Başlığa bakıp, “yoksa, TV’de yeni bir yarışma mı çıktı?” diye sorabilirsiniz. Ama değil. Ben şaşırdığım bir noktaya dikkat çekmek istiyorum sadece.
Geçen yıl Türk Telekom’un, nasıl olup da sabit ücrete sürekli her ay ve toplamda % 50 gibi zam yaptığını sorgulamıştım[1]. Bu yolla yıllık gelir projeksiyonunda 350 milyon TL seviyesinde bir gelir artışı yarattığını belirtmiştim. Üstelik şirket bu artış olmasa da gayet güzel bir kar yapabiliyorken.
Bu durum devam ediyor. Son ayda Türk Telekom sabit hat ücretlerine gelen %10’luk zam ile ve yeni başvurularda alınabilecek en ucuz hattın (Ev Avantaj 100) aylık fiyatı 19,90 TL’den 21,90 TL’ye çıkarıldı.
BTK’nın 2010 4. Çeyrek raporuna göre mevcut 16,2 milyon Türk Telekom kullanıcısının %38,20’si Ev Avantaj tarifelerinde. Bu tarifeye getirilen aylık 2 TL’lik (vergiler hariç 1,50 TL) zam, yıllık 111 milyon TL’den fazla bir gelir artışına karşılık gelmekte. Bu gelire zemin olan, Ev Avantaj tarifelerinin fiyatını etkileyebilecek bir direkt yatırım da olmadığı için, bu gelirin direkt gideri olmadığını çok rahatlıkla görmek, 111 milyon TL’lik gelir artışının aynı zamanda yıllık net kar artışı anlamına geldiği sonucuna varmak hiç de zor değil.
Bundan sonraki aylarda da başka zamlar gelir mi? Geçen seneye bakarak “mümkün” diye düşünüyoruz. Yani 111 milyon TL ile kalmayabilir.
Peki, nasıl oluyor bu? Türk Telekom gibi etkin piyasa gücüne sahip işletmeci, henüz rekabete açılmamış sabit aylık ücretleri (teknik ismi “toptan hat kirası”) üzerinden nasıl bu kadar kolaylıkla oynamalar yapabiliyor? Etkin piyasa gücüne sahip bu işletmecinin halen tekelinin devam ettiği bir konuda müşterilerine uyguladığı fiyat denetlenmiyor mu?
BTK’nın görevi piyasayı düzenlemek derken aslında tüketiciyi korumak değil mi? örneğin dün yayınlanan mobil ücret artışlarının sınırlanmasına yönelik çalışmaların[2] bu alanda da yapılması gerekmez mi? Amaç Türk Telekomu korumak mı, sektörü korumak mı, tüketiciyi korumak mı, biraz karışmış gibi.
Bu soruların yanıtı, Türk Telekom’un tarifelerinde dakika ücretlerinin ve paket tarifelerinin BTK tarafından denetleniyor olmasında, ama aylık sabit ücretlerin bu denetimden (belki bilinçli olarak) bağımsız tutulmasında yatıyor.
Bu durumda, Türk Telekom dakika fiyatlarından bağımsız olarak, tüketicinin kullansın veya kullanmasın ödemeye maruz bırakıldığı ve alternatifi olmayan aylık sabit ücretten gelirlerinin büyük oranını kazanır hale gelebiliyor. Hem de, alınan yüksek aylık 21,90 TL gibi meblağın içine, gelişmiş pazarlardakinin aksine dişe dokunur hiçbir hediye dakika koymadan.
Yani telekom bu konuda istediği gibi davranıyor ve karşısına çıkan, tüketiciyi koruyan yok.
Pekçok yurtdışı gelişmiş örnekte binlerce dakikalık hediye dakikalar aylık ücrete dahil olmakla birlikte, Türk Telekom’un alınabilecek en ucuz tarifesi olan 21,90 TL’lik aylık sabit ücretin tüketiciye sunduğu hediye dakika sayısı sadece 100. Ayrıca gelişmiş ülkelerde telekomünikasyonda aylık ücretlerin trendi azalma yönündedir, ülkemizdeki gibi artış veya birkaç misline katlanış yönünde değildir.
Hesap edildiğinde, “kullanılsın veya kullanılmasın” tüketicinin “başka bir alternatifi olmadan” ödemeye zorlandığı aylık ücretler, bu önemli (ve karlılığı tüm dünyayı imrendiren) şirketin gelirlerinin yaklaşık %60’ını oluşturmuş durumda. Diğer yandan, bu aylık sabit rakamın üzerine konuşmak için de ilave tarifeler geçerli ve bu tarifeler de o kadar pahalı ki, tüketiciler 2004 yılına göre 2011 yılında sabit hattı mobil hatlarına göre 20’de 1’i ölçüsünde kullanmaya başlamışlar.
Bu hedefli zam; 2004 yılında sabit telefon hizmetlerinin serbestleşmesiyle birlikte, rekabete açılmış alanlarda fiyat düşürmenin (veya akşam 7 sabah 7 gibi tarifelerle tamamen sıfırlamanın) paralelinde, rekabete açılmamış olan aylık sabit ücreti zaman içinde 7,20 TL’den 21,90’ye arttırarak sabit telekom sektörünü fiili ve aşırı karlı tekel olarak sürdürme politikasının doğrudan bir sonucudur.
7,20 TL’den 21,90 TL’ye artış tam 3 misli bir artış demektir. İlgili yıllara ait TÜFE rakamı üzerinden normalizasyon yapıldığında, bu oran 2 misli olarak ortaya çıkıyor.
Türk Telekom, son birkaç yılın dünya telekomünikasyon şirketleri karlılık listesinde ya EBITDA % şampiyonu ya da listelerde hep ilk 3’’te geçen şirketi olarak, özelleştirilmesinin sonrasında, telefon hizmetleri altyapısına (şebekesine) çok az yatırım da yaptığına göre, rekabete açılmamış aylık sabit ücret’e zam üstüne zam yaparak, bir yandan EBITDA% listesindeki zirve pozisyonunu kayaya kazıyacak, bir yandan da malum yatırımcısına çokça karlar bırakacak gibi gözüküyor.
Umuyoruz ki, yatırımcı tarafından karlar iyice sağılıp, ardından çıkış stratejisi (exit strategy) icra edildikten sonra geriye kalan tek şey alternatif telefon işletmecileri ve yıllarca gereken yatırımı görememiş bir ulusal telekomünikasyon altyapısı olmaz.
[1] Yılbaşından Beri Sabit Ücrete % 50 Zam Yapıldı – 1
[2] BTK Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi Konulu Kurur Kararı Yayınladı



Kaynak : 