Bu söyleşinin ilk bölümünü Erol Bilecik : Bilişim (Telekom hariç) GSMH içinde % yarım Düzeyinde Olduğu için Önemli bir Noktada Değil – 1 ve ikinci bölümünü Erol Bilecik : Notebook Gibi Ürünlerde Fiyatlar, Avrupa ya da Diğer Ülkelere Kıyasla Çok Düşük – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Söyleşiyi kaldığımız yerden yayınlamaya devam ediyoruz..
turk-internet.com : Erol Bey, teknomarketlerin size etkisi ne oluyor?
Erol Bilecik : İşin bu tarafları bizim tedarik merkezi olarak hizmet verdiğimiz alanlar. Gelişmeleri çok kestirmek veya bilmemiz mümkün değil. Ama Türkiye’nin şu anki toplam pazarına, bu rakamlara bakıldığı zaman – 50 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz – bu pazarın %40’ının perakende tarafından verildiğini veya talep üretildiğini görüyoruz.
Böyle çok kaba bir hesap yapsak 2.8’lik veya 2 buçuk milyar dolarlık toplam bir pazardan bahsediyoruz ki içerisinde yazılımlar, içerisinde servis var. Yani bizim şu anki perakende zincirlerini etkilemeyen veya ilgilendirmeyen bir talep.
Oyuncu sayısıyla toplam pazarın oluşturduğu rakamlar arasında bir orantısızlık olduğunu görüyorum. Ama şuna da inanıyorum ki pazarın yukarıya doğru bir kırılma çizgisi başlayacak. Bu 2011’de gerçekleşen bir nokta değildi biraz önce söylediğim gibi.
IT sektörünün toplam fiyatlamalarına bakıldığı zaman şu anda fiyatlar bundan 3-4 yıl önce 1000 dolar diye bahsettiğimiz ürünler artık 500 hatta 400 dolar fiyat seviyelerine gelmiş. Ama bu fiyat seviyelerine gelmiş olan ürünlerin çalışan ve aktif cihazlar olduğundan da bahsediyoruz.
Böyle baktığımız zaman, benim kanaatim; 2011 insanların mutsuz oldukları bir yıl değildi. Ama insanların çok büyük mutluluklarla kapattığı bir yıl da olmadı.
turk-internet.com : Erol Bey, yıllardır konuşulur; kanalın bir dönüşümü oldu mu? Yani cihaz satışından hizmet satışına doğru veya danışmanlığa doğru bir dönüş görüyor musunuz?
Erol Bilecik : Bu 2000’li yılların başından beri bir söylemdir ama ben şunu izliyorum tarihsel baktığım zaman, 2005 yılı itibariyle artık bu konunun kafalara dank ettiklerini düşünüyorum.
Bugün bakarsanız perakende zincirleri artık perakende işlerini fevkalade düzgün yaptıkları için Anadolu’nun hiçbir büyük şehrinde veya perakende zincirlerinin faaliyette olduğu o şehirlerde önemli ölçüde non-stop shopping yapan veya single shop’ları olan retail mağazalarından artık çok bahsetmiyoruz.
Yani insanlar, firmalarımızdan bahsediyorum, yıllardır anlatılanların gerçeğini gördükleri için hardware’i tek başına satarak firmaların ayakta kalmalarının hatta herhangi bir artı değer üretmelerinin mümkün olmadığını gördüğü için servis olsun, yazılım olsun veya üretecekleri değerlere daha fazla sermayelerine katkı koyabilecekleri, karlılık edebilecekleri noktalara sürüklemiş vaziyetteler.
Ama hala da önemli gelişmelerin olabileceği önümüzdeki yıllara bakmak lazım, çünkü çok fazla meseleyi abartmamak lazım diye düşünüyorum çünkü bugün bir beyaz eşya sektörüne bakıldığı zaman bunun temelinde nereden baksanız 60-70 yıllık bir süreç var.
