Bu söyleşinin ilk bölümünü Kutlay Erdal Şimşek: Dış Kaynak Talepleri Daha Lokal Yönetilmeli – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com: Bankacılık sektöründen söz açılmışken bu arada bir şey öğrenmek istiyorum sizden, bazı bankalar proje geliştirmede, yazılım geliştirmede dış kaynak kullanıyor ülkemizde. Ve yine bu tür çalışmalarda istenilen başarıların pek de sağlanamadığı yönünde sözler duyuyoruz. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Kutlay Erdal Şimşek: Şimdi dış kaynağın sağlandığı projeler ve dış kaynağın sağlandığı coğrafya çok önemli. Lokal olarak baktığınız zaman aslında Ereteam de belli sayıda bankalara hatta telekomünikasyon, ilaç, perakende, sigorta şirketlerine dış kaynak sağlıyor. Bu anlamda proje yönetimini müşterimiz yapıyor.
Biz ise birebir mesaisini tamamen orada geçiren ve konuyla ilgili tecrübeye sahip personel sağlıyoruz. Bizim tabi sağladığımız dış kaynak farklı bir konuda değil. Yine iş zekası ve performans yönetimi konusunda. Dolayısıyla şirketimize gelen ve şirketimize çalışanlara belli bir eğitim veriyoruz, belli bir standarttan geçiriyoruz, ondan sonra müşterimize gönderiyoruz. Müşterimiz beğenmediği takdirde değiştiriyoruz. Tatil, hastalık ve benzeri durumlarda yerine yeni personel gönderiyoruz.
Dolayısıyla sağladığımız personelin belli bir kalitesi var. Ama özellikle bilgi teknolojileri projelerinde maliyet odaklı çalışmalarda, süresi nispeten çok uzun olan çalışmalarda hem yabancı menşeili – Hindistan ağırlıklı özellikle – çalışanlar dış kaynak olarak kullanılıyor. Hem de burada sadece dış kaynak kullanmak derken menşei yabancı olan bir kaynak kullanmak değil, aynı zamanda dışarıdan yani ilgili ülkeden belli bir altyapı çerçevesinde kaynak kullanmak gibi durumlar da var.
Bu örneklerde tabi fiziksel olarak kaynak kendi ülkesinden bağlanıp bir sistem vasıtasıyla çalışma yaptığı için her şeyden önce maliyeti çok uygun oluyor. Ama bakış açınız eğer daha kaliteli, daha nitelikli personel ise, daha görerek yönetmek istiyorsanız, belli standartlardan geçirmek istiyorsanız, o zaman tabi bunda çok fazla başarı olmuyor. Zira bizim özellikle dış kaynak yabancı menşeili ve Hint asıllı özellikle kaynaklarda gördüğümüz çok önemli bir şey var, belirli bir çalışma standardizasyonu yok.
Dolayısıyla belli bir çalışma standardı olmaksızın belli bir kaliteyi sağlamak kesinlikle mümkün değil. Diğer taraftan baktığınız zaman bu Türkiye’nin bilişim seviyesi, yazılım anlamında pazar çok büyümeye potansiyeli olan bir pazar olmakla birlikte örneğin iş zekası konusunda şu anda Türkiye mobil uygulamalarda zirvede olan ülkelerden bir tanesi.
Teknolojiye ilgimiz de, bunu hayata geçirme motivasyonumuz da iştahımız da oldukça yüksek. Böyle bir noktada gidip kendimizden çok daha alt seviyede İngilizce biliyor ve çok ucuz diye personel getirmeyi ben açıkçası çok doğru bulmuyorum. Nispeten baktığımız zaman bir şekilde dış kaynak kullanılacaksa bunun hakikaten tecrübe getirecek, sadece insan kaynağı olarak düşünmemek aynı zamanda başarılı uygulamalar yapmış, görmüş, oradaki tecrübeyi bize getirecek kaynaklar olmasına dikkat etmek lazım.
Böyle baktığımız zaman da ben Batı Avrupa ve Amerika menşeili kaynakların daha katkı sağlayacağı kanaatindeyim. Ama hepsinden öte bence bu know-how tamamen Türkiye’de olmalı, Türkiye’den sağlanmalı ve bir şekilde işgücü anlamında, istihdam anlamında katkı yapmalı pazara diye düşünüyorum. Zira bugün Türkiye’de baktığımızda iş zekası geliştiren firmalar da var. Biz rekabet içerisinde olmamıza rağmen çok gururla bakıyoruz, oldukça da ümitliyiz, benzer şeyleri biz de ileride yapıyor olabiliriz. Bu anlamda dış kaynak taleplerinin daha lokal yönetilmesi gerektiğini düşünüyorum.
turk-internet.com: Peki Kutlay Bey, Ereteam olarak 2012 için ne gibi beklenti ve hedefleriniz var?
Kutlay Erdal Şimşek : Tabi bizim şöyle bir vizyonumuz var. Açıkçası biz iş zekası ve performans yönetimi çözümleri dediğimiz zaman kurumlara sadece teknolojik bir altyapı getirmeyi amaçlamıyoruz. Teknoloji bir şekilde günün sonunda araç olarak zaten bize hizmet etmesi gereken bir unsur.
Biz, özellikle söylüyoruz, iş ihtiyaçları karşılıyoruz. Dolayısıyla bizim başlangıç noktamız iş problemleri. Şu anda pazara baktığımızda Avrupa ve özellikle gelişmiş ekonomilerdeki krizden kaynaklı bizim pazarımızda ve gelişen pazarlarda ciddi bir potansiyel var. Ve bu potansiyeli sadece biz değil, aslında Avrupalılar, Kuzey Amerikalılar hatta Asya Pasifik ülkeleri, o taraftaki gelişmiş ekonomiler de ciddi bir ilgiyle takip ediyor.
Sonuçta biz 70 milyon nüfuslu bir ülkeyiz, teknolojide birinci evreyi tamamlamış olsak da ikinci evre, üçüncü evre dediğimiz daha çevik unsurların daha aktif olabileceği bir pazardayız. Türkiye’ye bu zamana kadar gelmemiş olan yazılım şirketleri Türkiye’ye geliyor, otomotiv şirketleri Türkiye’ye geliyor. Türkiye’de otomotiv üretiminden, %100 yerli üretimden bahsediliyor. Bunun yanında etrafımızda da ciddi bir potansiyel var. Zira biz de dışarıya belli bir insan kaynağı ihracatı yapabiliriz. Enerji özelleşiyor, enerji çok kritik ve Ortadoğu enerji anlamında çok ciddi potansiyeller barındırıyor.
Bu anlamda gerek teknoloji şirketlerinin gerekse endüstri şirketlerinin Türkiye’ye ciddi bir giriş yaptığını görüyoruz. Nüfusumuz genç ve gittikçe büyüyen bir ekonomiyiz. %9-10’ar seviyesinde büyüdüğümüz vakit hemen hemen dünyada ilk 10’da büyüyen ekonomiler arasındayız. En büyük 20 ekonomiden biriyiz. Dolayısıyla birçok anlamda, perakende alışveriş ihtiyaçlar anlamında önemli bir ülke Türkiye. Böyle baktığımızda daha müşteri odaklı, daha müşterisini tanıyan, müşterisini bilen ve müşterisine daha doğru çözüm önerileri, ürün önerileri yapabilen bir yapı bizim için çok kritik.
Bu söyleşinin son bölümünü Şimşek : Ciddi Markaları Türkiye’ye Getirme Aşamasındayız – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 