Bu raporun
- 1.ci bölümünü burayı tıklayarak
- 2.ci bölümünü burayı tıklayarak
- 3.cü bölümünü burayı tıklayarak
- 4.cü bölümünü burayı tıklayarak
- 5.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Almanya deneyimini anlatan 6.cı bölümünü burayı tıklayarak
- Fransa ve İngiltere Deneyimini anlatan 7.ci bölümünü burayı tıklayarak
- ABD Uygulamalarını Anlatan 8.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Çin Uygulamalarını Anlatan 8.ci bölümünü burayı tıklayarak
- Sorunları ve Çözümleri Girişi veren 9.cu bölümünü burayı tıklayarak
- Sorunları ve Çözümleri Girişi veren 10.cu bölümünü burayı tıklayarak
okuyabilirsiniz.
3.2. Erişimin engellenmesi uygulaması ifade hürriyetini ihlal etmektedir.
İfade özgürlüğünün sözlü ve yazılı anlatım, sanatsal gösterim, gösteri, yürüyüş, toplantı yapma ve örgütlenme gibi özgürlüklerin her birini içine aldığı kabul edilmektedir. Bu sebeple, ifade hürriyeti demokrasinin vazgeçilmez şartı olarak görülmektedir. Nihayetinde ifade hürriyetinin etkin bir şekilde kullanıldığı ortamlarda demokratik düşünce olgunlaşabilmekte ve bireyler kendi gelişimlerini sağlayabilmektedir.
Kişilerin kendilerini ilgilendiren her konuda haberdar olmaları en temel haklarıdır. Bireylerin bilgiye erişimleri engellendiği takdirde, hem bilgi edinme hakları hem de haber verme ve geniş anlamda iletişim özgürlükleri engellenmiş olmaktadır. Demokrasiler bireysel tercihlerin üstünlüğüne dayanan ve neyin iyi ve neyin kötü olduğuna bireylerin kendisinin karar verdiği rejimlerdir. Bireylerin, doğruyu tercih etmek kadar yanlışı da seçmeleri kendi haklarıdır. Bireysel tercih hakkı, devletin herhangi din dâhil her türlü ahlaki değeri topluma doğrudan veya dolaylı yollarla zorlamasına izin vermez. Bu sebeple, tercihin devlet tarafından yapılması o konu üzerindeki tüm düşünsel faaliyetleri de engellemektedir.
İfade özgürlüğünü yasaklamak hiçbir zaman başarılı olmamış; ifadeler bir şekilde kendilerini gösterecek alternatif yollar bulmuşlardır. Bu alternatif yol şiddet olabileceği gibi mevcut sistemin sınırlarını zorlamak şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum İnternete ilişkin sınırlamalar için de geçerlidir. Erişim engelleme teknikleri ne kadar gelişiyorsa bunları aşma teknikleri de aynı hızla gelişmektedir. Bazen hiçbir teknoloji kullanmadan basit şifreli konuşma yoluna dahi başvurulabilmektedir.
Erişimin engellenmesi yöntemi ne kadar kolay aşılıyor olsa da, her zaman İnternet bilgisi orta düzeyin altında olan ve en basit engelleme aşma tekniklerini kullanamayacak bireyler var olmaya devam edecektir. Her halükarda, erişim engellemenin kolay veya zor aşılıyor olması, engellemenin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmamaktadır. İfade hürriyeti ancak özgür ortamlarda olgunlaşır. Bu sebeple, ifade hürriyetinin önünde bir engel olan erişimin engellenmesi yönteminden vazgeçilmesi gerekmektedir.
3.3. Hukuk aykırı ve zararlı içerik arasında ayrım yapılmalıdır.
5651 sayılı Kanun, hukuka aykırı ve zararlı içerik arasında bir ayrım yapmamaktadır. Çocukların yetişkinler için olan içeriğe erişimi ile yetişkinlerin çocuk pornografisi gibi içeriğe erişimi konuları arasında kesin bir ayrım yapılmalıdır. Bu ayrım yapılırken hukuka aykırı ve zararlı içerik için ayrı yaptırımlar uygulanmalıdır. Biz, bu sorunun çözümü için iki yöntemi tavsiye etmekteyiz.
