Günümüzü “iletişim çağı” olarak değerlendiriyoruz ve tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok ve farklı fonksiyonlara sahip haberleşme araçlarımız var. Klasik yüzyüze, mektupla, faksla ya da sabit telefonla haberleşmenin yanısıra bugün, bir toplantıda bile haberleşmenizi sağlayan SMS’ler, anında mesajlaşma, resim-ses vs ekleyebildiğimiz elektronik postalar, tabi ki cep telefonları gibi olanaklarımız var. Ama bunları tek tek kontrol etmek de başlı başına bir dert. Diyoruz ama bu derdin çözümü var. Bakın Microsoft bu olaya kendi yaklaşımlarını nasıl veriyor?
Turk-internet.com: Atalay Bey, merhaba. Öncelikle, kendinizi tanıtmanızı isteyeceğim ben, kısaca.
Atalay Aktaş: Tabii ki. Benim adım Atalay Aktaş. Microsoft Türkiye’de İş Üretkenliği Grubu’ndan sorumlu Ürün Yöneticisi olarak görev alıyorum. Yaklaşık 8 yıldır Microsoft’tayım. Son 1 yıldır da, bu grubun Ürün Yöneticiliği görevini üstlenmekteyim.
Turk-internet.com: ‘Birleşik İletişim’ diye bir kavramdan bahsetmiştiniz ama, daha öncesinde, sunumlarınızda da görmüştük… Bunu biraz açmanız mümkün mü?
Atalay Aktaş: Evet, birleşik iletişim, aslında, günümüzün insanının pek çok cihazla boğuştuğu bir dünyada yaşadığını göz önüne alırsak çok önemli bir konu.
Şöyle ki; günümüzde, cep telefonu, elektronik posta, SMS, faks gibi pek çok kanaldan, pek çok iletişim girdileriyle yaşamaya çalışıyoruz. Hatta bir bakıma onlarla boğuşuyoruz diyebiliriz. Birleşik iletişim ise bütün bu kanalları kişinin odak noktası olan tek bir noktaya indirgeyerek, iletişimin çok daha sağlıklı ve hızlı ilerlemesine yardımcı oluyor.
Örneğin, birleşik iletişim sayesinde, ben hem elektronik postalarımı, hem sesli mesajlarımı, hem anlık mesajlarımı, hem SMS’lerimi tek bir noktadan alabiliyorum ve onlara tek bir noktadan cevap verebiliyorum. Böylece, bu cihazlar arasında gidip gelirken harcadığım zaman kaybı azalıyor ve üretkenliğim de son derece yüksek bir noktaya gelmiş oluyor.
Turk-internet.com: Bu konuda, aslında, çeşitli yan uygulamalarla, özellikle mobil uygulamalar alanında bir entegrasyon söz konusu. Entegre çözümler sunan başka firmalar, ya da başka uygulamalar da söz konusu ama, Microsoft’un bu konudaki yaklaşımı nedir? Diğerlerinden farkı nedir? Biraz bunlardan bahsedin…
Atalay Aktaş: Öncelikle tabii ki, Microsoft’un bir yazılım şirketi olmasıyla birlikte, bu çözümlerin hepsinin altyapısında bir yazılım kökeni var. Baktığımız zaman anlık mesajlaşmadan tutun da sesli postaya, Web konferansından tutun da sesli – görüntülü görüşmeye dek bunların hepsi Microsoft’un yazılımın gücüyle çok ciddi bir noktaya getirdiği servisler. Bu çözümler firmayı, piyasada Gartner gibi veya Forrester gibi bağımsız araştırma kuruluşları tarafından da Microsoft’un lider olarak görüldüğü bir noktaya getiriyor.
Burada Microsoft’un farkı şu; bir kere sadece yazılımla yapılabildiği için bu işler biz tedarikçi bağımsız hareket edebiliyoruz. Örneğin siz bilgisayarınızı bir telefon gibi kullanabilirsiniz, o bilgisayarın ne olduğu önemli değil, sonuçta üzerine yüklediğiniz bir yazılımla gerçekleşiyor bu. Bilgisayarınıza bağladığınız herhangi bir cihazı bir iletişim aracı olarak kullanabilirsiniz. İşte, bizim dünya çapındaki iş ortaklarımızın, Polycom gibi, Jabra gibi, Plantronics gibi iş ortaklarımızın ciddi şekilde, ciddi zenginlikte cihazları var. Bu Lync’le birlikte çalışan bir headset olabilir veya bir IP tabanlı telefon olabilir.
Bu noktada çok ciddi bir seçim şansı var ve bu seçim şansının aslında tamamen tedarikçiden bağımsız olduğunu söylerken de anlatmaya çalıştığım şu: Örneğin santral tarafında bir değişim gerektiği zaman, bunu, istemci uygulaması için de tekrar değiştirmeniz gerekmiyor ve böylece aslında tedarikçiye bağımlı kalmıyorsunuz. Yani Microsoft’la devam ettiğiniz sürece, herhangi bir tedarikçinin sağladığı çözümlerle (bu bir santral çözümü olabilir veya bu bir kullanıcı çözümü yani ön-uç çözümü olabilir) iletişiminize sağlıklı bir şekilde devam edebiliyorsunuz.
Söyleşinin son bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 