Türkiye, bir kaç önce Van’da yaşanan depremle riskli bir kuşakta yaşadığını yeniden hatırladı. Bu risk, insan hayatı için olduğu kadar iş sürekliliği için de geçerli. Verilerin güncel ve taşınabilir formatta kaydedilmesi kadar, çalışır ve ulaşılabilir olmasının da kritik olduğuna dikkat çeken Türkiye Bilişim Derneği, Yönetim Kurulu Üyesi Koray Özer, risk değerlendirmesini şu şekilde yapıyor:
“Sizin de dediğiniz gibi gerçekten ülkemiz çok özel bir coğrafyada yer almakta. Bu özel coğrafya dolayısıyla doğal ve yapay pek çok iş sürekliliğini tehdit eden riskler taşıyor. Bu risklerin bir kısmı doğal, bir kısmı yapay. Doğal olanları bildiğiniz gibi deprem, sel gibi afetler. Ama bunun dışında yapay olanları terör, kaza, sanal saldırı.
Bunlar da ülkemizdeki felaket olarak nitelendirirsek hiç eksilmeyen tehditler. Bir bakıyoruz ki bir banka merkezi bir terör saldırısıyla havaya uçurulmuş. Tabi onun içindeki bilgi işlem merkezi de yerle bir olmuş. Bir bakıyoruz depremle devlet daireleri de dahil olmak üzere binlerce bina çökmüş, yüzlerce vatandaşımız ölmüş.
Bırakın fay hatlarını, bırakın doğal tehditleri aslında kendi içimizde de hepimizin tehditleri, fay hatları var. Bu fay hatları siyasi, kişisel ve duygusal. Onu bırakalım hepimizin ait olduğu topluluklar var, ait olduğu kurumlar var. Bu kurumların çeşitli kırmızı çizgileri var ve biz bunların arasında yaşıyoruz. Unutmayalım ki bugüne kadar Anadolu coğrafyasında 40’a yakın ülke kuruldu ve 40’a yakın ülke yıkıldı.
Dolayısıyla biz Anadolu coğrafyasında yaşayan insanlar olarak bütün bunlara karşı dayanıklı olacak bir nesilden geliyoruz. Şimdi bunlar tabi ki büyük riskler, büyük felaketlerden söz ettik fakat bununla beraber bir belleğin kaybolması, bozulması, bir internet sağlayıcının devre dışı kalması ya da bir cd-rom’un zarar görmesi ya da bir yerden bir yere taşınmanız bile sizin iş sürekliliğinizi tehdit edecek unsurlardan bazıları.
Bunlara karşı neler yapıldığı sorusuna Özer şöyle cevap veriyor :
Risklere karşı verileri güncel ve taşınabilir kılmak bizim için çok önemli. Sistemi çalışır ve ulaşabilir kılmak da çok önemli. Çalışanları, sistemi yönetebilir bir şekilde hazır tutmak da iş sürekliliği bağlamında dikkat etmemiz gereken hedefler arasında. Bununla beraber bir takım standartlar paralelinde davranmak, o standartlara göre sistemimizi kurmak, yedeklerimizi buna göre almak bizlerin iş sürekliliğini sağlamak adına alabileceği önlemlerde bazıları.
İnsan unsuru, iş sürekliliğinde dikkat edilmesi gereken ögelerden. Bu nedenle, insan unsurunu iş sürekliliği sistemlerinde asli olarak kullanmamız gerekiyor. Zira, insan unsurunu, robotik bir parça gibi kullandığınız zaman çalışanlar yeterince sorumluluk almayabiliyorlar. Bizlerin öncelikle iş aksamalarında sorumluluk alacak personele ihtiyacımız var.
Çünkü, o anlarda inisiyatif almak gerekiyor olabilir. Bunun dışında başka bir şey söyleyeyim, her kurum kendi adına iş sürekliliğini sağlama konusunda davrandığı zaman maliyetle ilgili bir takım problemler çıkabilir. İş sürekliliği konusuna sivil toplum kuruluşlarının ve devletin katkı yapmalarının maliyetler açısından büyük yararlar sağlayabileceğini düşünüyoruz.



Kaynak : 