- 3.3.1. Uyarı sayfası yöntemi
5651 sayılı Kanunun amacı çocukları ve gençleri İnternetteki hukuka aykırı ve zararlı içerikten korumaktır. Kanunun bu amacına ulaşması için devletin olduğu kadar ebeveynlerin de üzerine düşen yükümlülükler bulunmaktadır. Bunların başında filtreleme yazılımlarını kullanmak gelmektedir. Daha önce açıklandığı üzere Avrupa Birliği’nin de temel yaklaşımı özdenetimi artırmak ve filtreleme yazılımlarını yaygınlaştırmaktır.
Filtreleme yazılımlarının rağbet görmemesinin sebebi, erişimi engelleme teknikleri gibi aşırı engelleme veya hiç engellememe gibi riskleri taşımalarıdır. Aşırı engelleme durumu nihayetinde ebeveynin müdahalesiyle kolaylıkla aşılması mümkün bir durumdur. Hiç engellememe durumunu ortadan kaldırmak için ise web sitesi sahiplerinin sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Sosyal sorumluluk bilincine sahip web siteleri, ilk erişim sayfalarında içerikleri hakkında genel uyarıları bulunduktan sonra içeriklerini kullanıcıların erişimine sunmaktadırlar. Bu şekilde hem filtreleme yazılımları tarafından tanınmaları kolaylaşmakta hem de sakıncalı olabilecek içeriğe erişimde tercih hakkı tamamen kullanıcıya bırakılmaktadır.
Bir web sitesi bu şekilde uyarıcı bilgiler içermiyorsa sakıncalı bir web sitesi ziyaret edildiğinde sitenin sakıncalı içerikli olduğu uyarısı getirilmeli ve bu şekilde web sitesini ziyaret etmeden kullanıcının bilgilenmesi sağlanmaktadır. Bu tekniğin diğer bir faydasıysa siteyi filtreleme yazılımları tarafından tanımlanacak bir şekilde sakıncalı içerik kategorisine almasıdır. Bu şekilde web sitesi filtreleme yazılımı kullanılmadan ancak ilgili uyarı görüntülendikten sonra açılmakta, filtreleme yazılımı tarafından erişiminde tercih ise ebeveyne bırakılmaktadır.
3.3.2. Yetişkin kilidi yöntemi
Tercih edilebilecek bir diğer yöntem ise, Türkiye’de 0900’lü hatlara uygulanan benzer bir tekniğin kullanılmasıdır. Bu sorunun çözümü özellikle müstehcenlik suçu bakımından önem taşımaktadır. Bilindiği üzere, müstehcenlik suçunun oluşmasının ön şartı müstehcen içeriğe çocuğun erişimidir. Ancak, bilgisayar başındaki kişinin çocuk mu yetişkin mi olduğunun tespiti neredeyse imkânsızdır. Bu imkânsızlık göz önüne alınarak müstehcen tüm içeriğe İSS’ler nezdinde erişim yasağı koyulmalıdır. Yetişkin birisi kendisi için erişimi hukuka uygun olan bu tür içeriğe erişmek için bu yasağı kullandığı İSS nezdinde kaldırmalıdır.
Tüm ülke genelinde, içerik yasaklı olacağı için çocukların bu tür içerikten korunması sağlanacaktır. Yetişkinlerin de kendi iradeleriyle bu yasağı kaldırmaları mümkün olacağı için özgürlük alanına müdahale ortadan kalkacaktır. Bu yöntem birçok Avrupa ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır ve 3G bağlantıları dâhil tüm ağları kapsamaktadır.
Değerlendirmenin devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz..



Kaynak : 