Bu makale, Bilgi Üniversitesi, Bilişim Hukuku Enstitüsü’nden Yardımcı Doç.Dr.Leyla Keser Berber ve Mehmet Bedii Kaya tarafından hazırlanmıştır.
Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak ve ikinci bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
6. e-Defter Tebliği ve e-Arşivleme
Mevcut Türk Ticaret Kanununda, 6215 sayılı Kanunun 14. Maddesi ile yapılan değişiklikle Kanuna, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulabileceğine ve elektronik arşivlemeye ilişkin bir hüküm eklenmiştir. Aynı hüküm yeni Türk Ticaret Kanununda da yer almaktadır.
Bu hükme göre; elektronik defter tutma halinde, bu defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile maliye Bakanlığı tarafından çıkartılacak müşterek bir Tebliğle belirlenecektir.
Bu yetkiye istinaden iki Bakanlık tarafından hazırlanan e-Defter Tebliği, 13 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. E-Defter Tebliği’nin getirdiği en önemli yenilik, açılış ve kapanış onayında aranan noter tasdiki uygulamasını kaldırması ve bunun yerine Maliye Bakanlığı tarafından öngörülen elektronik defter beratı uygulamasını getirmesidir.
Yine Almanya’daki uygulamaya paralel bir şekilde, e-defter tutulurken kullanılacak yazılımların akreditasyonunu öngören bir sistem getirilmiştir. Ancak Tebliğ’de sorun yaratan bazı hususlar yer almaktadır.
Bunlardan ilki; e-defter uygulamasına geçmenin tüzel kişi tacirler bakımından, Maliye Bakanlığı’nın e-fatura uygulamasını kullanıyor olma koşuluna bağlanmış olmasıdır. Türk Ticaret Kanunu e-defter tutabilme açısından böyle bir koşul öngörmediği halde, Türk Ticaret kanunundan aldığı yetkiye istinaden iki bakanlığın çıkardıkları Tebliğ’de böyle bir koşulun getirilmesi kanuna aykırılık teşkil etmektedir.
İkinci sakınca ise; e-defter kayıtları tutulurken güvenli e-imza veya mali mühür kullanılabileceği öngörülmüştür. Bilindiği üzere güvenli e-imza 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununda tanımlanan, maddi hukuka göre ıslak imza ile eşdeğerli olan ve imza sahibini bağlayan ve hukuk muhakemeleri kanununa göre de, ispat hukuku açısından kesin delil teşkil eden bir teknolojidir. Mali Mühür ise Maliye Bakanlığının e-fatura uygulamasında kullanılmak üzere, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat uyarınca bir Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcı olan Tübitak-Kamu SM’ye geliştirdiği herhangi bir elektronik sertifikadır.
Mali mühürün bu Tebliğ ile güvenli e-imza ile paralel olarak kullanılabileceğinin öngörülmesi, hukuken güvenli e-imza ile eşdeğerli olmayan bir teknolojinin eşdeğerliymiş gibi yansıtılması sonucunu doğurmaktadır. Bu durum da, ileride mali mühür ile imzalanan e-fatura veya e-defter gibi uygulamalara ilişkin olarak ihtilaf ortaya çıktığında, mahkemeler önünde tacirler açısından maddi hukuk ve ispat hukuku açısından sorun yaratacaktır. Çünkü; 5070 sayılı Kanun dışında Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu da sadece güvenli e-imzaya hukuki sonuç bağlamaktadır.
Mevcut ve yeni Türk Ticaret Kanununda yer alan diğer önemli bir konu ise elektronik arşivlemedir. Türk Ticaret Kanunu tacirin gönderdiği, aldığı, oluşturduğu her türlü belgenin öngördüğü süreler boyunca, erişilmesi ve okunması mümkün olacak şekilde elektronik ortamda arşivlenebileceğini öngörmektedir.
Elektronik arşivleme şirketlerin, kağıt arşivlerden kurtulmaları gibi büyük bir olanak sunmaktadır. Bunun yanısıra öngördüğü süreler boyunca, elektronik imza ve zaman damgası ile saklanan bu kayıtlar, bir yandan şirket için elektronik delil teşkil ederken, öte yandan şirket ISO/IEC 27001’de sayılan kayıt yönetimi politika belgesini Türk Ticaret Kanunu dolayısıyla oluşturmak durumunda olacaktır. Bu her iki husus, bir tarafı itibariyle elektronik ortamda delil toplama süreci olan adli bilişim açısından oldukça önem taşımaktadır.
7. e-Ticaret Kanun Tasarısı
Halihazırda Meclis Alt Komisyonunda görüşülmekte olan e-Ticaret Kanun Tasarısı 2012 yılında yasalaşması kuvvetle muhtemel olan yasal düzenlemelerden biridir.
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak metin tartışıla dursun, bu taslağa kaynak teşkil eden AB e-Ticaret Direktifi de öneli noktaları itibariyle değiştirilmek üzeredir. Bu nedenle söz konusu Direktif’teki yeniliklerin iç hukukumuza aktarılması önem taşımaktadır.
Özellikle; çok tartışılan opt-in, opt out seçeneklerinden hangisinin benimsenmesi noktasında, AB’de özellikle 2002/58 Sayılı e-Privacy Direktifi ile gündeme getirilen “soft opt-in” sisteminin yasada yer alması gerekmektedir.
E-Ticaret hem dünya hem de Türkiye ekonomisi için, son derece cazip, çok hızlı büyüyen önemli alanlardan biridir. Bu nedenle e-Ticaret kanun Tasarısının e-ticaret sektörünün önünü açacak, sektörün gelişme ve büyümesini engellemeyecek, Türkiye’nin bu açıdan da global sermaye açısından cazip hale gelmesini sağlayacak nitelikte olması gerekmektedir.



Kaynak : 