Ankara Rixos Otel’de yapılmakta olan 27.Bilişim Kurultay’ında bugün yapılan panellerden birisinde “Erişimin Engellenmesi, Olumsuz Etkileri, Çözüm Önerileri” konuşuldu. Bu panelle ilgili notları başka bir haberde okuyacaksınız[1] ama BTK – TİB, İnternet Başkanı Osman Nihat Şen’in anlattığı ilginç bir kapatma kararından bahsetmeden geçemeyeceğim.
Hikayenin bir ilginç tarafı, Facebook olması. Kapatılsaydı, neler olurdu bilmiyorum. Ama ben asıl başka bir noktayı anlatacağım.
Bu hikayenin özetini; mahkemelerin kapatma kararı verirken, inceleme yapmadığı şeklinde verebiliriz. Yaklaşık 3 sene, 5651 sayılı kanunla, Türkiye’de 9 adet katalog suç konusunda yetkili hale gelen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına (TİB), Şen’in sözlerine göre olay şu şekilde gelişmiş:
Ankara mahkemesinden verilen ve 21 eylül 2010’da faxla ulaşan bir karara göre, BTK – TİB’den, Atatürk’e hakaret nedeniyle Facebook’a kapatma görevi verildi.
Biz kapatma yapmadan önce mutlaka içeriği kontrol ediyoruz. bunu da kontrol ettiğimizde, ilgili sayfanın Facebook tarafından, bizim başvurumuzla 20 ağustosta çıkarıldığını gördük.
Şikayet bize 2 ayrı form ile 18 ağustos tarihinde gelmiş. Biz de bu şikayeti, aramızdaki doğrudan bağlantı üzerinden Facebook’a ilettik.
Daha bu şikayetlerle ilgili durum sürerken, 20 ağustosta 2 yeni şikayet daha ulaştı. Bu 2 yeni şikayeti de aynı gün içinde, kontrol ettikten sonra Facebook’a ilettik.
O gün yani 20 ağustosta, gün içinde ilgili içerik Facebook tarafından yayından alındı.
Diğer yanda polise 20 ağustosta 2 ayrı şikayet yapılmış. Polis bu içeriği kontrol etmiş, henüz çıkarılmadan etmiş herhalde ki, sayfayı da içeren şikayeti 25 ağustosta savcılığa iletmiş. Savcılık konuyu mahkemeye intikal ettirmiş ve 17 eylülde, Facebook’a kapatma kararı çıkmış. Karar 21 eylülde savcılık tarafından TİB’e faxla gönderilmiş.
Oysa bütün bu periyot boyunca, içerik yayından kaldırılmış durumdaydı.
Şen’in anlattıkları konunun mahkeme tarafındaki eksiklerini gösteriyor. Kaldırılmış yani çözülmüş bir sorun için, o kadar insanın, bütün bu zaman zarfında, harcadıkları para (kağıt, fax vs), emek, zaman kaybını düşünün. Bu kadar insan 1 ay boyunca boşuna çalışmışlar, bu kadar tutanak, dosya tutulmuş.
Bütün bu süre boyunca, ilgililerin hiçbirisi demek ki, “acaba bu içerik hala orda mı?”, “neler içeriyor?” vs gibi bir merak duymamışlar. Şikayeti savcılığa ileten polisin verdiği resim üzerinden hareket etmişler.
Facebook kapatılsaydı, ne olurdu?
Tabi olayın bir de “ya Facebook kapatılsaydı” boyutu var. Nitekim başka kapatmalarla ilgili olaylar hala önümüzde. Facebook’ta haziran 2010 itibariyle Türkçe konuşan hesap sayısı 22,4 milyon olarak veriliyor[2]. Yani tekrarlanan hesaplar bile olsa yine de Türkiye’nin 1/3 ya da 1/4’ü. Herhalde bu kapatma gerçekleşseydi, ortalık birbirine girerdi. Allahtan Google’un aksine, Facebook bu konuda uyumlu davranıyor.
Ama TİB, İnternet Daire Başkanı Şen bu konuda ilginç bir detay verdi. Buna göre, TİB’in 5000 yerli ve yabancı büyük web sitesi ile doğrudan ilişkili olduğu ve sorun içeren içerikleri doğrudan bildirdiği belirtiliyor.
Şen, bu sitelerle ilişkiler sayesinde, internet kullanıcılarının farkında olmadıkları pek çok kapatma kararını ya da doğrudan şikayeti çözdüklerini iletiyor. Şen, 3.cü yılı bitirmeye 1,5 ay kala, bugüne dek çıkartılması için bildirim yaptıkları içeriklerin yerli sitelerde tamamının, yabancı sitelerde % 95’inin kaldırıldığını ve bu nedenle de, yukarıdaki benzeri mahkeme kararlarından % 40 kadarının da, “işlem yapılmaya gerek kalmadığı” nedeniyle geri gönderildiğini anlattı.
Bu noktada Şen, internet kullanıcılarının arka plandaki çoğu süreçleri görmediğini, olayları farketmediklerini de belirtiyor.
Osman Nihat Şen, ayrıca Türkiye içinde ve yurtdışında 2000 yer sağlayıcı ile ve bu yer sağlayıcılar üzerinden de 800.000 siteyle ilişkili olduklarını da not ediyor.
Şen, Google üzerinde yeni yayınlanan “şeffaflık raporuna” da değiniyor ve Google’un daha fazla şeffaflaşma ihtiyacı duyduğu için bu raporu yayınladığını belirtiyor. Devlet talepleri arasında “Fikir ve Sanat eserleri” başlıklı şikayetler de olduğuna işaret ediyor.
[1] Tekin Memiş : ‘İnternet Özgürlüktür’ Söylemi Biz Hukukçular Açısından Kapandı



Kaynak : 