WIK Danışmanlık Direktörü Dr. Ulrich Stumpf, İstanbul’un, ev sahipliği yaptığı Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferanslarına düzenli katılan isimlerden. 2008 yılı Mayıs ayında yapılan konferansta coğrafi farklılaşma ekseninde genişbant regülasyonunu ele alan bir sunum gerçekleştiren Dr. Stumpf, 2007’deki konferansta ise düzenleyici kurumların yaklaşımını değerlendirmişti. Son yapılan konferansta da birikimlerini paylaşan Dr. Stumpf ile düzenleyici kurumların geleceğinden, Avrupa’daki genişbant penetrasyonuna kadar bir dizi konuyu konuşma fırsatını yakaladık. Rekabetin artırılmasını, düzenleyici kurumların temel ödevlerinden biri olarak gören Dr. Stumpf, bir taraftan da yatırımların teşvik edilmesinde dengeli politikalar izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.
turk-internet.com: Okurlarımıza, kendinizden ve çalıştığınız kurumdan kısaca bahsedebilir misiniz?
Dr. Ulrich Stumpf: Ağ ve telekom endüstrilerinde, düzenleyici ekonomi alanlarında uzman bir araştırma ve danışmanlık şirketinde Direktör olarak çalışıyorum. WIK Danışmanlık, Avrupa Komisyonu’na(AK) ve Avrupa’daki bir çok ulusal regülasyon kuruluşu ile operatöre danışmanlık hizmeti veriyor.
turk-internet.com: Siz, alternatif operatörlere hizmet satın almada daha çok hak verilmesi gereğine işaret ediyorsunuz.
Dr. Ulrich Stumpf: Rekabetin artırılması, regülatörlerin en temel hedeflerinden biridir. Sabit telekom sektöründe rekabet, alternatif operatörlerin hakim operatörün altyapısına erişebilmesini gerekli kılar. Bakır ağlarla örülü şebekelerde, hakim operatörlerin yükümlülükleri, yerel ağın paylaşıma açılmasını, çağrı başlatma ve alternatif operatörlerin kendi şebekeleri üzerinden servis sunabilmelerini kapsar.
turk-internet.com: Bu yükümlülükler, yeni nesil fiber şebekelerde de geçerli midir?
Dr. Ulrich Stumpf: Regülasyon, alternatif operatörlerin fiber ağlara erişimine imkan tanırken, diğer yandan olası yatırımların bu şekilde geri bırakılmamasından emin olmalıdır. Zira, fiber ağ altyapılarının gerçekleştirilmesi zorunluluğu vardır. Burada, düzenleyici kurumun müdahalesini azaltmak zor olacaktır. Fiber ağlar, ekonominin alan ve ölçeğini daha da genişletiyor. Bundan dolayı, fiber ağın paylaşıma açılması da dahil olmak üzere rekabeti sağlayacak uygulamaların gerçekleştirilmesi gerekiyor. Her hangi bir negatif etkinin oluşumununa izin vermeyecek şekilde, yatırımı teşvik etmek için uygun risk primlerinin düzenlenmesi ve toptan satış fiyatlarının içerisine dahil edilmesi gerekiyor.
turk-internet.com: Regülasyon, gelecekte ne gibi bir görev üstlenecek?
Dr. Ulrich Stumpf: Avrupa’daki, düzenleyici kurumlar, hakim operatörün iyileştirme yükümlülüklerini üstlendiği, pazar odaklı bir yaklaşımı benimsemektedirler. Kendilerine, tekel oldukları dönemde koruma sağlanan hakim operatörlerin bulunduğu bir pazarda bu yaklaşım, etkisini kanıtlamıştır. Pazar odaklı yaklaşımın, fiber ağ şebekeler için de yeterli derecede esnek olduğuna inanıyorum. Düzenleyici otoritelerin, fiber ağları birleştiren yeni bir pazar bakış açısı geliştirmeleri gerekecek. Yeni nesil fiber ağlara nasıl geçilecek; eski nesil şebekelerden nasıl çıkılacak: bu kritik ara süreçte, bir taraftan yatırımlar teşvik edilirken teşvik edici uygulamalar nasıl korunacak, bu çerçevede cevap bulunması gereken sorulardan sadece bir kaçını oluşturuyor. Regülasyon kurumları farklı cevaplarla bunları karşılamak isteyebilirler. Bu çerçevede, Avrupa’da nasıl bir yol izlenebileceği konusunda oldukça canlı tartışmalar yaşanıyor. Avrupa Komisyonu, yakında çıkması beklenen ve fiber altyapıların regülasyonunu tanımlayan, tavsiye niteliğindeki raporda önemli izler bırakacak.
turk-internet.com: Yerel ağın paylaşıma açılmasıyla ilgili vizyonunuzdan bahsedebilirmisiniz? Bu açıdan Türkiye pazarını nasıl görüyorsunuz?
