak ne yazık ki mevcut eğitim sistemi bu olanağı gençliğe kazandıramamaktadır. Üniversite sınavını kazanarak üniversiteye gelen gençlerde gördüğümüz birçok eksiklik orta öğretimin üniversite okuyacak nitelikte donanımlı bir gençlik yetiştirmediğidir.
Uzun amandır sınavları ve sonrasını izliyorum. Edindiğim izlenim her yıl milyonları ilgilendiren bu sınav bilgi edinmeden çok sınav kazanmaya endekslenmiştir.

Eğitimin Amacı Öğrenmekten Çok Sınav Kazandırmak Oldu

Yükseköğretimle birlikte 18 milyona yakın öğrenci sınav maratonları içinde bir sınavdan diğerine koşuyorlar. Orta öğretimde SBS için üç adet, üniversiteye girişte iki sınav, fakülte sonrası KPSS ve diğer ara sınavları derken kişinin hayatının sınava endekslendiği görülüyor.

Üniversite sınavını kazanan gençlerin büyük çoğunluğu zamanlarını ilköğretimden lise son sınıfa kadar 7-8 yıl süresince okul ile dershane arasında geçirmektedirler. Bir bütün olarak ortaöğretim okulları arasındaki rekabet de bu süreci tetiklemektedir. Maalesef biz anne ve babalar da bu yarışta çocuklardan daha erken pozisyon alarak çocuklarımızı sınavı kazandırmaya teşvik etmekteyiz.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafında yapılan bir araştırmada “üniversiteye giriş sistemiyle ilgili yurttaşların yüzde 82,4’ü sınav sisteminin, öğrencileri yeteneklerine uygun mesleklere yerleştirmediğine inanıyor”. Aynı çalışmada lise ve üzeri eğitimli bireyler arasında yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 82,6 üniversite giriş sisteminin “dershanelere gitmeyi ya da özel ders almayı zorunlu kıldığını” düşünüyorlar.

Dershane sorunu aileler için ciddi bir maddi sorun, öğrenciler için ise başka bir sorun. Bir başka araştırmaya göre de dershaneye giden öğrencilerin % 62’si gelecekleri konusunda kaygı duymaktadırlar.

Ülkemizde milyonlarca öğrenci her gün okul, dershane arasında ezbere dayalı ve sonuçta test esaslı sınavı başarma eksenine sıkıştırılmış durumdadır. Gördüğüm öğrencilerin artık ezbercilik ve test çözme yorgunu oldukları yönündedir. Artık YGS ve bir sonraki sınav LYS zorunlu bir yarış olmanın ötesinde bir anlam ifade etmiyor. Eğitim öğrenmek, düşünmek ve öğrendiğini hayatına uyarlamak fırsatı verir.

Gençliğin kendisini geliştirecek veya ve beynini besleyecek, okuma, sanat ve diğer kültürel etkinliklerden uzaklaştığı görülüyor. Çok haklı olarak çocukların kitap okuma, sanatsal etkinlikleri izleme zamanı ve isteği olmamaktadır. İstese de yarıştan koparım korkusu ve kaygısı yakasını bırakmıyor.

Sınavı Kazanma Kaygısı Öğrencilerin Kendilerini Geliştirmesine Olanak Tanımıyor

Sınava girmek bir sorun, sınavı kazanıp bir üniversiteden mezun olup işsiz kalmak bir başka sorun. Ülkemizdeki işsizler ordusunun en yüksek dilimini yüksek okul mezunları oluşturduğu düşünülürse sorunun büyüklüğü daha iyi anlaşılır. Arzu edilen ve gelişmiş bir ülkede olması gereken üniversite eğitimi alacak düzeyde lise eğitimin verilmesi, diğerlerinin de meslek eğitimine yönlendirilmesidir. Meslek eğitimi alanlar da ülkenin ara eleman ihtiyacını karşılasınlar. Ne yazık ki ülkemiz halen bu sorunu çözemedi ve uzun zamandır bu konu ciddi bir ayrışma konusu olmuştur. Ülkemiz üniversiteye nitelikli öğrenci kazandıran lise ile meslek edinme becerisi kazanacak meslek okulları ayrımını ve niteliklerini netleştiremedi. Hal böyle olunca herkes aynı eksende iş bulma umuduyla üniversite kapısına yönlendiriyor. Ancak ne lise ne de üniversite eğitimi nitelikli insan yetiştirme ortamından uzak durumdadır.

