Geçtiğimiz çarşamba günü Ankara’da gerçekleştirilen “Özel Sektör ve Etik” başlıklı konferansta “Küreselleşme, ulusötesi toplum ve şirketlerin siyasi anlamda toplumsal sorumluluğu” başlıklı bir sunum yapan Prof.Dr.Ömer Faruk Gençkaya’nın anlattıklarından bazı notları okuyucularımızın dikkatlerine sunmak istiyoruz. Gençkaya sunumunda sorduğu ilginç sorularla düşünmeye yol açıyordu.
Etkinliğin ilginç yönü, küreselleşen dünyanın önde gelen pazarlarından birisi olan ülkemizde, bu firmaların topluma olan sorumluluğunun da hiç olmazsa sözle dile getirilmesiydi. Yükselen bir pazar ve dünyanın 15.büyük ekonomisi olan ülkemizde, kamu-özel sektör ilişkilerinin düzenlenmesinde ekonomik büyüklük kadar, toplumsal faydanın da gözönüne alınması gerektiği konuşulurken, geçtiğimiz yıllarda büyük rüşvet operasyonu ile gündeme gelen Siemens de toplantıda bu konuda ilginç bir sunum yaparak, bu sorumluluğun gereklerini nasıl yerine getirdiklerini anlattı.
Gençkaya, sunumunda kamu ve özel sektör arasındaki ayrımı şu şekilde verdi :
Kamu sektörü: Sağlık, eğitim ve güvenlik başta olmak üzere çeşitli alanlarda kar amaçlı olmayan mal ve hizmet üretilmesi; temel hak ve özgürlüklerin korunması
Özel sektör: Kar amaçlı mal ve hizmet üretimi
Gençkaya, küreselleşmenin özel sektöre etkisini ise,
Mal ve hizmetlerin çeşitlenerek küresel anlamda etkili bir biçimde dağıtılması yanında; özellikle Çok Uluslu Şirketler geleneksel kamu hizmetleri alanlarında da meşgul olmaya başlamıştır
şeklinde tanımladıktan sonra, şirketlerin toplumsal sorumluluğu konusunda şöyle bir tanım yaptı :
Geleneksel anlamda kar amaçlı mal ve hizmet üretimi sırasında daha çok sağlayıcı (üretici ve dağıtıcı şirket) yönünden sınırlı alanlarda toplumsal katkı sağlanmasıdır.
Günümüzde ŞTS, AIDS, okuryazarlık ve etik kodların geliştirilmesi yanında devlet benzeri rolleri de kapsayacak şekilde kendini düzenleme gibi alanları da içermektedir.
Geçkaya’ya göre şirketlerin “siyasi” anlamda toplumsal sorumluluğu şu şekilde tanımlanıyor :
Genişletilmiş Yönetişim Modeli (GYM): Temel hak ve özgürlüklerin korunmasını da içerecek şekilde, tüm paydaşların (üretici, dağıtıcı, tüketici ve diğerleri) katıldığı bir süreçtir.
GYM üretim kadar tüketim sürecini de dikkate alır ve küresel düzenlemeye katkıda bulunurken, geleneksel kamu mallarının da üretildiği bir süreçtir.
GYM yeni küresel siyaset anlayışında şirketler ve sivil toplum demokratik düzenlemeler ve piyasaların denetiminde etkin rol oynarlar.
Burada ilginç olan Gençkaya’nın yukarıda tanımladığı şirketlerin siyasal/toplumsal sorumluluğuna dair sorduğu sorulardı. Bu sorular şunlardı :
- – Sorumluluk talebi kimden/nereden geliyor?
- – Bu talep ne zaman sona erer?
- – Şirketlerin “sorunlarla” ilgilenme sorumluluğu nasıl tanımlanır?
- – Şirketler sadece üretim değil ürettikleri tüm “değer” süreçleri konusunda da sorumludur!
- – O halde şirketin varlığı ve kar amacı tehlikede mi?
- – Gereksinim: ŞTS’nin kapsamı, sağlayıcıların tabi olacağı kural ve süreçler ne olacak? Denetim, lisanslama ve şirket stratejilerinin uyumlulaştırılması
Gençkaya, çok uluslu firmaların düzenleme gücü konusunda da “yadsınamaz! Ancak,” diye başlayarak şu soruları gözümüzün önüne getiriyor :
Çoklu paydaş girişimleri nasıl etkili ve meşru olabilir?
Üçüncü partilerin denetimi ve saydamlık sorunu?
Bu sürecin daha demokratik olması için neler yapılabilir?
Şirketler ve sivil toplum arasındaki ilişkilerin başarı/başarısızlığı neden kaynaklanır?
Markalama ve lisanslamanın tüketici kararlarındaki etkisi nedir?
Kendini düzenleme girişimleri rekabeti nasıl artırır?
Piyasalarda Şirketlerin Toplumsal Sorumluluğunun yaygınlaşması için gerekli olan kurumsal girişimcilik süreçleri nelerdir?
Piyasalarda çok farklı düzenlemeleri olmasının sakıncaları nelerdir?
Gençkaya, şirketlerin siyasi anlamda toplumsal sorumluluğu konusunda bazı noktaları da şöyle belirtti :
- Demokrasi açığı şirketlerin yönetişim süreçlerini saydamlaştırmasıyla azalabilir
- Küresel toplumun çıkarlarının şirketlerin yönetişiminde temsili sorunu? Şirketlerde demokratik reform şart!
- “Hukuk sisteminin toplumsal örgütlerde oynadığı en önemli rol ekonomik etkinliğin örgütlenmesidir!”
- Ulus devletler düzenleme gücünü yitirirken ekonomik etkinliklerin örgütlenmesi de yeniden tanımlanabilir mi?
- Sanayi toplumundan sanayi sonrası bilgi toplumuna geçiş: şirket yönetişimi
Ulus devletin devam eden rolü?



Kaynak : 