turk-internet.com olarak kaybolmaya yüz tutan değerlere elimizden geldiğince yer vermeye, toplumda akis oluşturmaya gayret ediyoruz. Bundan bir süre önce duyarlı bir okurumuzun dikkat çekmesiyle, Bilgi Üniversitesi’nin, 2005 yılında kurduğu sanat arşivini kapatmasından haberdar olduk. Arşiv, belirli bir dönemde çıkmış katalog, aylık dergi, haftalık aktüel dergiler, yazılar ile haberleri kapsıyor. 50 binden fazla belgeyi barındıran arşiv, kurucusu sanat tarihçisi Zeynep Rona’ya devredildi. Bu çerçevede, Zeynep Rona ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
turk-internet.com: Bize, arşivin kuruluşunu ve sonrasını kısaca anlatabilir misiniz?
Zeynep Rona: İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetiminin isteğiyle santralistanbul Sanat Arşivi’ni kurmak üzere Ekim 2005’te göreve başladım. Amacımız Türkiye’de güzel sanatlar (resim, heykel, seramik, fotoğraf, video, yerleştirme vb.), sanatçılar, sergiler, bienaller, yarışmalar, müzeler, sanat merkezleri, galeriler, sanat eğitimi veren kurumlar ve benzerleriyle ilgili belgelerin yanı sıra sponsorluk, koleksiyonculuk, sanat piyasası gibi sanatla ilgili her türlü belgeyi toplamak ve öğrencilerin, araştırmacıların kullanabileceği bir “bellek” oluşturmaktı. Bu doğrultuda günlük gazeteleri, haftalık ve aylık aktüel dergileri tarayarak sanat haberlerini kesmeye başladık. Arşivin belkemiğini kesikler oluşturmakla birlikte, tüm sanat etkinliklerinin basılı davetiyeleri, basın bültenleri, afiş ve broşürlerinin yanı sıra e-posta aracılığıyla iletilen duyuruları da arşivledik.
Uyguladığımız sınıflandırma-arşivleme sistemi benim 1970’lerin sonundan beri oluşturduğum ve özel sanat arşivimde uyguladığım sistemdi. Amacımız yakın bir gelecekte benim sanat arşivim ile santralistanbul Sanat Arşivi’ni birleştirip Türkiye’nin 1970’lerin sonundan günümüze uzanan “sanat belleği”ni oluşturmaktı. Bu süre içinde çeşitli kurum ve kişilerden de belge bağışları gelmeye başlamıştı.
Bilgi Üniversitesi 2009 yılı sonunda bu çalışmayı sürdürmeme kararı alarak tasfiye sürecine girdi ve sanat arşivi, 50 binin üzerindeki belgesiyle birlikte 30 Haziran 2010 tarihinde kapatılarak bir sözleşmeyle tarafıma devredildi ve böylece koruma altına alındı.
Yer ve eleman eksikliğinden ötürü arşiv resmen kullanıma açılmamıştı, ama varlığını bilenler kullanıyorlardı. Ödevler için araştırma yapanların yanı sıra yüksek lisans ya da doktora tezleri ya da bağımsız bir proje için araştırma yapmak isteyen birçok öğrenci / kişi arşivden yararlandı, yazılarında arşivi referans olarak gösterdi.
turk-internet.com: Şimdiden sonra neler olacak?
Zeynep Rona: Beni şu anda ilgilendiren tek konu bu arşivin “doğru” kuruma devredilerek sürekliliğinin sağlanması ve kullanıma açılmasıdır. Bu doğrultuda girişimlerim sürüyor, konu somutlaştığı zaman sizinle de hemen paylaşacağım. Bu geçiş süresinde bilgi birikiminin kesintiye uğramaması için önceden olduğu gibi günlük basını tarayarak sanat haberlerini kesiyor, aynı sistematik içinde sınıflandırıyor, kodluyor, belge numarası veriyor ve arşivliyorum.
Burada değinmek istediğim bir nokta da “arşiv” kelimesi. Sözünü ettiğimiz “sanat arşivi”, akla ilk geldiği gibi geçmişe ait ve orada dondurulmuş bir birikim değildir, tam tersi her gün içine yeni belgelerin dahil olduğu, yaşayan ve gelişen bir birikimdir, yani nokta konulması söz konusu değildir. Dolayısıyla bütünüyle geçmişin birikimlerini barındıran düzenlemelerle karıştırılmaması için “belgeleme merkezi” ya da “bilgi, belge merkezi” terimleri daha doğru görünmektedir. Zaten yurtdışında da bu tür merkezler “dokümantasyon merkezi” olarak anılagelmiştir, başına uzmanlık alanı eklenerek “Sanat Dokümantasyon Merkezi”, “Mimarlık Dokümantasyon Merkezi” gibi adlarla anılır.



Kaynak : 