Avrupa Birliği, bir süredir yenilenebilir enerji kaynaklarını sübvanse etmeye ve özel sektörün bu alandaki girişimlerini teşvik etmeye çalışıyor. Bu enerji kaynaklarından birisi de dalga enerjisi (wave energy) olarak ön plana çıkmakta. Ancak bu alandaki projeler AB’nin istediği hızda gelişmiyor ve 2020 hedeflerinin uzağında kalınacak gibi gözüküyor.
Türkiye’de bir nükleer enerji santrali kurulsun mu kurulmasın tartışmasıdır gidiyor. Türkiye’nin ciddi bir enerji açığı olduğu ve giderek dışarıya daha bağımlı bir ülke haline gelmeye başladığı ortada. Ancak sırf bu argümanı ön plana çıkartarak yenilenebilir enerji kaynaklarını görmezden gelmek ve nükleere yönelmek de çok akılcı bir çözüm olmaz. Sonuçta nükleer enerji, yatırım geri dönüşünü çok kısa vadede görebildiğiniz ve enerji verimliliği had safhada olan bir sistem. Buna karşın, başta AB olmak üzere gelişmiş ülkelerin nükleer enerjiden ziyade yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiklerini de göz ardı etmemek gerekiyor.
Yenilenebilir enerji kaynakları, temelde biyoyakıt, biyokütle, jeotermal, hidroelektrik, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, gelgit enerjisi ve dalga enerjisi olmak üzere 8 farklı bileşeni olan bir yapı. Ülkemizde bu enerji kaynaklarının çok azı ticari olarak kullanılmakta. Oysa Avrupa Birliği ülkeleri, tüm bu enerji çeşitleri için bir master plan hazırlamış durumda ve AB genelinde 2020 şemaları oluşturulmuş halde. AB’nin yenilenebilir enerji projeleri hedefinde en ilginç kalemleri ise şüphesiz gelgit enerjisi ve dalga enerjisi projeleri kapsamakta.
Çok basit bir tanım yapmak gerekirse gelgit enerjisi, özellikle okyanuslar gibi açık denizlerde ayın çekim gücü nedeniyle oluşan gelgit olayından yararlanan yenilenebilir enerji kaynağını tanımlamak için kullanılıyor. Gelgit enerjisinde, gelgit olayı için üretilmiş olan özel türbinler veya suyun yükseldiği anlarda suyu tutmak için tasarlanan gelgit barajları kullanılır. Dalga enerjisi ise özellikle yine okyanus gibi açık denizlerde oluşan dalgaların ve akıntıların yarattığı itme gücünden yararlanan yenilenebilir bir enerji kaynağıdır.
Ancak hem gelgit enerjisi hem de dalga enerjisinin büyük ölçekli ticari bir projede kullanılması oldukça zor ve ciddi anlamda yatırım isteyen bir konu. Bunun en temel sebebi olarak ise, her iki enerji türü için de özel tribünler kullanılması gerekliliği ve sadece belli bölgelerde yatırım yapılabilmesi ön plana çıkıyor. AB şemaları, gelgit enerjisi ve dalga enerjisi konusunda 2020 yılına dek 8,5 milyar Euro değerinde yatırım yapmayı ve bu yatırımlardan 3,6GW (gigawatt) enerji sağlamayı öngörüyordu.
Siemens ve Vatenfall gibi firmalar, söz konusu projelere yaptıkları 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırımlarla ön plana çıkmakta. Ancak hem kriz nedeniyle daralan ekonomiler hem de AB üyesi ülkeler tarafından yeterli sübvansiyonun bir türlü sağlanamaması AB’nin gelgit ve dalga enerjisi projelerinin istenen hızda ilerlememesine yol açtı. Bugün konuşulan rakamlar, 2020’de 3,6 GW hedefinden oldukça uzak kalınacağı ve ancak birkaç 100 MW değerlerine ulaşılabileceği yönünde.



Kaynak : 