Bilinç Sağlayamadık

Eğitimin en önemli amacı kişide farkına varılabilirlik sağlamaktır. Sınava giren gençlerde gördüğüm genel eğilim çok fazla farkına varılabilirliğin gelişmediği yönündedir. Çok sınırlı sayıda genç öğrencide bu durumu gözlüyoruz. Üniversiteye gelen sınırlı sayıda bilinci gelişmiş olanlar da bir süre sonra sistemi ve üniversiteyi sorguladığı için sürecin dışına itiliyor geriye çok az insan ülke için toplum için yeni bir şey söylüyor veya yapıyor.

Öğrencilerimize Eğitim Becerisi Kazandıramadık

Sık sık ülkemizdeki eğim becerileri gündeme getirilir. Ancak neden öğrencilerimizin el becerileri gelişmiyor sorusu cevapsız kalıyor. Modern eğim yöntemlerinde çocukların doğalarına uygun olarak oynayarak, yaparak geliştiklerini biliyoruz.

Kişinin eli ile doğadaki nesnelere dokunması onun hissetmesi beyinde olgunun kalıcılığını sağlamaktadır. Yaparak öğrenme becerisi fen bilimleri alanındaki “gözlem-deney-kuram” ilişkisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda çağdaş eğitim tekniği ve felsefesi “Duyulan unutulur, görülen anımsanır, yapılan anlaşılır” özdeyişine uygun olarak, bilfiil yaparak öğrenmeyi ve öğretmeyi benimsemektedir. Bilim dünyasının bugünlerde önemsediği modeli ülkemiz Köy Enstitüleri ile yaşamış ve pratiğini Anadolu’nun eğitimsiz köylerindeki insanlara öğretmiştir. Eğitim modelinin temeli ezber bilgiden çok, kişiye yaşama dönük beceriler kazandırmalıdır

Köy Enstitüleri Eğitimi Yaparak Öğrenme ile Düşünmeyi Sağlıyordu

Ülkemiz için kaçırılmış olan bu eğitim modeli bir dönemde ülkemizde eğitimin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. En önemli özelliği eğitimin yaparak öğrenmesi ilkesine dayanıyordu. Yeni yeni üniversitelere önerilen yaparak öğrenme modeli bu esaslara dayanmaktadır. Öğrencilerin kendi okullarını kendilerinin yapmasıdır.

Öğrenciler öğrendikleri marangozluk, sıvacılık, duvarcılık bilgisi ile gittikleri yerlerde okul, köy evi diğer gereksinim duyulan binalar yapılmıştır. Yaparak öğrenme eğitim sistemi ile eğitilen kişilerin özgüvenle üretim ve eğitim yaptığı biliniyor. Eğitim sisteminin kişiyi geliştirdiği ve yaratıcılığı artırdığı biliniyor. Mark Twain, “Eğitim kafayı geliştirmek içindir, belleği bilgiyle doldurmak için değil” diyor.

Köy Enstitüsü eğitim sistemi Mark Twain’in ifadesine uygun olarak eğitim kişiyi ezbercilikten uzak, tamamen kişiyi geliştirmektedir. Hint düşünürü Krişnamurti de, “Gerçek eğitim, insana düşünmeyi öğretir” diyor. Düşünmeyi öğrenmek ancak yaparak, doğru ve yanlışı algılaması ile olanaklıdır.

Umarım ülkemiz bunca sorununu yine tek çıkış yolu olan yüksek eğitim kalitesi ile aşar.