Dr. Ulrich Stumpf: Yerel ağın paylaşıma açılması (Local loop unbundling) geniş-bantta rekabetin tesisi açısından Avrupa’da çok önemli bir rol oyanmıştır. Bu durum özellikle yerleşik yükleniciye ait bakır network dışında son teknolojiye göre yükseltimi yapılmış kablo bağlantı networkü gibi başka herhangi bir sabit erişim altyapısının olmadığı ülkeler için kritik önem taşımıştır. Yerel ağın etkin bir biçimde paylaşıma açılması anahtar bir faktördür ve regülatörler de yerleşik yüklenicinin kendi perakende satış kolu ile alternatif operatörler arasında bir ayrıcalık yapmasını engellemek zorundadırlar.
Buna göre alternatif operatörlerin işletme modelleri de yine yerel ağın paylaşıma açılmasına dayalı olarak sınırlı bir yaşam ömrüne sahip olacaklardır. Yükleniciler NGA networklerine geçiş yaptığında ağ nodları gözle görülür oranda düşecek MDF siteleri yürürlükten kalkacak ve paylaşıma açılan yerel ağlara erişim aşamalı olarak sonlanacaktır. Dolayısıyla yerel ağın paylaşıma açılmasındaki fırsatlar da giderek azalacaktır.
Bu bağlamda, Türkiye’deki regülatör kurum BTK’nın yerel ağın etkin bir biçimde paylaşıma açılmasını sağlaması gerekmektedir, zira mevcut fırsat penceresi çok uzun süre açık kalmayabilir. BTK ayrıca uzun vadede alternatif operatörlerin paylaşıma açılan bakır ağların “tükenmesi” durumu karşısında doğru bir regülasyon sağlayabilmek için Türk Telekom’un ileriye yönelik NGA planlarını da yakından takip etmelidir.
Son olarak BTK alternatif operatörlerin uzun vadede hangi erişim opsiyonlarına bel bağlayabilecekleri konusunda net bir ortam sunmakla da yükümlü olacaktır. Veri akışı (bitstream) erişimi şüphesiz gelecekte de önemini koruyacaktır.Fiber ağın paylaşılması ve kanal erişimi de Türkiye için ileriki dönemde gündeme gelebilecek opsiyonlar olarak görülmelidir.
turk-internet.com: Ağın paylaşımı neden bu kadar önemli?
Dr. Ulrich Stumpf: Rekabetçi anlamda fiber ağların yenilenebilmesi, nüfusun daha yoğun olduğu bölgelerle kısıtlı kalacaktır. Bu nedenle altyapı yatırımlarının paylaşılmasını öngören modeller artırılmalıdır. Örneğin, hakim operatör ile alternatif operatör, bazı yakın bölgelerde fiber tesis edilmesinde birlikte çalışabilir; buralarda, biri diğerinin şebekesine erişimine izin verebilir. Son zamanlarda dikkati çeken bir diğer alternatif ise, bir kaç operatörün eve kadar çoklu fiber ağın yatırım giderlerini üstlenmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Ancak, bu gibi durumlarda şirketlerin özenli davranmalarında fayda bulunuyor. Zira, bazı altyapı paylaşım modellerinin kamuoyunda negatif yansımaları olabiliyor. Bu nedenle, ulusal rekabet otoritesi ile düzenleyici kurum yetkililerinin bu tür girişimlerde dikkatli bir değerlendirme yapmaları büyük önem taşıyor.
turk-internet.com: Sizce, Avrupa ile Türkiye arasında rekabette yaşanan temel farklılıklar neler?
Dr. Ulrich Stumpf: Türkiye, liberal pazar ekonomisine pek çok Avrupa ülkesinden daha sonra geçti. Bundan dolayı sabit telefon ve genişbant internet erişim pazarı o nisbette gelişmedi. Açıkça ifade etmek gerekirse; rekabet, hakim operatöre kapsamlı regülasyon kurallarının uygulanmasını, etkin iyileştirmelerin yapılmasını gerekli kılar. Açıkçası, Türk Telekom’un, alternatif operatörlere kendi perakende kanalına sağladığı yerel ağa erişim olanaklarını sunması gerekmektedir. Bu, daha şeffaf yöntemlerle toptan hizmet satışını ve temel performans göstergelerinin izlenmesini gerektirir. Toptan ve perakende satış fiyatlarının istikrarlı bir yapıya kavuşturulması da aynı derecede önem taşımaktadır. Fiyat sıkıştırması, rekabeti engelleyen temel unsurlardan biridir. BTK’nın, bu tür girişimlere karşı gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.
turk-internet.com: Genişbant erişimde, Avrupa’da yaşanan gelişmelerden kısaca bahsedebilir misiniz?
Dr. Ulrich Stumpf: Genişbant penetrasyonu, Avrupa’da iyi bir nisbette gelişmeye devam etmektedir. Genişbant kullanımı, rekabetin de etkisiyle önemli bir noktaya doğru gidiyor. Rekabetin, daha ileri bir seviyede olduğu ülkelerde penetrasyon oranlarının daha yüksek olduğu görülüyor. Avrupa’da, hızlı fiber altyapılarının oluşturulması ve bunların regülasyonuyla ilgili pek çok tartışma yaşanırken, daha eski genişbant altyapılarının regülasyonunda önemli ölçüde uzlaşmanın olması dikkati çekiyor.



Kaynak : 