KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu ile yaptığımız söyleşiye devam ediyoruz. İlk 2 bölümü 15 gün kadar önce :
- Nalbantoğlu : Değişen İş Modelleri Nedeniyle Türk Bilgi Teknolojileri Pazarında Ciddi Sıkıntılar Yaşanıyor – 1
- Nalbantoğlu : Küçük – Orta Boy İşletmelerimizin Teknolojiyi Hizmet Modeliyle Kullandığını Görmedim – 2
başlıkları altında okuyabilir ve videosunu izleyebilirsiniz. O bölümlerde, Türk Bilişim Sektörünün durumunu konuşmuştuk. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz (bu bölümün videosunu cuma günü yayınlayacağız) :
Turk-internet.com : Mehmet Bey, Meteksan konusundan bahsetmiştik. Entegratörlük alanında uzun süre pazarı Meteksan domine ettik ama galiba çok büyüdüğü için mi çöktü, sonunda gördüğümüz hale geldi. Şimdi entegratör alanının hala boşta olduğunu görüyoruz. Siz bize, Meteksan olayını sizin baktığınız açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz, anlatır mısınız? Hataları nelerdi?
Mehmet Nalbantoğlu : Aslında beni şimdi bu soruyla 95 yılına geriye götürdünüz. İlk Alper Bey’in Amerika’dan dönüp Biltek’in başına gelmesi, Biltek’te Kocatepe Camii’nin yanındaki ofisindeki görüşmemi hatırladım bir anda. Şimdi tabi ki bu kısa zaman diliminde diyeceğim ben, 10 yıl – 15 yıl aslında kısa zaman dilimde, bir firmanın bu kadar iyi bir noktaya gelip bir anda yok olması hepimizin ciddi dersler çıkarmasını gerektiren bir durum.
Turk-internet.com : Peki biz dersler çıkarabildik mi sizce sektör olarak?
Mehmet Nalbantoğlu : Valla çıkarmadığımızı ben bugün gözlemliyorum. Sorunuzu biraz daha genişletip farklı bir boyut getirmeye çalışıyorum. Ben öncelikli olarak artık sistem bütünleyici yani sistem entegratör kimliğiyle çok büyüyebilecek, çok farklı noktalara gidebilecek bir yapı olduğuna inanmıyorum. Öncelikle bunun altını çizeyim.
Sistem entegrasyonu dediğimiz olay aslında sizin temas ettiğiniz Metekasan bir Ankara gerçeğidir. Yani kamu iş yapma yöntemleri kamunun talepleridir. Sistem entegratörlerinin bir bütün olarak yaşadığı sıkıntılar var. O da aslında sektörel bir takım sıkıntıları adresleyen bir konudur. Belki ikiye ayırmak lazım.
Turk-internet.com : Öncelikle Meteksan’ı anlatalım isterseniz.
Mehmet Nalbantoğlu : Tamam o zaman ben kamu bacağından gideyim ve Meteksan olarak bunu adresleyeyim. Kamudaki en son söyleyeceğimi ilk başta söyleyeyim, şu andaki “zihniyetle” kamuya iş yapan şirketlerin aslında hiçbirinin yaşaması mümkün değil, ticari olarak çok hızlı bir şekilde sıkıntıya girip yok olurlar.
Turk-internet.com : Zihniyet demekle neyi kastettiniz?
Mehmet Nalbantoğlu : Zihniyet dediğim zaman, zihniyet biraz aslında insanların tepki verdiği ve kişiselleştirdiği, negatif savunma moduna geçeceği bir olay.
Turk-internet.com : Yani yılların birikimiyle gelinen noktayı kastediyorsunuz.
Mehmet Nalbantoğlu : İki bacaktan bunu söylüyorum. E-dönüşüm projeler, e-government projeleri, aslında bütün dünyada sıkıntılı olan ve çok ciddi disiplin gerektiren projeler çünkü bir tarafta kamu dediğimiz aslında siyasi yönü olan yapılanma var.
Diğer tarafta da teknoloji katmanında isterlerin tam netleşmediği ve sürekli değiştiği bir ortama teknolojik olarak çözüm sunma durumunda kalıyorsunuz. Türkiye’de burada zihniyet derken ben sektörümüzün oyuncularını da bu zihniyetin içerisine katarak bu yorumu yapıyorum.
Bir ihale yöntemi var bugün, kamunun satın alma sürecinin bir parçası olarak ihale yapmak durumundalar. İhale yapma durumunda, varsayalım ki idare çok iyi niyetli, hiçbir art niyet yok. Hani bildiğimiz şekliyle işi birine paketledi şeklinde, adrese teslim bir ihale çıkmadı diyelim. Çok masumane bir şekilde satın alma sürecine çıktı bu idare diyelim. Bugün yaşadığımız tecrübe de, bundan 15 yıl önce yaşadığımız tecrübe de sabittir, biz sektör oyuncuları bugüne kadar, bu ihalenin içeriği ne olursa olsun – eksik de olabilir farklı da olabilir – biz çıktığı şekliyle bir teklif hazırlayıp verip, ondan sonra ciddi bir fiyat savaşıyla bu işi alma mantığıyla çalıştık.
Bunun ceremesi ne oluyor, çok düşük kar marjlarıyla alınan bu projelerin neredeyse tamamı bu işin realitede teslimata girdiği zaman zarara dönüşüyor.
Ve bu zarara dönüşen yapı kendi içinde bir sarmala dönüyor. O kuruluş o zararı hiçbir şekilde faaliyetlerinden yapacağı karla kapayamayacağı için tamamen bir nakit akış döngüsü içerisinde ayakta kalma mücadelesine giriyor.
Meteksan gerçeği de budur yani son iki yıl Meteksan zaten kamudaki taahhütleri çerçevesinde farkına varmadan mayınlı bir araziye girip her gittiği yerde bir mayının üstüne basıp, kolu, bacağı, kafasını kıra kıra bir noktaya kadar geldi. Daha sonra da zaten artık patlatılacak, mayının üzerinde gezeceği bir değeri de kalmadığı için yok olup gitti.
Burada ne ders çıkardık? Bana göre maalesef hiçbir ders çıkarmadık bugün gene benzer şeyleri yapıyoruz. Buradan hareketle şuna gelmek istiyorum. Koç Sistem olarak biz artık kendimizi sistem entegratör kimliğinden arındırıyoruz. Kamuda da bir şeyi farklı yapmaya çalışıyoruz, yapmaya çalışıyoruz diyorum çünkü bu her zaman bizim arzu ettiğimiz gibi gelişmeyebiliyor. Biz kamudaki hizmet vereceğimiz idarenin iş ihtiyaçlarını daha iyi anlayıp o iş ihtiyaçlarına yönelik çözümleri nasıl farklı yapabiliriz ve gerçekten bu başarılı çözümün maliyeti nedir, bunu daha doğru tespit edip baştan paylaşıyoruz idareyle. Olmuyorsa da kesinlikle iş alacağız diye daha ucuz, tanımı çok net yapılmamış veya sonucu başarılı olmayacağını baştan gördüğümüz projelere teklif dahi vermiyoruz. Bu çok önemli.
Söyleşinin devamını Nalbantoğlu : Ankara’daki Kamu projelerinde, Bizim Kendi Cengaverlerimiz Birbirlerini Öldürmeye Devam Ediyorlar – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 