Gençlik Önemli Enerjisi Doğru Değerlendirilmelidir

Ne aradığını bilen, değerleri gelişmiş bir gençlik bir ülkenin yeraltı zenginliklerinde daha da önemlidir. Ülkemiz eğitim sistemi ne yazık ki çok sayıda sıradan insan yetiştirmektedir. Birçok öğrenciye ne okumak istersiniz diye sorulduğunda adeta öyle alanlar sayıyorlar ki bir başka ifade ile “yeter ki üniversiteyi kazanayım ne olursa okurum” diyorlar. Diğer bir şekilde geleceğini nasıl şekillendireceğini bilmeyen bir gençlik yetiştiriyoruz. Sıradan insandan çok talep eden, o uğurda çaba sarf eden bilinci gelişmiş, analiz ve sentez edebilen insan yetiştirmeliyiz. Şikâyet eden değil, iş yapan, üreten bir nesil yetiştirmeliyiz. Bugünkü sınava endeksli ve iş bulmaya yönlendirilmiş eğitim sistemi, korkum odur ki ülkemize faydalı olmayacaktır.

Unutmayalım ki sınavı kazanan çok ancak onlarca yıldır sorun hep aynı. Şikâyet aynı. BİRŞEYLER DEĞİŞMELİ! Ancak nasıl?

Eğitimcilere Uyarı Görevi Düşüyor

Mevcut hali ile okul-dershane arasında ezbere ve sınava kazanmaya dayalı sistem uzun zamandır gençliğin enerjisini tükettiğini ve ülkemize zarar verdiğini düşünüyorum. Ve kaygılanıyorum. Kendini anlamayan bir gençlik geleceğin düşün, bilim ve sanat insanlarını bağrından çıkaramaz. Sınırlı sayıda iyi yetişen genç de beyin göçü ile dışarıya gitmektedir. Ülkemiz tez elden bu gerçeği görmeli ve kendinse insanlığa yaralı nesiller yetiştirmenin yolunu araştırmalıdır. Geçmişte Köy Enstitüleri ile kazandığımız fırsatı kendi ellerimizle kaçırmışız. Mevlana’nın ifadesi ile “şimdi yeni söz söyleme zamanı”.

Ülkemiz eğitim bilimcileri, psikologlar ve diğer ilgili uzmanların konuyu bütünsellik içinde işlemleri ve üst yöneticilere çözüm önerilerini bekliyorum. Bu hali ile ülkemize nitelikli insan yetiştiremediğimizi görüyorum. Sanırım okumuş, aydınlanmış, sorumluluk sahibi her birimizin bu durumu görüp uyarması bir zorunluluktur.

Yeni Bir Anlayışa İhtiyaç Var

Ağır ekonomik ve sosyal sorunların yaşandığı günümüzde acaba ülkemizde “Doğunun Rönesans’ı” denilen Köy Enstitüleri kapatılmasaydı bugün durum nasıl olurdu? Bir bütün olarak insan ve doğayı merkeze alan eğitim ile kırsaldan başlayarak ülkenin tamamını nitelikli eğitmeyi düşünen sistem ile ülkemizin okur-yazarı düzeyini % 100 düzeyine çıkarsaydı sonuç ne olurdu?

Eğer Köy Enstitüleri geçmişin iç ve dış koşullarına yenik düşürülmeseydi ülkemiz farklı bir yerde olur muydu? Eğer ülkemiz köylü kentli demeden tüm insanı Köy Enstitülerinin de yarımı ile her yönü ile becerileri gelişmiş bir şekilde eğitebilseydi, bugün 1.6 milyon gencimiz iş umudu ile üniversite kapısına dayanır mıydı?

Herhalde insanımız daha bilgili, birey olma bilinci gelişmiş, yurttaş olarak ülkesinin daha iyi yaşam koşullarına sahip olması için çabalıyor olacaktı. Muhtemeldir ki insanımız durumu idare eden değil, daha aktif yurttaş olarak hayatın her alanından kendisinin de sorumluluğunu ve katkısının olduğu bilinci ile hareket edecekti. Ne yazık ki olamadı.

Etiketler: Yazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Prof.Dr.Ibrahim Ortas

Prof.Dr.Ibrahim Ortas

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.