Bizim sektörümüzün milat yılı, kimimiz biraz daha eski olabiliriz veya kimimiz yeni olabiliriz ama 1990 yılı olarak alınabilir. Yanlış bir işaretleme olmaz diye düşünüyorum. 20 plus yıllık bir sektörden bahsediyoruz. Kendi sermayesinin doğal olarak yükünü yolda bir şekilde anca yapan bir sektörden bahsediyoruz.
Ama şunu söyleyebilirim 2011 de bunun tipik örneklerinden bir tanesiydi; geçmiş yıllarda ekonomide çok çalkalanma olan yıllarda mesela 1000 bilgisayar firması kapanır ama yerine 1200 hatta 2000 tane açılırdı. Artık öyle bir süreç ortadan kalktı.
Haliyle distribütörlerin de birebir risk analizleri daha profesyonel yapılmaya başlandı, sermayenin satın alma gücünü artık önemli kapitaller istemeye başlandığı bir süreç daha yoğun yaşanmaya başlandı aktif ticaret anlamında. Böyle baktığımız zaman da, artık kapanan ve açılan bilgisayar firmalarının şüphesiz açılanın lehine olmasına rağmen çok ihmal edilir bir büyüme olduğunu görüyoruz.
Çünkü sektörün rakamsal olarak ortaya koyduğu artı değer yani karlılık anlamında veya sermayeye katkı bedeli anlamında baktığımız zaman hala daha düşük kalıyor.
turk-internet.com : Biz kanalın hizmet verip vermediğini sorarken bir yandan da dünyadaki bilişim firmalarının hepsi artık bir bütün haline geldiler. Donanım firmaları yazılım firmaları satın aldı ya da yazılımcılar donanımları satın aldı, örnekleri var. Bu anlamda bu firmaların – özellikle çok uluslu firmaları kastediyorum – kanala katkıları oluyor mu herhangi bir alanda? Eğitim veya satışta bilgilendirmek gibi.
Erol Bilecik :
Söylemiş olduğunuz örneklerde olduğu gibi birçok farklı refleksler var. Bugün Oracle’ın Sun Microsystem’i alması, Cisco’nun artık server oyununda ben de varım demesi, böyle baktığınız zaman çok farklı rekabet kulvarlarının getirdiği yapılar da var. Cisco örneğine bakıldığı zaman network yükünde gerçekten Batı dünyası ile Doğu dünyası arasında bir eşitlenme var. Hem teknoloji anlamında, hem gelir anlamında.
Bugün bakıldığı zaman Cisco hala networking dünyasının – bizim de çok uzun yıllardır grup olarak keyifle distribütörlüğünü yaptığımız markalardan bir tanesi – liderliğini yapıyor olmasına rağmen 2, 3 ve 4 numaralı firmaların artık Çinli firmalar olduğunu görüyoruz. Eskiden biraz copy-paste teknolojiler varken şimdi onların da kendi teknolojileriyle geldiğini görüyoruz. Muazzam dalgalanmalar var.
İster istemez bu kocaman teknoloji üreticileri muazzam ciroları ve gelirleri olan firmalarla farklı kulvarlarda bu anlaşmaları yapıyorlardır veya bu üretimleri çeşitlendiriyorlardır diye düşünüyorum.
Tabi Oracle – Sun muazzam derecede bir yazılım firmasının muazzam profilleriyle, elde ettiği gelirlerle toplam kendi kanalı içerisinde daha farklı bir loyalty içerisinde Sun Microsystem’i aldı. Biz yine grup şirketlerimizin Türkiye distribütörlüğünü yaptığı Oracle – Sun Microsystem’den anladığımız kadarıyla şüphesiz kanallarımızı farklı fırsatlar, farklı eğitimler hatta farklı karlılıklar getirdiğini düşünüyorum.
Ama bu değişim üretici segmentinde nasıl daha muazzam dış refleksler veya farklı refleksler göreceğiz, biz de gerçekten hem resmin çok içinden ve dibinden bakıyor olmamıza rağmen inanın anlamaya çalışıyoruz.
Bu söyleşinin devamını Erol Bilecik : Entegratör Segmentinde Hafif Bir Boşalma Oldu – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.




Kaynak : 